arşiv

‘Eğitim’ kategorisi için arşiv

NAMAZ VAKİTLERİ NAMAZ NASIL KILINIR buyrun

Pazartesi, 28 Haz 2010 yorum yok

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR, cuma saati, cuma ezanı, cuma namazı, saat, kaçta, ne zaman, ezan kaçta okunuyor, cuma ne zaman, cuma namazı kaçta, cuma namazı saat kaçta, cuma namazı ne zaman, ezan kaçta okunacak, Cuma Namazı Ne Zaman – Saat Kaçta – Sabah, Öğle, İkindi, Akşam, Yatsı Namaz Vakitleri gibi sorularınıza bu yazımızda cevap bulabilirsiniz.

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?
Cuma Namazı tek başına kılınmaz.
Öğle vaktinde cemaatle kılınır.
Öğle ezânı okununca, önce dört rek’at Cum’a namazının ilk sünneti kılınır.
Niyet ederken:
“Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya” denilir.
Bu namaz aynı öğle namazının sünneti gibi kılınır.
o Yani bütün rekatlarda Fâtiha ve zamm-ı süre okunur.
o İlk oturuşta sadece Etteahiyyatü okunur.
o Son oturuşta:
Etteahiyyatü, Allahumma Salli, Allahumme Barik, Rabbena duaları okunur.
Sonra, câmi’ içinde, ikinci ezân okunur.
Sonra, İmam hutbe okumak için minbere çıkar. Hutbe okunur.
Hutbe okunurken cemâ’atin namaz kılması ve konuşması tahrimen mekruhdur (harama yakın).
Hatîb efendi duâ ederken, cemâ’at sesli âmîn demez.
İçinden sessiz denir.
Namaz kılarken yapması harâm olan her şey, hutbe dinlerken de harâmdır.
Hutbe okunup bittikten sonra müezzin kamet getirir.
Sonra, cemâ’at ile iki rek’at Cum’a namazının farzı kılınır. Bu namaz aynı sabah namazının farzı gibi kılınır.
Niyet şöyle edilir: “Niyet ettim, Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama”
Sonra, dört rek’at son sünneti, Niyeti şöyledir: “Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının son sünnetini kılmaya”.
Bu sünnetde aynı ilk sünnet gibi kılınır. Böylece esas itibariyle Cuma namazı farzı ve sünnetleriyle birlikte kılınmış olur.
Son sünnetin ardından zuhr-i ahir, niyetiyle dört rekat daha namaz kılınmaktadır. Niyet edilirken şöyle denilir: “Niyet ettim edâsı üzerime olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına”. Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namazı şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınmış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.
Bundan sonra, iki rek’at vaktin sünneti kılınır. “Vaktin sünnetine” diye niyet edilir. Cum’a sahîh olmadı ise, bu on rek’at, öğle namazı olur. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbîhler okunup, duâ edilir.

Vakit namazları nasıl kılınır?

SABAH NAMAZININ KILINIŞI:

4 rek’attir. 2 sünnet 2 farz

İki rek’at sünnetinin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina… duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Böylece sünnet tamamlanmış olur. Ara vermeden başka bir şey okunmadan, Allahümme entesselâmü…denildikten sonra hemen farz kılınmak üzere ayağa kalkılır

İki rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır

ÖĞLE NAMAZININ KILINIŞI:

10 rek’attir. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet

Dört rek’at sünnetinin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a gidilir.
- Secde yapılır.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

Dört rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… denir. Sonra son sünnet için ayağa kalkılır.

İki rek’at son sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

İKİNDİ NAMAZININ KILINIŞI:

8 rek’attır. 4 sünnet, 4 farz

Dört rek’at sünnetinin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

Dört rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secde’ye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

AKŞAM NAMAZININ KILINIŞI:

5 rek’attır. 3 farz, 2 sünnet

3 Rek’at farzın kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, sünneti kılmak için hemen ayağa kalkılır.

2 Rek’at sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

YATSI NAMAZININ KILINIŞI:

13 rek’attır. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet, 3 vitir

4 rek’at ilk sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secde’ye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur(son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

Dört rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… denir. Sonra son sünnet için ayağa kalkılır.

İki rek’at son sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, Vitir namazı için ayağa kalkılır.

3 rek’at vitir namazının kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş)
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Tekbîr getirilir (başlangıç tekbîri gibi)
- Kunut duâları okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

Categories: Eğitim Tags:

ESKİ UYGARLIKLARDA MATEMATİK SAYILARI buyrun

Pazartesi, 28 Haz 2010 yorum yok

İlkçağ insanı (ilkel insan, mağara insanı), rakam ve sayıları kullanmak ihtiyacını duymuştur. Bu devir insanları, ihtiyaçlarını kaydedip saklamasını da biliyordu. Avladıkları hayvanların veya sürüsündeki koyunların sayılarını belirtmek için, yaşadıkları mağara duvarlarına çizikler çizmişler, bir ağaç dalına çentikler yapmışlardır. Bazen de, ipe düğüm atmışlar, veya çakıl taşlarını kullanmışlardır .
Bu devrin, 13-15 yaşındaki insanı, koyun ve geyik gibi varlıkları, ok gibi eşyaları sayabilmek için, ufak yuvarlak çakıl taşlarına sahip olması, veya kesilmiş bir ağaç dalı (sopa) üzerine çentik yapması icap edecekti. Bir taş veya sopa Üzerinde işaretlenmiş bir adet çentik, tek koyunu ifade ederdi. Belli bir zaman sonra, eğer her bir taş veya çentik için bir koyun yoksa, o insan bir veya birkaç koyunun kayıp olduğunu anlardı. Bu devrin insanları; sayıları bir yere kaydedip saklanmasını da biliyorlardı.
İlkçağ insanları, sayılar için kil tabletler üzerine çizikler kazmayı, veya kesilmiş ağaç dalına çentikler yapmaya başlamakla, ilk defa, sayıları yazılı olarak ifade etmiş oluyorlardı. İlkçağ insanının kullandığı bu işaretler, rakam ve sayıların ilk yazılı ifadeleridir.
Bunların yanında; ilkel insanlar, sayıları belirtmek için, değişik ses ve kelimeler de kullanmışlardır. Bugün sayıları belirten standart hale gelmiş sembol (şekil) ve sözcükler vardır. Günümüzde; sayılar, hem 1, 2, 3, … gibi sembollerle ve hem de; bir, iki, üç, … gibi kelimelerle ifade edilmektedir. Bugün dört adet kalemi, “dört kalem” kelimesi ile belirtip “4″ sembolü ile gösterebiliyoruz.

Bilinen en eski sayma sistemlerinden biri, Eski Mısırlılara ait olanıdır. Eski Mısırlıların kullandıkları resim yazısının (hiyeroglif) başlangıç tarihi, M.Ö. 3300 yılına kadar geri gider. Eski Mısırlılara ait sayma sistemi, ilkçağ mağara, insanının önceleri kullandığı sayma sisteminin gelişmiş şeklidir.
Eski Mısır aritmetiği hakkındaki bilgilerimiz, papirüs tomarlarından elde edilmektedir. Bugün bu papirüsler; bilim tarihinde, M.Ö. 1900-1800 yılları için adlandırılan, Kahun ve Berlin papirüsleri ile, M.Ö. 1700 ile 1600 yılları için adlandırılan Hiksoslar Devrinden M.Ö. 1788-1580 kalma Rhind ve Moskova matematik papirüsleridir. Mısır matematiği hakkındaki diğer kaynaklar, birkaç parşömen tomarı ile kil ve tahta tabletlere dayanmaktadır.
Eski Mısır’da rakam ve sayılar bazı sembollerin (şekillerin) yan yana gelmesiyle ortaya çıkıyordu. Bütün rakamlar, 7 değişik şeklin bir araya gelmesiyle ve yazım biçimi de, sağdan sola doğru ifade ediliyordu

Bugün Kullanılan sembollerle ifade

http://www.math.wichita.edu/history/Images/num2.gif

Sayıları da, bu sembollerle göstererek bir sayı sistemi geliştirmişlerdir. Eski Mısırlıların, 1 den 1.000.000 a kadar olan sayıları göstermek ve yazmak için kullandıkları semboller (şekiller) yukarıda gösterilmiştir.

Tablonun incelenmesinden anlaşılacağı gibi, 9 sayısını ifade etmek için, 9 ayrı şekil, 90 sayısını ifade edebilmek için, 9 adet başka bir şekil; 99 için 18 aynı şekil, 999 sayısı için ise, 27 ayrı şekil (sembol) kullanmak gerekli olmaktadır.
Eski Mısırlılar; bu sembolleri, gerektiğinde tahta, ağaç ve taş üzerine de oymuşlardır. Bu rakamları bir kaç kez kullanarak, istenilen sayıları göstermişlerdir. Bu sistemde; gruplamalar onarlık yapıldığından, sistem onluk sistemdir.
Eski Mısır sistemi, aşağıdaki belirtilen özelliklerinden dolayı, mağara insanının kullandığı sistemin geliştirilmiş şekli idi:
a) Bir kümede bulunan şeylerin toplam sayısı, sadece bir tek sembolle belirtilmiştir. Örneğin: 10 sayısının bir topuk kemiği sembolü ile belirtilmesi gibi.
b) Diğer sayıları göstermek için, aynı semboller tekrarlanmıştır.
c) Bu sistemde 10 luk gruplar esas alınmıştır. On düşey çizgi, bir topuk kemiği sembolünü, on topuk kemiği sembolü de, bir çengel sembolüne eş değerdir. Bu şekilde devam eder.
Konu hakkında bir fikir vermesi bakımından aşağıdaki tabloda on tabanlı sayıların, eski Mısır sayma düzeninde nasıl yapıldığı gösterilmiştir.Eski Mısırlılar sıfır kavramını da bilmiyorlardı ve sıfırı gösterecek bir işaret (sembol) kullanmamışlardı. Fakat sayıları, çarpma ve çıkarma tablolarına, ehramların yapılış tarihlerinden itibaren sahip bulunuyorlardı.

Mezopotamyalılarda rakamlar, çivi yazısında görülen çivi yada oduncu kamasına benzeyen şekillerden ibarettir.
Bu işaretlerin (sembollerin) uygun biçimde, yan yana veya büyük sayıları gösterebilmek için toplu olarak veya tekrarlayarak grup halinde yazmak suretiyle 60′a kadar sayıları ifade edebiliyorlardı.
Bu tür yazım şeklinde, 0.1 ve 0.01 ile 0.001 gibi rakamların arasındaki farkı anlamak bir hayli güçtü. Bunu anlayabilmek için; metin, konu ve karine yardımıyla sonuç çıkarma yollarına gidilirdi.
Mezopotamyalılar da, sıfır sembolünü kullanmamışlardır. Ancak astronomilerinde bu maksatla, özel bir sembol kullandıkları anlaşılmaktadır.

http://mevcut.neteyaz.com/wp-content/fotograflar/Eski%20Yunan.jpg

Kaynaklar; çivi yazısından önceki resim yazısı (hiyeroglif) devresine tekabül eden safhada, en eski Mezopotamya rakamları olarak, aşağıdaki sembollerin kullanıldığını belirtir:Yukarda dikkat edilirse, 1 ve 10 sembollerinin temel olarak alındığı görülmektedir. Öteki 60, 600, 602, 603 gibi rakam sembolleri de, bu iki rakamın gelişmiş ve değişik biçimde gösterilmiş işaretlerden ibarettir. Bundan şu sonucu çıkarmak mümkün, 10 sembolünü düşünmezsek, altmış tabanlı (seksimal) bir sistem elde edilmektedir. Bu gelişimin tedrici bir şekilde yani yavaş yavaş yer almış olduğu da anlaşılmaktadır. Babil Sayma Sistemi
M.Ö. 2000 yıllarında Mezopotamya’da yaşayan Babillilerin, bilimin çoğu dalında, oldukça ileri bir seviyeye ulaşmış oldukları bilinmektedir. Öyle ki; Babil şehrini zamanın bilim merkezi haline getirmişlerdir. Özellikle matematik ve astronomide çok ilerlemişlerdir.Babilliler, 59′dan büyük sayıları da, basamak düşüncesinden yararlanarak yazdılar. 60 sayısını taban olarak kullandılar. Gruplamalarını 60′lık olarak, yani 60×2 = 120, … şeklinde yaptılar. Böylece ilk kez sayılarda basamak fikrini gösterdiler. Babiller, sayıları yazarken iki tane sembol ve bulunmayan basamaklar yerini doldurmak için de, (( : )) işaretini kullanmışlardır.

Babil rakamları arasýnda da, sıfır rakamını gösteren bir sembol yoktur. Rakamları sağdan sola doðru yazarak ifade ettikleri anlaşılmaktadır. Babilliler, kil tabletler üzerine “sitilüs” adı verilen tahta parçası ile yazarlardı. Bu tür yazıya çivi yazısı denir. Kağıt yapmayı, henüz bilmediklerinden, kilden yapılmış levhalar kullanmışlardır. Dört Temel İşlem
Toplama: Rakamları (işaretleri) yan yana yazarak yapıyorlardı.
Çarpma: Toplama işlemine benzer, çok yorucu bir yol uyguluyorlardı. Bu kadar uzun işlemlerin zorluğu karşısında, özel çarpma tabloları hazırlamışlardır.
Kesirler: Çoðu zaman kesirler, paydası birim (yani 60) olan sayı ile ifade ediliyordu. Yalnız, çok eski tarihten beri, Babil’de 1/3, 2/3, 5/6 gibi bir çok basit kesirlerin kullanıldığı da anlaşılmaktadır.

Romalılar, Eski Mısırlıların yıllarca önce yaptıkları gibi, önceleri, bazı sembolleri tekrarlayarak sayıları yazarlardı. (Bakınız Örnek l.) Sonraları da, çıkarmadan yararlanarak, daha kısa yazma yollarını ortaya koydular. (Bakınız: Örnek II.)

Örnek l :
XXXXX = 50
MDCLXVI = 1000 + 500 + 100 + 50 + 10 + 1 = 1666
DLXIII = 500 + 50 + 10 + 1 + 1 + 1 = 563
Örnek II :
XC = 100 -10 = 90
IX = 10 -1 = 9

Başlangıçta değişik bazı sembol ve harfleri, rakam olarak kullanmışlardır. Bu rakamları, ilk olarak Romalılar kullandıkları için, aritmetikte “Roma Rakamları” ya da “Romen Rakamları” olarak adlandırılır.
Kaynaklar, Roma rakamlarının bir elin parmaklarından esinlenerek ortaya konduğunu belirtir. Romalılar, bugün kullandığımız l, 2, 3, 4 rakamları yerine I, II, III, IIII sembollerini ve 5′i belirtmek için de, V şeklinde bir el işaretini sembol olarak kullandılar. 10′u belirtmek için de V sembolünü, değişik biçimde iki kez kullanarak X sembolünü elde ettiler. (Çaprazlanmış iki düşey çizgi.) Diğer rakamları da alfabelerindeki harflerden aldılar.
Romalılar sayıları belirtmek için, 7 ayrı harfi rakam olarak kullanmışlardır. Aşağıdaki tabloda, Roma rakamları gösterilmiştir.

Roma Sayma Düzeninde

I V X L C D M
Onluk Sayma Düzeninde 1 5 10 50 100 500 1000


Roma rakamlarına dayalı, Roma sayma düzenine göre, toplama ve çıkarma işlemlerinin yapılmasında, bazı temel özellik ve sınırlamalar vardır. Bunları özetlersek :

A -Toplama İşlemindeki Özellik ve Sınırlamalar
a) Yanyana yazılan ve aynı sembolü gösteren, iki ya da üç temel rakam birbiriyle toplanarak, toplama karşı gelen sayı elde edilir .
Örnek :
I I I = 1 + 1 + 1 = 3

X X = 10 + 10 = 20
Uyarı : Bu rakamların yazılışları ile ilgili önemli özellik : I, X, C sembolleri yanyana, 3′ten fazla; V, L, D, M sembolleri de, 1′den fazla yazılamaz.
b) Büyük rakamların sağına yazılan küçük rakamlar, kendisi ile toplanarak toplama karşı gelen sayı elde edlir.
Örnek :
XV = 10 + 5 = 15
DLXI = 500 + 50 + 10 + 1 = 561
C) Küçük değerleri gösteren semboller (rakamlar), büyük değerleri gösteren sembollerin sağına yağıldığında, bu değerler toplanarak toplama karşı kelen sayı elde edilir.
Örnek :
MDCLXVI = 1000 + 500 + 100 + 50 + 10 + 5 + 1 = 1666
DLXI = 500 + 50 + 10 + 1 = 561


B -Çıkarma İşleminde Özellik ve Sınırlamalar
a) 5 ile başlayan V, L, D sembolleri, çıkarma amacı ile, kendinden büyük değer belirten sembollerin soluna yazılmaz.
b) Bir sayı, ancak aşağıdaki durumlarda çıkarılabilir.
I sadece V ve X den çıkarılabilir.
X sadece L ve C den çıkarılabilir.
C sadece D ve M den çıkarılabilir.

c) Küçük değerli semboller, büyük değerli sembollerin, soluna yazıldığında, büyük değerden küçüğü çıkarılır, bu fark sayıyı verir
Örnek :
IX = 10 -1 = 9
XL = 50 -10 = 40

d) İki büyük değerli sembol (rakam) arasına yazılan küçük değerli sembol, sağındakinden çıkarılmak suretiyle, sonuca denk gelen sayı elde edilir.
Örnek :
CXL = 140
LIX = 59

d) Roma sembollerinin değer bir özelliği de, binleri göstermek için sembolün üzerine bir yatay çizgi, milyonları göstermek için de; ilgili sembolün üzerine iki yatay çizgi çizilerek ifade edilir.
Örnek :
http://www.bilgiustam.com/resimler/2008/02/romarakamtablo.png
Görülüyor ki; Roma sayma düzeni, sadece toplama ve çıkarma işlemine dayanmaktadır. Sıfır ve basamak sistemi (kavramı) yoktur. Bu nedenle, aritmetik işlem yapmaya uygun değildir. Şöyle ki : Roma’da Forum Meydanı’ndaki süslü hitabet kürsüsünün “Columna Restrata” sütünunda 2.200.000 sayısını belirtmek için yirmi iki adet “yüz bin” i gösteren sembol (sayı işareti) oyulmuştur.
Roma rakamları bu özellikleri dolayısıyla; bugün matematik işlemleri yapmak amacıyla kullanılmamaktadır. Ancak, çok sınırlı olan, bazı özel gösterimler için kullanılmaktadır.

Tarih Öncesi Çağlarda Aritmetik

Sayı ve biçime ilişkin kavramlarla tanışmamız Yontma Taş Devri’ne kadar uzanır .Yüzbinlerce yıl boyunca insanlar , hayvanların yaşadığı koşullardan pek farklı olmayan bir biçimde mağaralarda yaşadılar .Enerjilerinin çoğunu nerede yiyecek bulurlarsa onu toplamaya harcıyorlardı .Avlanmak ve balık tutmak için silahları , birbirleriyle anlaşmak için konuşma dilini geliştirdiler .Yontma Taş Devri’nin sonlarına doğru da yaratıcı sanatlarla heykelcikler ve resimler yaparak yaşamlarını renklendirdiler .Fransa ve İspanya’daki yaklaşık 15.000 yıl öncesinin mağara duvar resimlerininayinsel bir anlamı olabilir , ama bunun ötesinde de üstün bir biçim anlayışı gösteriyorlardı .

Maden Devrinde ise bunun aksine ticaret öylesine gelişmişti ki , yüzlerce mil uzaklıktaki köyler arasındaki ilişkilerin izleri fark edilebiliyordu .Önce bakırın daha sonra da tuncun eritilmesiyle bu metallerden araçlar ve silahlar yapıldı .Bu da ticaretin ve yeni dillerin daha da gelişmesine yol açtı .Bu dillerdeki nesnelerin çoğunlukla somut ; yani elle tutulur ve gözle görülür nesneleri belirtmesine ve az sayıda olmasına karşın bazı sayısal terimler ortaya çıktı .Benim düşüncelerime göre matematiğin ilk kez ortaya çıktığı çağ Maden Çağıdır .

Ünlü bir matematikçi olan Adam Smith’in “insan aklının ürünü en soyut düşünceler” olarak tanımladığı sayısal terimlerin kullanılmaya başlanması çok yavaş oldu .Bunlar ilk ortaya çıktıklarında bir cismin sayısını değil niteliğini gösteriyordu .Örneğin ; “bir insan” değil sadece “insan” kavramını gösteriyordu .Sayısal kavramların bu niteliksel kökenlerinin izleri hala Yunanca ve Keltçe gibi bazı dillerdeki ikili terimlerde görülebilir .Sayı kavramı geliştikçe toplama yoluyla
daha büyük sayılar oluşturuldu :2 ile 1 toplanarak 3 , 2 ile 2 toplanarak 4 , 2 ile 3 toplanarak 5 bulundu .

İşte bazı Avustralya kabilelerinden örnek :

Murray Nehri : 1 =enea , 2 =petcheval , 3 =petcheval-enea , 4 =petcheval – petcheval

Kamilaraoi : 1 =ma , 2 =bulan , 3 =guliba , 4 =bulan bulan , 5 =bulan guliba , 6 =guliba guliba

Zanaatlerin ve ticaretin gelişmesi sayı kavramının netleşmesine yardım etti .Sayılar , ticaret yaparken doğal bir yöntem olan bir ya da iki elin parmakları kullanılarak daha büyük birimlerin içinde gösterildi .Buna örnek olarak şimdiki okullarda okuyan küçük sınıflarda ki çocukların sayma yöntemini verebilirim .Bu olayın sonucunda önce 5 sonra 10 tabanlı sayı sistemleri oluşturulup , bunlar toplama ve bazen çıkarma ile tamamlandı .Böylece 12, 10 + 2 olarak ya da 9 ,10-1 olarak algılandı .Bazen de taban olarak el ve ayak parmaklarının toplam sayısı olan 20 kullanıldı .Yapılan araştırmalara göre Amerikan yerlilerinin kullandığı 307 sayı siteminden 146’sı onluk , 106’sı onluk , onikilik ve yirmilik sayı sistemlerinin karışımıydı .Çoğu kişi tarafından yamyam olarak bilinen Amerikan yerlilerinin bu kadar çok sayı sisteminin olması önce bana biraz garip geldi .Fakat sonra , onların da en az bizim kadar zeki olduklarını anladım .Yirmili sayı sisteminin en tipik biçmi Meksika’da Mayalar ve Avrupa’da Keltler tarafından kullanıldı .

Sayılar kümelere ayrılarak , tahtanın üstüne çentik , ipin üstüne düğüm atılarak ya da deniz kabuklarının beşli yığınlar biçiminde düzenlenmesiyle sayısal kayıtlar tutuldu .Bu yöntemler eski zaman hancılarının çetele tutma yöntemlerine benziyordu .Böyle yöntemlerden 5 , 10 , 20 gibi özel simgelere geçilmesi çok kolay oldu .Benzer simgeler uygarlığın doğuşu da denen yazılı tarihin başlangıcından beri kullanılmıştır .

Yontama Taş Devri’ne kadar uzanan en eski çetele çubuğu 1937’de Vestonica’da bulunmuştur .Bu ; genç bir kurdun 7 inç uzunluğundaki ön kol kemiğiydi ve üzerinde ilk 25’i beşli gruplar halinde düzenlenmiş 55 çentik bulunmaktaydı .Dizinin sonunda , önceki çentiklerden iki kat uzun bir çentik vardı .Yeni dizinin başındaki çentik yine 2 kat uzundu ve bunu 30 çentikten oluşan bir dizi izliyordu .

Böylece , sık sık söylenen “eski zamanlarda sayma parmaklara dayalıydı .” görüşü geçerliliğini kaybetmiş oldu .Yazı olmamasına rağmen Yontma Taş Devrin’deki insanların çetele çubuklarını duymak ilginç gelebilir .Fakat gerçek .

Parmaklar kullanılarak sayı saymak yani 5’erli 10’arlı saymak ancak toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında ortaya çıkar .Bu aşamadan sonra sayılar bir tabana göre ifade edildi ve bu da büyük sayıların ortaya çıkmasına yardım etti .Böylece ilkel bir aritmetik ortaya çıktı .14 bazen 10+4 , bazen de 15-1 olarak gösteriliyordu .20’nin 10+10 değil de 2´10 olarak gösterilmesiyle çarpma başladı .Bölme , 10’un “vücudun yarısı” olarak gösterilmesiyle başladı , ama kesirlerin bilinçli bir şekilde oluşturulması hala çok enderdi .Kuzey Amerika’da kabilelerin ancak birkaçında böyle kesirler biliniyordu , çoğu durumda bu ½’ydi .Bazen 1/3

ya da ¼’de kullanılıyordu .Bir başka ilginç durum çok büyük sayılara duyulan ilgidir .Bu belki de tümüyle insana ait bir tutku olan sürünün büyüklüğü ya da öldürülen düşmanların çokluğunu abartma isteğinin sonucudur .Bu eğilimin kalıntıları İncil’de ve diğer kutsal metinlerde de ortaya çıkar .

Tarih Öncesi Çağlarda Geometri
Cisimlerin uzunluklarını ve içindekileri ölçmek gerekince , genelde insan vücudunun bölümleri kullanılarak ; parmak , ayak , karış gibi basit ölçüler kullanıldı .Arşın , kulaç adları bize bu geleneği hatırlatır .Ev yaparken Hint köylüleri de , Orta Avrupa’da kutup evi yapanlar da yapıları düz çizgiler boyunca ve yere göre dik açıyla yapmak için kurallar geliştirdiler .Örneğin ; “Düz sözcüğü “germek” sözcüğü ile ilgilidir ve iple yapılan işlemleri gösterir .”Doğru” ve “Keten kumaş” sözcükleri , dokumacılık ile geometrinin başlangıcı arasındaki bağlantıyı gösterir .Dokumacılık ölçmeye ilişkin ilginin başlama yollarından biriydi .

Cilalı Taş Devri insanı geometrik desenlere büyük bir ilgi duyuyordu .Çömleklerin pişirilmesi ve boyanması , sazların örülmesi , sepet yapımı ve kumaş dokumacılığı , daha sonra da metallerin işlenmesi , düzlemsel ve alansal ilişkilerin kavranmasını geliştirdi .Dans figürleri de bunda rol oynamış olmalı ki Cilalıtaş Devri’nde yapılan süslemelerde benzerlik ve simetri görülür ; eş şekiller kullanılırdı .Bazı tarih öncesi desenler de üçgensel sayılar , bazılarında ise “kutsal” sayılar yer alıyordu .Pisagor matematiğinde önemli rol oynayan üçgensel sayıların oluşturulma çabaları yansımaktadır .

Bu tür desenler tarih boyunca yaygın olarak kullanılmıştır .Bunların çok güzel örneklerine Girit’teki Minos ve erken dönem Yunan vazolarında , daha sonra Bizans ve Arap moziklerinde , Pers ve Çin duvar halılarında rastlanır .Bu ilk desenlerin dinsel ya da büyüsel bir anlamı olabilir , ama zamanla görsel çekicilikleri ön plana çıkmıştır .

Taş Devri dinlerinde , doğa güçlerine egemen olma çabasının ilkel bir biçimini fark edebiliriz . Dinsel törenler büyü ile iç içeydi .Büyü öğesi de o zamanlar var olan sayı ve biçime ilişkin kavramlarda , heykel , müzik ve resimlerde içeriliyordu .3,4,7 gibi sihirli sayılar , Pentalpha ve Swastika gibi sihirli biçimler vardı .Matematiğin toplumsal kökenleri modern zamanlarda silikleşmişse de insanlık tarihinin ilk dönemlerinde bu kökler açıkça görülebilmektedir ve bazı yazarlar , matematiğin bu yönünün onun gelişiminde belirleyici olduğu görüşündedir .”Modern” sayı bilimi , Cilalı hatta belki de Yontma Taş Devri’nin büyü törenlerinin mirasıdır .

Zaman Kavramı
En ilkel kabilelerde bile bir “zaman” kavramına rastlanır ve bunun sonucu olarak da Güneş Ay ve yıldızların hareketleriyle ilgili bazı bilgileri edinmişlerdi .Bu bilgiler , çiftçilik ve ticaret geliştikçe daha bilimsel bir nitelik kazanmaya başladı .Bitkilerdeki değişimlerin Ay’daki değişimlerle ilişkilendirildiği Ay takviminin kullanılması , insanlık tarihinin çok erken dönemlerine kadar uzanır .İlkel insanlar gündönümünü ya da şafakta yedi yıldızlı Süreyya burcunun yükselişini ilgiyle izliyordu .İlk uygarlıkları kuran insanların astronomi bilgilerinin kökeni tarih öncesi dönemlerden gelen bilgilere dayanıyordu .İlk insanlar , takım yıldızlarından denizcilikte yararlandılar .Astronomiye ilişkin bu gözlemlerinin sonunda kürenin , dairenin ve açısal yönlerin özellikleri hakkında bilgi edinildi .

Matematiğin başlangıcına ilişkin bu birkaç örnek bir bilimin tarihsel gelişiminin , şimdi bu alandaki öğretimde geliştirdiğimiz aşamalarla çakışmayabileceğini göstermektedir .İnsanlarca bilinen en eski geometrik biçimler olan düğümlere ve desenlere ancak son yıllarda bilimsel bir ilgi gösterilmiştir .Öte yandan , grafikle gösterim ya da istatistik gibi matematiğin temel dallarının başlangıcı modern zamanlardadır .Bir matematikçi olan A. Speiser bu konuda şöyle düşünmektedir :

“Matematiğe girişin doğasında var olan sıkıcılığın ön plana çıkma eğiliminin geç başlangıcının sonucu olduğu söylenebilir ; çünkü yaratıcı bir matematikçi ilgi çekici ve güzel problemlerle uğraşmayı yeğler .”

ESKİ UYGARLIKLARIN MATEMATİKLERİ
Doğu Matematiği

Doğu matematiği uygulamalı bilim kökenliydi .Takvimin hesaplanması , tarımsal üretim ve bayındırlıkla ilgili işlerin örgütlenmesi , vergilerin toplanması uygulamalı aritmetik ve ölçme sorunlarına öncelikle ağırlık verilmesini gerektirdi .Bununla birlikte , yüzyıllar boyunca özel bir zanaat olarak gelişen bilim yalnızca uygulamaya yönelik değildi ; sırlar öğretilirken , soyutlamaya yönelik eğilimler de ortaya çıktı .Aritmetiğin cebire dönüşmesi yalnızca daha pratik hesaplamalar sağladığı için olmadı ; bu , aynı zamanda yazıcı okullarında öğretilen bir bilimin doğal bir gelişimiydi .Aynı nedenlerle ölçme ile ilgili bilgiler kuramsal geometrinin başlangıcını oluşturdu .

Mısır Matematiği
Mısır matematiğine ilişkin bilgilerimizin çoğu iki kaynağa dayanır .Bunlar 85 problemi içeren Rhind Papirüsü ve bundan belki de 200 yıl öncesine ait olan ve 25 problemi kapsayan Moscow Papürüsü’dür .Bu elyazmaları düzenlenirken , içerdikleri problemler zaten eskiden beri biliniyordu ; ama yakın dönemden , hatta Roma döneminden kalma az sayıdaki papirüsteki yöntemler de bundan farklı değildi .Kullandıkları matematik onlu sayı sistemine dayanıyordu ve 10’dan büyük her 10’lu birim için özel simgeler kullanılıyordu .Bu tür sistemleri Roma rakamlarından biliyoruz : MDCCCLXXVII = 1878 .Bu sistemi kullanan Mısırlılar , çarpmayı ardışık toplamalara indirgeyen , toplama ağırlıklı bir aritmetik geliştirdi .Örneğin , bir sayıyı 13 ile çarpmak için onu önce 4 ve 8’le çarpıyorlardı daha sonra çıkan sonucu sayının kendisine ekliyorlardı .Bu işlemi yaparak inceleyelim :

Normal çarpma işlemi :3´13=39

Mısırlıların kullandığı yöntem :

3´4 =12

3´8 =24

24+12 =36

36+3 =39

Görüldüğü gibi sonuç aynı .Mısır matematiğinin en önemli yönü kesirlerle yapılan hesaplamalardır .Bütün kesirler , payı bir olan birim kesirlerin toplamı olarak yazılırdı .

Bazı problemlerin teorik yanları ağır basıyordu .Örneğin 100 somun ekmeği 5 kişi arasında , her birine düşen pay aritmetik olarak artarak ve en büyük 3 payın toplamının yedide biri en küçük iki payın toplamına eşit olacak biçimde bölüştürülmesi problemi böyleydi .7 evin her birinin 7 kedisi , her kedinin kovaladığı 7 farenin olduğu problem , geometrik olarak artan bir serinin toplamının formülünü bildiklerini gösteriyordu .

Böyle problemler için yazılmış şiirler , şarkılar bile vardır .Şu şiiri anımsayalım :

“St. Ives’e giderken

7 karısı olan bir adamla karşılaştım

Her karısının yedi sepeti
Her sepetin yedi kedisi

Her kedinin yedi yavrusu vardı
Her yavrununda yedi çıngırağı vardı

Yavrular , kediler , sepetler , kadınlar ve çıngıraklar

Kaç tanesi St. Ives’e gidiyordu ?

Mezopotamya Matematiği
Mezopotamya matematiği , Mısır matematiğinin hiçbir dönemde ulaşamadığı bir düzeye erişti .Burada yüzyıllar içinde bile ilerlemeyi fark edebiliriz .M.Ö 2100’deki en eski metinlerde bile gelişmiş hesap izleri bulunur .Bu metinlerde 10’lu sistemin üzerine 60’lı sistemin eklendiği çarpım tabloları bulunmaktaydı .1 , 60 , 3600 ; hatta 60 üstü ve 60 üstü 2’yi gösteren çiviyazısı simgeler kullanılmıştı .Ama bu onların matematiğinin tipik özelliği değildi .Mısırlılar daha büyük her sayıyı yeni bir simge ile gösterirken , Sümerliler aynı simgeyi kullanıp değerini bulunduğu yere göre belirliyorlardı .

Ayrıca 60’lı sayı sistemi insanlığın kalıcı bir kazanımı oldu .Günümüzde kullandığımız saatin 60 dakika ve 3600 saniyeye bölünmesinin de , dairenin 360 dereceye , her derecenin 60 dakikaya , her dakikanın da 60 saniyeye bölünmesinin kökeni de Sümerliler’e kadar uzanır .Birim olarak 10 yerine 60’ın alınmasının sebebi ölçme sistemlerini birleştirmek olabileceği gibi 60’ın birçok böleninin olması da nedenlerden biri olabilir .

MISIR HİYEROGLİFLERİ
Eğer yazılarınızı eski Mısır hiyeroglifleriyle yazarsanız çoğu kişi bunları okumaya çalışmaktan vazgeçecektir .

Eski Mısır Hiyeroglifleri’nden Mısır rakamlarını öğrenmek çok kolaydır ; çünkü hepsinin bir görsel anlamı vardır .Büyük bir olasılıkla yazı yazmaya başlamadan once Mısırlılar , sayı saymak için parmaklarını kullanıyorlardı .Başka birinin okuması için sayı düzenlemeleri gerektiğinde de , yine büyük bir olasılıkla , yan yana sıralanmış yapraklar , ip parçaları ve çiçekler bırakıyorlardı .Neden mi böyle düşünüyoruz ? Çünkü daha sonradan hiyeroglif yazı sistemini geliştirdiklerinde , yaprak ip parçaları , çiçek ve hatta yılan ve iribaşlar kullanmışlar .

Categories: Eğitim Tags:

KPSS-2010 1 TERCİH KILAVUZU YAYIMLANDI KPSS KILAVUZU İNDİRin

Pazartesi, 17 May 2010 yorum yok

Kamu kurum ve kuruluşlarının bazı kadro ve pozisyonlarına, “Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik” hükümleri uyarınca ÖSYM tarafından yerleştirme yapılacaktır. Adayların 28-29 Haziran 2008 ve 21 Eylül 2008 tarihlerinde yapılmış olan KPSS (2008-KPSS Lisans ve 2008-KPSS Ortaöğretim/Önlisans) birine girmiş ve bu sınavların en az birinden ilgili KPSS puanını almış olmaları gerekir. Tercihler 17 – 26 Mayıs 2010 tarihleri arasında internet yoluyla ÖSYM’ye gönderebileceklerdir. Kılavuz ve detaylar için başlığa tıklayınız.

KPSS-2010/1 TERCİH KILAVUZU

GENEL AÇIKLAMALAR

TABLO 1 – ORTAÖĞRETİM MEZUNLARI İÇİN KADROLAR VE POZİSYONLAR

TABLO 2 – ÖNLİSANS MEZUNLARI İÇİN KADROLAR VE POZİSYONLAR

TABLO 3 – LİSANS MEZUNLARI İÇİN KADROLAR VE POZİSYONLAR

MEZUNİYETE İLİŞKİN ARANAN NİTELİKLER

ORTAÖĞRETİM MEZUNLARI İÇİN ARANAN NİTELİKLER

ÖNLİSANS MEZUNLARI İÇİN ARANAN NİTELİKLER

LİSANS MEZUNLARI İÇİN ARANAN NİTELİKLER

CİNSİYET VE DİĞER KOŞULLAR İÇİN ARANAN NİTELİKLER

TABLO 4A – MEZUN OLUNAN ORTAÖĞRETİM ALANLARI

TABLO 4B – MEZUN OLUNAN ÖNLİSANS PROGRAMLARI

TABLO 4C – MEZUN OLUNAN LİSANS PROGRAMLARI


ADAYLARIN DİKKATİNE:

Bu yerleştirme sonucu herhangi bir kadro veya pozisyona yerleştirilen adaylar, atamaları yapılsın ya da yapılmasın, daha sonra ÖSYM tarafından yapılacak personel yerleştirmesi için yerleştirildikleri 2008-KPSS puanı ile tercih yapamazlar.

Adayların tercih işlemini tamamlamadan önce, tercih etmek istediği tüm kadro ve pozisyonların koşullarını dikkatle incelemeleri, koşullarını taşımadıkları kadro ve pozisyonlardan tercih

yapmamaları son derece önemlidir.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Ankara

1. GENEL BİLGİLER, TEMEL İLKE VE KURALLAR

1.1 Kamu kurum ve kuruluşlarının bazı kadro ve pozisyonlarına, “Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik” hükümleri uyarınca ÖSYM tarafından yerleştirme yapılacaktır.

1.2 KPSS-2010/1 Tercih Kılavuzu, ilgili mevzuat uyarınca atama izni alınmış olan kadroları ve pozisyonları, bunlar için aranan nitelikler ile kontenjanlarını kapsamaktadır.

1.3 Adayların bu kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonları tercih edebilmeleri için, 28-29 Haziran 2008 ve 21 Eylül 2008 tarihlerinde yapılmış olan Kamu Personel Seçme Sınavlarından (2008-KPSS Lisans ve 2008-KPSS Ortaöğretim/Önlisans) birine girmiş ve bu sınavların en az birinden ilgili KPSS puanını almış olmaları gerekir.

1.4 Yerleştirme işlemlerinde ortaöğretim mezunları için KPSSP94, önlisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanı kullanılacaktır.

1.5 Merkezi yerleştirme sonucu B grubuna ait herhangi bir kadro veya pozisyona yerleştirilen adaylar, daha sonraki personel alımları için yerleştirmelerine esas alınan puanla başvuruda bulunamazlar.

2. TERCİHLERİN YAPILMASI İÇİN GENEL BİLGİLER

2.1 Tercihlerin geçerli olabilmesi için tercihlerin ÖSYM’ye internetle gönderildiği son gün itibariyle, sınava girilen öğrenim düzeyindeki bir okuldan veya programdan mezun olunması zorunludur. Tercihlerin internetle ÖSYM’ye gönderilmesinin son günü itibariyle mezun durumda bulunmayan adayların, yerleştirilmeleri yapılmış olsa bile, atamaları yapılmayacaktır.

2.2 Adayların boş kadrolara ve pozisyonlara yerleştirme işlemlerine alınabilmeleri için tercihlerin kurallara uygun olarak yapılması ve yapılan tercihlerin geçerli olması zorunludur.

3. TERCİHLERİN YAPILMASI İLE İLGİLİ İŞLEMLER

3.1 Adaylar tercihlerini 17 – 26 Mayıs 2010 tarihleri arasında internet yoluyla ÖSYM’ye gönderebileceklerdir. İnternetten tercih gönderme işlemleri 26 Mayıs 2010 gecesi, saat 00:00’da sona erecektir.

3.2 Bu kılavuzda kamu kurum ve kuruluşlarının atama yapacakları boş kadro ve pozisyonlarını içeren tablolar yer almaktadır. Tablo-1’de ortaöğretim mezunlarının, Tablo-2’de önlisans mezunlarının ve Tablo-3’te lisans mezunlarının tercih edebilecekleri kadro ve pozisyonlar bulunmaktadır.

3.3 Tercihlerinizi yaparken size uygun olan kadro ve pozisyonların bulunduğu tablolardaki “Aranan Nitelikler” sütununda yer alan koşulları dikkatle incelemeniz ve size uyup uymadığını belirlemeniz son derece önemlidir.

Bir kadro veya pozisyon için mezun olunan program/alan koşulu birden fazla ise bunlardan birinin karşılanması yeterlidir.

Ayrıca, bu kılavuzdaki Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı tarafından düzenlenen “Başvuru Genel Şartları ve Diğer Hususlar” başlıklı uyarıları mutlaka okumanız ve tercihlerinizi yaparken bu uyarıları da göz önünde tutmanız gerekir.

DİKKAT:

Koşullarından herhangi birini karşılamadığınız bir kadro ya da pozisyona tercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız için tercihlerinizi internetle ÖSYM’ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz.

Tercihlerinizi internetle ÖSYM’ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz. İnternet üzerinde tercihlerinizi kaydettiğiniz andan itibaren, bu tercihlerinizi değiştirmeniz, kısmen ya da tamamen iptal etmeniz mümkün olmayacaktır.

3.4 Tercih yapmak istediğiniz kadro ve pozisyonları belirleyiniz ve 15’i geçmemek üzere istek sıranıza göre yazınız. Bu sıralamada kadro ve pozisyonun size uygunluğu ve sizin bunlara vereceğiniz öncelikler son derece önemlidir. Tercihlerinizi yazmanız için bu kılavuzdaki boş Tercih Listesinden yararlanabilirsiniz. Böyle bir hazırlık size tercihlerinizi internete girmenizde kolaylık sağlayacaktır.

Üzerinde çalışma yaptığınız listeyi ÖSYM’ye kesinlikle posta ile göndermeyiniz veya elden teslim etmek için girişimde bulunmayınız. Böyle bir liste ÖSYM’de hiçbir şekilde işleme konmayacaktır. Sadece internetten yapılan tercihler geçerlidir.

3.5 İnternet bağlantısı olan herhangi bir bilgisayardan ÖSYM’nin www.osym.gov.tr internet adresine giriniz ve buradan KPSS-2010/1 Tercih İşlemleri alanına erişiniz. Buradaki ilgili alana T.C. Kimlik Numaranızı ve şifrenizi giriniz. 2008-KPSS başvuru işlemlerinde kullandığınız ya da Başvuru Merkezi tarafından verilen şifreyi girerek tercihlerinizi yapabilirsiniz.

Şifresini unutan adaylar; nüfus cüzdanları ile birlikte şahsen herhangi bir ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliğine gidecekler ve 2 TL karşılığında, oradaki başvuru merkezi görevlisinin yardımı ile yeni bir şifre edineceklerdir.

Bu şifre daha sonraki gerek tercih gerekse sınavlar ile ilgili işlemlerde de kullanılacağından adayların bu şifreyi saklamaları yararlarınadır.

İsteyen adaylar tercihlerini ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliklerinde, 3 TL Tercih Hizmeti Ücreti ödeyerek yaptırabilirler. KKTC uyruklu adaylar T.C Kimlik Numarası yerine sınava başvururken kullandıkları numarayı

kullanacaklardır.

3.6 KPSS-2010/1 Tercih İşlemleri alanına T.C. Kimlik Numaranızla şifrenizi girdikten ve “Tercih Bildir” alanına tıkladıktan sonra size ait bazı bilgiler ekrana gelecektir. Bu bilgilerde düzeltme gereği duyuyorsanız aşağıda 3.7. maddedeki açıklamalara göre hareket ediniz. Sonra hazırlamış olduğunuz tercih listenizdeki kadro ve pozisyon kodlarını sırasıyla ekrandaki ilgili alana yazınız. Doğruluğundan emin olduğunuz zaman yaptığınız işlemi ekrandaki uyarılara göre sonlandırınız. Tercihlerinizin ÖSYM’ye ulaştığından emin olmanız için ekranda “KPSS-2010/1 Tercihleriniz ……….. tarihinde başarı ile ÖSYM’ye bildirilmiştir.” ifadesini görmeniz gerekir. Bu aşamada “Yazdır” alanına tıklayarak bir çıktı alınız ve bu çıktıyı saklayınız.

3.7 Tercihlerinizi yapmak için ÖSYM’nin ilgili internet sayfasına girdikten sonra ÖSYM kayıtlarında size ait öğrenim düzeyi, mezun olunan program/alan ve mezuniyet tarihi bilgileri ekrana gelecektir.

Adaylar sınava girdikleri öğrenim düzeyindeki pozisyonlardan tercih yapmak zorundadır. Sınava girilen öğrenim düzeyinden mezun olamama ya da sınava girdikten sonra daha üst öğrenim düzeyinde diploma almış olmak gibi nedenlerle sınava girilen öğrenim düzeyinde değişiklik yapılması mümkün değildir.

Mezun olunan program/alan bilginizde değişiklik yapmak için ilgili resmi belge (diploma, öğrenci belgesi…vb.) ve bu kılavuzdaki “Genel Amaçlı Dilekçe Örneği” ile birlikte 25 Mayıs 2010 günü saat 17:00’a kadar ÖSYM’ye şahsen başvurunuz . Ekranda mezuniyet tarihiniz gün, ay ve yıl olarak görülmektedir. Bu tarihte değişiklik yapmak istiyorsanız bu değişikliği ekranda kendiniz yapabilirsiniz. Bu alan boş ise bu alanı doldurmanız zorunludur. Tercihler kaydedildikten sonra bu alanda değişiklik yapmanız mümkün olmayacaktır.

4. YERLEŞTİRMENİN YAPILMASI

4.1 Bu kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonlara yerleştirme, ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılacaktır.

4.2 Yerleştirme işlemlerinde aynı puanı alan adaylar arasından mezuniyet tarihi itibarıyla önce mezun olmuş olana, bunun aynı olması halinde de yaşı büyük olana öncelik tanınacaktır.

4.3 Yerleştirme yapılırken ÖSYM’ce sınava girilen öğrenim düzeyi, cinsiyet, mezun olunan program/alan ile kadro ve pozisyonlar için aranan nitelikler arasındaki tutarlık kontrol edilecek bunlardan birinde bile bir tutarsızlık tespit edildiği takdirde söz konusu tercih iptal edilecektir.

4.4 Yerleştirmede adayların ÖSYM kayıtlarındaki bilgileri esas alınacaktır. Bu bilgilerde gerçeğe uymayan hususlar tespit edildiği takdirde, yerleştirmesi yapılan adayların kamu kurum ve kuruluşlarınca atamaları yapılmayacak, adaylar bu durumdan dolayı bir hak iddia edemeyeceklerdir.

4.5 Yerleştirme işleminde adaylar puanlarına ve tercih sıralarına bakılmak suretiyle kadro ve pozisyonlara yerleştirileceklerdir. Daha yüksek puanlı adaylar yerleştiği için birinci tercihine yerleşemeyen bir aday ikinci tercihine, ikinci tercihine yerleşemeyen aday üçüncü tercihine yerleştirilmeye çalışılacak, yerleştirme işlemi bu şekilde devam edecektir. Bir adayın son tercihine de daha yüksek puanlı adaylardan biri yerleştirildiği takdirde bu aday herhangi bir kadro veya pozisyona yerleşememiş olacaktır.

5. SONUÇLARIN DUYURULMASI

Yerleştirme sonuçlarını adaylar ÖSYM’nin internet sayfasından öğrenebileceklerdir. Yerleştirme sonuçları ile ilgili olarak adaylara postayla herhangi bir belge gönderilmeyecektir. Yerleşme bilgileri ÖSYM’ce yazılı olarak kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilecektir. Bir kadro veya pozisyona yerleşen adaylar atanmak üzere doğrudan yerleştirildikleri kamu kurum veya kuruluşlarına başvuracaklar , atanmak için hangi evrakın gerekli olduğunu ve bu evrakın hangi tarihe kadar nereye teslim edilmesi gerektiğini bu kurum veya kuruluşlardan öğreneceklerdir.

6. KADRO VE POZİSYONLARA ATANMA

6.1 ÖSYM tarafından yerleştirilen adaylar, başka bir sınav veya mülakat yapılmaksızın, yerleştirme yapılan kadro ve pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlarınca doğrudan atanacaklardır.

6.2 Yerleştirildikleri halde atama için öngörülen niteliklere sahip olmayan veya gerekli belgeleri süresi içinde yerleştirildikleri kurum veya kuruluşa teslim etmeyen adayların atamaları yapılmayacaktır.

7. HAK İDDİA EDİLEMEYECEK DURUMLAR

KPSS’de yüksek puan almak, bu kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonlara yerleştirmede tek başına bir hak teşkil etmeyecektir. Yanlış, yanıltıcı veya yalan beyanda bulunanlar ile bilgilerindeki tutarsızlıklar yüzünden yerleştirmesi yapılamayan veya daha alt tercihlerine yerleştirilen adaylar bu durumdan dolayı bir hak iddia edemeyecektir. Kamu kurum ve kuruluşlarının atama için öngördükleri niteliklere sahip olmayan adaylar, yerleştirmeden doğan tüm haklarını kaybedeceklerdir.

8. YERLEŞTİRME İŞLEMLERİ ÜZERİNDE İNCELEME İSTEKLERİ

Yerleştirme işlemleri ile ilgili inceleme isteğinde bulunan adaylar, bu sonuçların internet yoluyla açıklanmasından itibaren, en geç 30 gün içinde bu kılavuzdaki “Genel Amaçlı Dilekçe Örneği”ni kullanarak ÖSYM’ye başvurmalıdırlar . Süre hesabında ÖSYM Genel Evrak Biriminin adayın dilekçesi üzerine bastığı tarih damgası ve numara esas alınır. Bu dilekçenin işleme konabilmesi için, dilekçeye ÖSYM’nin T.C. Ziraat Bankası Ankara Güvenevler Şubesi 6032068-5001 numaralı hesabına 5,00 TL’nin yatırıldığını gösterir banka dekontunun fotokopisinin eklenmesi gerekir.

ADAYLARIN DİKKATİNE!

Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel önetmeliğin Ek 2 nci maddesinde 30/11/2007 tarihli ve 2007/12991 Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılan değişiklikle bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılan merkezi yerleştirme sonucu B grubuna ait herhangi bir kadro veya pozisyona yerleştirilen adaylar (Yerleştirilen ve ataması yapılan, yerleştirilen ilgili kuruma başvurmayan ya da yerleştirilen ancak yerleştirildiği kadro/pozisyonun niteliğini taşımadığı tespit edilen), daha sonraki personel alımları için yerleştirmelerine esas alınan puanla başvuruda bulunamayacaklardır. Tercihte bulunacak adayların mağdur olmamaları açısından bu hususa dikkat etmeleri ayrıca önem arz etmektedir.

BAŞVURU GENEL ŞARTLARI VE DİĞER HUSUSLAR

Kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarına yerleştirilmek için yapılacak başvurularda uyulması gereken genel ve özel koşullar aşağıdadır. Tercihler yapılmadan önce aşağıdaki koşulların dikkatle okunması son derece önemlidir.

1. BAŞVURMA GENEL ŞARTLARI

İlan edilen kadro veya pozisyonlara atanmak için başvuracak adayların aşağıdaki genel şartlara sahip olmaları gerekmektedir.

1) Türk vatandaşı olmak.

2) 18 yaşını tamamlamış olmak. (Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12’nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartıyla Devlet memurluklarına atanabilirler. Kazai rüşt kararının girilen sınav tarihinden önce alınmış olması gerekmektedir.)

3) Kamu haklarından mahrum bulunmamak.

4) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

5) Erkek adaylar için askerlik durumu itibariyle tercih edilecek kadro veya pozisyonlar için aranan askerlik şartını taşımak (Tercih edilecek kadro veya pozisyonlar için askerlik şartı aranmamış ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında belirtilen askerlik şartını taşımak).

6) Kılavuzda yer alan “pozisyonları” tercih edecek adaylar için; Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek vücut veya akıl hastalığı veya vücut sakatlığı ile özürlü bulunmamak. (Hangi görevin devamlı yapılmasına, hangi vücut veya akıl hastalığı veya vücut sakatlığının engel olacağına resmi sağlık kurullarından alınan raporların incelenmesi suretiyle ilgili kurumlar tarafından karar verilecektir.) Kılavuzda yer alan “kadroları” tercih edecek adaylar için; Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak.

7) Tercih edilecek kadro veya pozisyonlar için aranan diğer başvuru şartlarını taşımak.

2. BAŞVURMA ÖZEL ŞARTLARI

Yukarıdaki şartları taşıyan adayların, bu Kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonların arşısındaki başvuru şartları bölümünde aranılan şartların tamamını taşımaları gerekmektedir. Bununla birlikte, eğer “ BAKINIZ BAŞVURMA ÖZEL ŞARTLARI …” ifadesi var ise adayların kurumlarca aranılan diğer şartların yanı sıra bu bölümde belirtilen şartları da taşımaları gerekmektedir. Bu şekilde olan kadrolarla ilgili açıklamalar aşağıda yapılacağı için bu bölümün çok dikkatli okunması gerekmektedir. Bu şartları taşımayanların atamalarının yapılması mümkün değildir.

2.1. SAĞLIK FİZİKÇİSİ

Sağlık Fizikçisi kadrolarını tercih edecek adayların, Yükseköğretim Kurulunun 13/04/2006 tarihli Kararı gereği “Sağlık Fiziği, Radyasyon Onkolojisi Fiziği, Radyoloji ya da Nükleer Tıp” konularında lisans üstü (Bilim Uzmanlığı) öğrenim görmüş olmaları gerekmektedir.

2.2. MUHAFAZA MEMURU

Gümrük Müsteşarlığı Muhafaza Memuru kadrolarını tercih edecek adayların ilgili evzuat

gereği; erkeklerde en az 1.72 cm, bayanlarda ise en az 1.65 cm boyunda olmaları ve hastanelerden “Yurdun her yerinde görev yapabilir ve silah kullanabilir” ibareli sağlık raporu almaları gerekmektedir.

2.3. ARFF Memuru (İtfaiyeci)

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğüne ait ARFF Memuru (İtfaiyeci) pozisyonunu tercih edecek adayların aşağıdaki şartları da taşımaları gerekmektedir:

a) En az 2 yıllık yüksekokul mezunu olmak,

b) En az 1.70 cm. boyunda olmak,

c) 28 yaşından büyük olmamak,

d) Ruhi ve fiziki engeli bulunmamak,

e) Erkek olmak,

f) Yurdun her yerinde ARFF (Hava Alanı Kurtarma ve Yangınla Mücadele) Memuru (İtfaiyeci) olarak görev yapabileceğine dair “Heyet Raporu” almış olmak.

2.4. ODYOLOG

Odyolog kadrolarını tercih edecek adayların talep edilen öğrenim programlarından mezun olmalarının yanı sıra, Odyoloji alanında lisans üstü öğrenim görmüş olmaları gerekmektedir.

2.5. SOSYAL ÇALIŞMACI

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü “Sosyal Çalışmacı” kadrolarını tercih edecek adayların aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir. Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı veya bedensel özürlü olmadığını; şaşılık, körlük, topallık, işitme kaybı, çehrede sabit eser, uzuv noksanlığı, kekemelik ve benzeri engeller bulunmadığını, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce bölge hastaneleri olarak belirlenecek Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü Devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemek.

2.6. PSİKOLOG

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü “Psikolog” kadrolarını tercih edecek adayların aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir. Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı veya bedensel özürlü olmadığını; şaşılık, körlük, topallık, işitme kaybı, çehrede sabit eser, uzuv noksanlığı, kekemelik ve benzeri engeller kulunmadığını, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce bölge hastaneleri olarak belirlenecek Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü Devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemek.

2.7. SOSYOLOG

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü “Sosyolog” kadrolarını tercih edecek adayların aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir. Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek vücut veya akıl hastalığı veya vücut sakatlığı ile özürlü olmadığını, şaşılık, körlük, topallık, işitme kaybı, çehrede sabit eser, uzuv noksanlığı, kekemelik ve benzeri engeller bulunmadığını, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce bölge hastaneleri olarak belirlenecek Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü Devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemek.

2.8. KORUMA VE GÜVENLİK GÖREVLİSİ

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10 uncu maddesine göre bu kadro veya pozisyonlarda çalıştırılacak personelde aşağıdaki şartlar aranır:

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.

b) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az 8 yıllık ilköğretim veya ortaokul, silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak.

c) 18 yaşını doldurmuş olmak.

d) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

e) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile özürlü bulunmamak.

f) 14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.

Aynı Kanunun 11 inci maddesine göre; Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam dilecekler… hakkında valilikçe güvenlik soruşturması yapılır. Soruşturma sonucu olumlu olanlara, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla, valilikçe 5 yıl süreli çalışma izni verilir. Ateşli silah taşımayacak özel güvenlik görevlileri hakkında sadece arşiv araştırması yapılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bir ay içinde tamamlanır.

Özel güvenlik görevlilerine 5188 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde belirtilen yetki, zor kullanmanın son aşaması olarak silah kullanma yetkisini de kapsamaktadır. Silahlı olarak görev yapacak özel güvenlik görevlileri için Kanunda yaş sınırı bulunmamakla birlikte, 6236 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin 91/1779 Karar Sayılı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrası hükmü doğrultusunda 21 yaşını doldurmamış olanlara silah taşıma ruhsatı verilemeyeceğinden silahlı görev yapacak özel güvenlik görevlilerinin 21 yaşın üzerinde olması şartı aranacaktır ve kendilerinden 6136 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı doğrultusunda kamuya ait sağlık kuruluşlarından alınacak “silahlı özel güvenlik görevlisi olur” ibareli sağlık kurulu raporu istenecektir.

* 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşlarına ait Koruma ve Güvenlik Görevlisi kadro ve pozisyonlarına atanacakların, ÖSYM’ce yerleştirilmelerini müteakip haklarında valiliklerce yapılacak güvenlik soruşturması ya da arşiv araştırması olumlu sonuçlandıktan sonra ilgili kurumlarca atamaları yapılacaktır.

2.9. ÇÖZÜMLEYİCİ

Çözümleyici” kadro veya pozisyonlarını tercih edecek adayların; Fakültelerin fizik, matematik bölümleri ile mühendislik fakültelerinin elektrik, elektrikelektronik, elektronik ve bilgisayar ile ilgili bölümlerinden mezun olmaları veya, – Diğer fakültelerden mezun olup, bilgisayar alanında ders aldığını belgelemeleri ve Milli Eğitim Bakanlığınca onaylı veya Milli Eğitim Bakanlığınca onaylı kurslardan veya yükseköğrenim kurumlarından alınmış Bilgisayar Analist Programcı Sertifikasına ya da programlama dillerinden en az iki tanesini bildiklerine dair sertifikaya sahip olmaları, – İngilizce bilmeleri, şarttır.

3. DİĞER HUSUSLAR

Adayların tercihlerini yaparken aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri gerekmektedir.

3.1. Adayların, tercih edecekleri kadro ve pozisyonların karşısındaki başvuru şartları arasında yer alan; Özel Güvenlik Görevlisi Kimlik Kartı vb. diğer belgelere, yerleştirme işlemine son başvuru tarihi itibariyle sahip olmaları gerekmektedir.

3.2. Adayların öncelikle tercih edecekleri kadro/pozisyonun karşısında yer alan öğrenim koşuluna sahip olmaları ilaveten bu kadro/pozisyon için aranılan diğer niteliklere de sahip olmaları gerekmektedir.

3.3. Adayların tercih edecekleri kadro ve pozisyonların karşısındaki başvuru şartları bölümünde birden fazla öğrenim alanı veya programı belirtilmiş ise, bunların sadece birinden mezun olmuş bulunmaları yeterlidir.

3.4. Tercih edilecek kadroların başvuru şartları arasında mesleki öğrenim görmüş olmak şartına ilave olarak ustalık-kalfalık belgesi veya sertifika sahibi olmak şartı yer alması halinde, mesleki öğrenimi olanların ayrıca bu mesleklerle ilgili ustalık-kalfalık belgesi veya sertifika sahibi olmaları şart değildir.

3.5. Adayların tercih edecekleri kadroların karşısındaki başvuru şartları bölümünde belirtilen yabancı dil sınav türü ve seviyesinin dengi sınav türü ve seviyesinde aynı yabancı dili bilenler de söz konusu kadroları tercih edebilirler. Denklik tablosu aşağıdadır.

TOEFL

KPDS/ÜDS IBT PBT

70 65 470-471

80 75 490-491

90 88-92 570-573

3.6. Başvuru şartları arasında dil şartı olarak sadece “İNGİLİZCE BİLMEK” gibi bir yabancı dil bilme şartının yer alması halinde, bu kadroları, (3.5.)’te belirtilenler dışında ortaöğretimde yabancı dil hazırlık eğitimi görüp başarılı olanlar ile yabancı dil hazırlık sınıfını müteakip yabancı dil ağırlıklı eğitim veren Ortaöğretim kurumlarından mezun olduğunu belgelendirenler, yükseköğrenimde zorunlu/seçmeli yabancı dil hazırlık eğitimi görüp başarılı olanlar ile yabancı dil ağırlıklı ya da yabancı dille eğitim veren yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar da, tercih edebileceklerdir.

3.7. Başvuru şartları arasında “B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİ SAHİBİ OLMAK” niteliği aranan kadroları, “C”, “D”, “E” ve “G” sınıfı sürücü belgesi sahibi olanlar da tercih edebileceklerdir.

3.8. Başvuru şartları arasında “MEB’den Onaylı Bilgisayar İşletmeni Sertifikası Sahibi Olmak” niteliği aranan kadroları, MEB’den Onaylı Bilgisayar Programcısı Sertifikası, MEB’den Onaylı Bilgisayar Analist Programcı Sertifikası sahibi olanlar da tercih edebileceklerdir.

3.9. Adaylardan istenilen sertifikaların, Milli Eğitim Bakanlığından veya Milli Eğitim Bakanlığından onaylı kurslardan veya yükseköğrenim kurumlarından alınmış olması gerekmektedir.

3.10. Örgün eğitim yoluyla zorunlu/ortak/seçmeli bilgisayar dersi alan ve bu hususu resmi olarak belgeleyen adaylar, “M.E.B.’dan Onaylı Bilgisayar İşletmeni Sertifikasına Sahip Olmak” niteliğine ve aynı şekilde daktilo dersi alan ve bu hususu resmi olarak belgeleyen adaylar da, “M.E.B.’dan Onaylı Daktilo Sertifikasına Sahip Olmak” niteliğine sahip olarak değerlendirilecektir.

3.11. Adaylar tercih edecekleri kadro ve pozisyonların nitelikleri arasında birebir kendi mezun oldukları alan/programların yer aldığı kadro ve pozisyonları tercih edebileceklerdir. (Örneğin; (4610)“Elektrik Mühendisliği lisans programından mezun olmak” şartının yer aldığı bir kadro ve pozisyonu Elektrik ve Elektronik Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği programlarından mezun adaylar, (4611)“Elektrik ve Elektronik Mühendisliği, Elektrik- Elektronik Mühendisliği lisans programlarının birinden mezun olmak.” şartı aranan kadro ve pozisyonu ise Elektrik Mühendisliği lisans programından mezun olmuş adaylar tercih edemeyeceklerdir.)

3.12. Yerleştirme işlemleri, adayların mezun oldukları unvanlara göre değil, mezun olunan alan/program esas alınmak suretiyle yapılmaktadır. (Örneğin; nitelikleri arasında (3017) “Hemşirelik, Sağlık Memurluğu veya Sağlık Teknikerliği önlisans programlarından birinden mezun olmak.” koşulu aranan kadro ve pozisyonlara ilgili programlardan mezun olan adaylar başvurabilecek, diğer programlardan Sağlık Teknikeri unvanıyla mezun olanlar başvuramayacaktır.)

3.13. Kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonların yerleri il ya da ilçe düzeyinde gösterilmekte olup, ilçe düzeyinde gösterilen kadro ve pozisyonlara yerleştirilen adaylar bu ilçelerde, il düzeyinde gösterilen kadrolara atanma hakkını elde edenler ise, kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçlarına göre o il dâhilindeki ilçelere, bölge düzeyinde teşkilatlanan kuruluşlarda ise kuruluşun o bölge dâhilindeki il ve ilçelerine atanabileceklerdir.

*Kılavuzda Hacettepe Üniversitesinin talepleri içerisinde yer alan ve Kastamonu İline ait kadrolarda görev alacak adaylar, H.Ü. Kastamonu Tıp Fakültesinin Kastamonu İlinde eğitime başlamasına kadar Ankara’da görevlendirileceklerdir.

3.14. Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğüne ait Afyonkarahisar İlinde yer alan pozisyonlara yerleştirilecek adaylar Bolvadin İlçesinde yer alan Afyon Alkaoidleri abrikasında istihdam edileceklerdir. Fabrikada; Haşhaş Kapsülünden afyon alkaloidleri ve türevleri üretilmekte, üretimle ilişkili teknik bölümlerinde (ısı santrali, laboratuvar) vardiya sistemi uygulanmaktadır.

3.15. Meteoroloji Genel Müdürlüğüne ait İstidlalci kadrolarına; ortaöğretim kurumlarının Meteoroloji alanından mezun olanlar atanabileceklerdir.

3.16. 3795 sayılı Kanun gereği “Teknisyen” kadrosuna Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Teknik Lise ve Kız Teknik Lisesi mezunları atanabilmektedirler. Diğer ortaöğretim kurumlarından mezun adayların, Teknisyen kadrolarını tercih etmeleri halinde atamaları yapılmayacaktır.

3.17. Emniyet Genel Müdürlüğünün talepleri arasında yer alan “Teknisyen Yardımcısı” kadrosuna yerleştirilen adaylar; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinde tanımlı olan Yardımcı Hizmetler Sınıfında yer alan söz konusu kadroya atandıklarında, kurumda genel olarak her türlü yazı, dosya dağıtmak ve toplamak, müracaat sahiplerini karşılamak ve yol göstermek, hizmet yerlerini temizleme, aydınlatma ve ısıtma ve benzeri işlerde çalıştırılmaktadır.

ÖZÜRLÜ ADAYLARIN DİKKATİNE:

Özürlü statüsündeki adayların, kamu kurum ve kuruluşların bu kılavuzda yer alan kadro veya pozisyonlarını tercih etmeleri halinde, puanları ve tercihleri çerçevesinde yerleştirilmeleri mümkün bulunmakla birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü gereği hazırlanan Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları İle Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte özürlü memur istihdamı ayrıca düzenlenmiş olup, buna göre kamu kurum ve kuruluşları toplam dolu kadro sayılarının (taşra teşkilatı dâhil) %3’ü oranında özürlü çalıştırmak zorunda olduklarından, bu suretle istihdam edilecek özürlüler için özürlü açığı bulunduğu sürece her yılın Nisan-Mayıs, Temmuz-Ağustos, Ekim-Kasım dönemlerinden bir veya bir kaçında kurumsal bazda ayrı bir sınav uygulaması yapılmaktadır.

Memur olmak isteyen özürlü vatandaşların; özürlü kontenjanı çerçevesinde Özürlülerin devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte belirtilen prosedür çerçevesinde ilan edilecek kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadrolara atanabilmeleri için bu kurum ve kuruluşlara başvurmaları ve ilgili kurum veya kuruluşlarca yapılacak sınavlarda başarılı olmaları halinde memur olarak istihdam edilmeleri de mümkün olabilecektir.

Categories: Eğitim Tags:

AÇIK ÖĞRETİM LİSE 2. DÖNEM SINAVI SORU VE CEVAPLARI buyrun

Pazar, 16 May 2010 1 yorum

15-16 Mayıs 2010  Açık Öğretim Lisesi 2. Dönem Sınav Soru Ve Cevapları MEB ile eşzamanlı olarak sitemizde yayımlanacaktır. Soru ve cevaplara aşağıda ki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Açık Öğretim Lisesi 2. Dönem 15 Mayıs 2010 ve 16 Mayıs 2010 Tarihlerinde yapılan sınav sorularına

Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı takdirde ulaşabilirsiniz.

Açık Öğretim 2. Dönem Sınav Soruları ve Cevaplarına Ulaşmak İçin Tıklayın.

Categories: Eğitim Tags:

İÇ ANADOLU BÖLGESİ YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ İKLİMİ TARIM VE HAYVANCILIĞI BUYRUN

Pazar, 16 May 2010 yorum yok

Yeryüzü Şekilleri
Bu bölgede yüksek ve uzun dağ sıraları bulunmaz. Ortalama yüksekliği 1000 m olan platolarla ovalar yaygındır. Bölgenin yüksekliği doğuya doğru artar.

Bölgede orojenik ve volkanik dağ sıraları bulunur. Bunlar Akdağlar, Hınzır ve Tecer Dağları’dır. Elmadağı ve Sündiken gibi dağ kuşaklarının yükseltisi fazla değildir. Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı, Karacadağ ve Karadağ bölgenin sönmüş volkanlarıdır.

Ankara, Eskişehir, Kayseri ve Konya bölgenin önemli ovalarıdır.

Yer şekilleri sade olan bölgede Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Orta Kızılırmak, Bozok ve Yazılıkaya platolarının yüksekliği 1000 metreyi bulur. Kireçtaşlarından oluşmuş bu platolarda karstik şekillerden obruk yaygın olarak görülür.

Kızılırmak ve Sakarya Nehri ile Zamantı Çayı denize ulaşan önemli akarsulardır. İç Anadolu’nun güneyinde Tuz Gölü, Konya, Develi ve Afyon kapalı havzalarında çok sayıda kısa boylu akarsu boşalır.

Tuz Gölü, Eber, Akşehir, Çavuşçu, Seyfe Gölleri tektonik oluşumlu başlıca göllerdir. Acıgöl ve Meke Tuzlası Gölleri volkanik oluşumludur. Bölgedeki en büyük baraj gölü Kızılırmak üzerindeki Hirfanlı’dır.

[değiştir]İklim
Çevresindeki yüksek dağların etkisi ile deniz etkilerine kapalı olan bölgede iklim karasallaştığından ılıman karasal (step) iklim özellikleri görülür. Kış mevsimi Doğu Anadolu’daki kadar sert geçmez. Ancak doğuya doğru iklim sertleşir. Yaz mevsimi odlukça sıcak geçer. Yağış miktarı en az olan bölgedir. Tuz Gölü ve çevresi Türkiye’nin en az yağış düşen yöresidir. Bölgenin kuzeyine doğru yağışlar biraz artar.
= Bitki örtüsü
Doğal bitki örtüsü yazın kuruyan ot topluluklarının oluşturduğu bozkırdır. Yağışların azlığı ve ormanların çok tahrip edilmiş olması nedeniyle antropojen bozkırlar geniş yer kaplar. Akarsu kıyılarında kavak ve söğüt ağaçları yoğunlaşır. Yozgat, Akdağlar’da ve Sündiken Dağları’nda bölgenin en geniş ormanları yer alır. Ancak mevcut ormanlar bölgenin sadece %7’lik bir bölümünü kaplar.

Nüfus
Marmara’dan sonra en kalabalık bölgedir. Genişliğine oranla az nüfusludur. Nüfusun büyük bölümü su kaynaklarının daha bol olduğu, bölge kenarındaki dağ eteklerinde toplanmıştır. En yoğun nüfuslanan bölüm ulaşım yollarının kavşağında olan ve endüstrinin geliştiği Yukarı Sakarya’dır. En az nüfuslanan bölüm ise yüksek, engebeli ve iklimi sert olan Yukarı Kızılırmak’tır. Tuz Gölü çevresi Türkiye’nin en tenha yeridir. Kırsal kesimde evlerin bir arada olduğu toplu yerleşmeler yaygındır.

]Turizm
Bölgenin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle tarihi turizm açısından zengindir. Neolitik döneme ait yerleşmeler, Hititler’den kalma çeşitli eserler önemli turizm çekicilikleridir. Kayseri, Nevşehir, Niğde arasındaki Kapadokya Yöresi’nde peribacası oluşumları, yer altı kentleri ve kiliseler turizm bakımından önem taşıyan yerlerdir. Konya, Selçuklu eserleri ve Mevlana Müzesi ile turizmin geliştiği bir merkezdir. Ayrıca Eskişehir, Ankara, Konya, Niğde ve Kayseri’de kaplıca turizmi önem taşımaktadır.

Categories: Eğitim Tags:
idaa oyun oyna bilmeceler fesbuk Değişik oyunlar facebook giriş Güzel mesajlar komik sözler gmail giriş hosting