arşiv

‘Güncel’ kategorisi için arşiv

Burcunuza Göre Karakteriniz – Tüm Burçlar ve Karakterleri buyrun

Cuma, 23 Eki 2009 yorum yok

Gary Goldschneider ve Joost Elffers’in hazırladığı “The Secret Language of Birthdays” (Doğum Günlerinin Gizemli Dili) adlı kitaba göre, örneğin Ali 4 Mayıs’ta doğmuşsa “Dadı Ali”, Ahmet 5 Mayıs’ta doğmuşsa “Külyutmaz Ahmet” oluyor.

İşte doğum günlerine göre kişilik özellikleriniz:

KOÇ (21 Mart – 20 Nisan)
21 Mart Berrak
22 Mart Doğrucu
23 Mart Meraklı
24 Mart Sade
25 Mart Dinamik
26 Mart Güvenilir
27 Mart Başlatıcı
28 Mart Masum
29 Mart Gözlemci
30 Mart Uzlaşmaz
31 Mart İnatçı
1 Nisan Ağırbaşlı
2 Nisan İdealist
3 Nisan Dayanıklı
4 Nisan Kararlı
5 Nisan İş bitirici
6 Nisan Deneyci
7 Nisan Coşkulu
8 Nisan Vicdanlı
9 Nisan Ölçüsüz
10 Nisan Gözüpek
11 Nisan Politik
12 Nisan Sosyal
13 Nisan Kutsal
14 Nisan Gelenekçi
15 Nisan İnsancıl
16 Nisan Komik
17 Nisan Ciddi
18 Nisan Savunmacı
19 Nisan İradeli
20 Nisan Mücadeleci

BOĞA (21 Nisan – 20 Mayıs)
21 Nisan Sorumlu
22 Nisan Sağlam
23 Nisan Ürkek
24 Nisan Korumacı
25 Nisan Maddeci
26 Nisan Terbiyeli
27 Nisan Yeterli
28 Nisan Sadık
29 Nisan Hüzünlü
30 Nisan Vazifeşinas
1 Mayıs Alaycı
2 Mayıs İnceleyici
3 Mayıs İletişimci
4 Mayıs Dadı
5 Mayıs Külyutmaz
6 Mayıs Fantastik
7 Mayıs Düşkün
8 Mayıs Dobra
9 Mayıs Mert
10 Mayıs Yalnız
11 Mayıs Gezgin
12 Mayıs Bağımsız
13 Mayıs Çekici
14 Mayıs Taşkın
15 Mayıs Hayalci
16 Mayıs Becerikli
17 Mayıs Çetin
18 Mayıs Hareketli
19 Mayıs İknacı
20 Mayıs Dışavurumcu

İKİZLER (21 Mayıs – 21 Haziran)
21 Mayıs Yaratıcı
22 Mayıs Destansı
23 Mayıs Aktarıcı
24 Mayıs Görkemli
25 Mayıs Cüretkar
26 Mayıs Anaç
27 Mayıs Fedakar
28 Mayıs Fevri
29 Mayıs Acar
30 Mayıs Çevik
31 Mayıs Kırıcı
1 Haziran Gözde
2 Haziran Çözücü
3 Haziran Edalı
4 Haziran Eleştirici
5 Haziran Öncü
6 Haziran Hayalperest
7 Haziran Eğlendiren
8 Haziran Etkili
9 Haziran Israrcı
10 Haziran Yanar döner
11 Haziran Göçebe
12 Haziran İyimser
13 Haziran Maceraperest
14 Haziran Fırtınalı
15 Haziran Ayartıcı
16 Haziran Paragöz
17 Haziran Sanatçı
18 Haziran Cimri
19 Haziran Kışkırtıcı
20 Haziran Cazibeli
21 Haziran Keyifli

YENGEÇ (22 Haziran – 22 Temmuz)
22 Haziran Alkışçı
23 Haziran Büyüleyici
24 Haziran Sihirbaz
25 Haziran Yenilikçi
26 Haziran Dirençli
27 Haziran Savunmacı
28 Haziran Duygusal
29 Haziran Havai
30 Haziran Güdümlü
1 Temmuz Kopmuş
2 Temmuz Baygın
3 Temmuz Vefalı
4 Temmuz Temsilci
5 Temmuz Şovmen
6 Temmuz Arzulu
7 Temmuz Teşhirci
8 Temmuz Pragmatik
9 Temmuz Şaşkın
10 Temmuz Dengesiz
11 Temmuz Dikkafalı
12 Temmuz İnandırıcı
13 Temmuz Fırsatçı
14 Temmuz Abartıcı
15 Temmuz Baştan çıkaran
16 Temmuz Gergin
17 Temmuz Profesyonel
18 Temmuz İçten
19 Temmuz Mekanik
20 Temmuz İstikrarsız
21 Temmuz Trajikomik
22 Temmuz Dalgalı

ASLAN (23 Temmuz – 23 Ağustos)
23 Temmuz İş bitirici
24 Temmuz Değişken
25 Temmuz Kahraman
26 Temmuz Müjdeci
27 Temmuz Kararlı
28 Temmuz Şampiyon
29 Temmuz Gelenekçi
30 Temmuz Somut
31 Temmuz İnsancıl
1 Ağustos Özgün
2 Ağustos Çok yönlü
3 Ağustos Sorgulayıcı
4 Ağustos Rehber
5 Ağustos Soğukkanlı
6 Ağustos Eşsiz
7 Ağustos Temiz yüzlü
8 Ağustos Numaracı
9 Ağustos Hisli
10 Ağustos Kadife sesli
11 Ağustos Onaylayıcı
12 Ağustos Muhafazakâr
13 Ağustos Tuhaf
14 Ağustos Kopyacı
15 Ağustos Emredici
16 Ağustos Hararetli
17 Ağustos Öfkeli
18 Ağustos Dayanıklı
19 Ağustos Şaşırtıcı
20 Ağustos Gizemli
21 Ağustos Dışa dönük
22 Ağustos Deneyimli
23 Ağustos Kusursuz

BAŞAK (24 Ağustos – 23 Eylül)
24 Ağustos Cinfikirli
25 Ağustos Kontrolsüz
26 Ağustos Yardımsever
27 Ağustos Sosyal
28 Ağustos Dilbaz
29 Ağustos Yapıcı
30 Ağustos Sert
31 Ağustos Gösterişçi
1 Eylül Mantıklı
2 Eylül İşkolik
3 Eylül Başına buyruk
4 Eylül İnşa eden
5 Eylül Hükümdar
6 Eylül Kaderci
7 Eylül Başarılı
8 Eylül Titiz
9 Eylül Talepkar
10 Eylül Azimli
11 Eylül Dramatik
12 Eylül Savaşçı
13 Eylül İhtiraslı
14 Eylül Kavrayışlı
15 Eylül Yönetici
16 Eylül Coşkun
17 Eylül Azimli
18 Eylül Ketum
19 Eylül İyi görünümlü
20 Eylül Amir
21 Eylül Zevkli
22 Eylül Yorulmak bilmez
23 Eylül Güncel

TERAZİ (24 Eylül – 23 Ekim)
24 Eylül Avare
25 Eylül Taşlamacı
26 Eylül Sabırlı
27 Eylül Hırslı
28 Eylül Kalp kıran
29 Eylül Tepkisel
30 Eylül Gafçı
1 Ekim İz sürücü
2 Ekim Sivri
3 Ekim Modacı
4 Ekim Düzelmez
5 Ekim İlkeli
6 Ekim Bohem
7 Ekim Muhalefet
8 Ekim Romantik
9 Ekim Cüretkar
10 Ekim Ekonomik
11 Ekim Rahat
12 Ekim Edalı
13 Ekim Zor
14 Ekim Ilımlı
15 Ekim Oyuncu
16 Ekim Yargıç
17 Ekim Dengeli
18 Ekim Lider
19 Ekim Pırıltılı
20 Ekim Modern
21 Ekim Benzersiz
22 Ekim Cazibeli
23 Ekim Çelişkili

AKREP (24 Ekim – 22 Kasım)
24 Ekim Detaycı
25 Ekim Saf
26 Ekim Organizatör
27 Ekim Mesafeli
28 Ekim Araştırmacı
29 Ekim Yenilikçi
30 Ekim İleriyi gören
31 Ekim Pür dikkat
1 Kasım Saldırgan
2 Kasım Dönüştüren
3 Kasım Dünyevi
4 Kasım Kışkırtan
5 Kasım Gerçekçi
6 Kasım Enerjik
7 Kasım Kaşif
8 Kasım Çılgın
9 Kasım Cezbedici
10 Kasım Değişken
11 Kasım Gizli
12 Kasım Karizmatik
13 Kasım Yorumcu
14 Kasım Soruşturmacı
15 Kasım Rastlantısal
16 Kasım Patron
17 Kasım Köprü
18 Kasım Huysuz
19 Kasım Yorumcu
20 Kasım Kafası karışık
21 Kasım Şık
22 Kasım Liberal

YAY (23 Kasım – 21 Aralık)
23 Kasım Saygısız
24 Kasım Neşeli
25 Kasım Çabalayan
26 Kasım Özel
27 Kasım Heyecanlı
28 Kasım Çapkın
29 Kasım Öneren
30 Kasım Saldıran
1 Aralık Şen
2 Aralık Vurdumduymaz
3 Aralık Hünerli
4 Aralık Metanetli
5 Aralık Emin
6 Aralık Seçici
7 Aralık Benmerkezci
8 Aralık Terk edilmiş
9 Aralık Süslü
10 Aralık Arzulu
11 Aralık Yoğun
12 Aralık Narsist
13 Aralık Marifetli
14 Aralık Gösterişli
15 Aralık Olgun
16 Aralık Uçuk
17 Aralık Kimyager
18 Aralık İri
19 Aralık Bakıcı
20 Aralık Doğuran
21 Aralık Muamma

OĞLAK (22 Aralık – 20 Ocak)
22 Aralık Enerjik
23 Aralık Sarsıcı
24 Aralık Karmaşık
25 Aralık Doğal
26 Aralık Yılmaz
27 Aralık Yardımcı
28 Aralık Çokbilmiş
29 Aralık Üstün
30 Aralık Az ve öz
31 Aralık Estetik
1 Ocak Düzenleyici
2 Ocak Bencil
3 Ocak Yoğun
4 Ocak Formülcü
5 Ocak Kendini onaran
6 Ocak İçerikli
7 Ocak Sıradışı
8 Ocak Fenomen
9 Ocak Hevesli
10 Ocak Görünmez
11 Ocak Değerli
12 Ocak Vahşi
13 Ocak Seyyar
14 Ocak Kaynaşan
15 Ocak Çaresiz
16 Ocak Ergin
17 Ocak Ağırsıklet
18 Ocak Çocuksu
19 Ocak Hayalperest
20 Ocak Başıboş

KOVA (21 Ocak – 19 Şubat)
21 Ocak Lider
22 Ocak Bocalayan
23 Ocak Kişilikli
24 Ocak Ulaşılmaz
25 Ocak Kaderci
26 Ocak Faal
27 Ocak Gelişmiş
28 Ocak Dayanılmaz
29 Ocak Kavgacı
30 Ocak Mükellef
31 Ocak Şair
1 Şubat Gönüllü
2 Şubat Kaliteli
3 Şubat Hakiki
4 Şubat Bükülmez
5 Şubat Hatip
6 Şubat Popüler
7 Şubat Ütopik
8 Şubat Müneccim
9 Şubat Canlı
10 Şubat Yürekten
11 Şubat Rahat
12 Şubat Birleştirici
13 Şubat Çevik
14 Şubat Hazır cevap
15 Şubat Mucit
16 Şubat Animatör
17 Şubat Sebatkâr
18 Şubat Dahi
19 Şubat Kâşif

BALIK (20 Şubat – 20 Mart)

20 Şubat İzlenimci
21 Şubat Candan
22 Şubat Evrensel
23 Şubat Tutarlı
24 Şubat Verici
25 Şubat Bahaneci
26 Şubat Uyandıran
27 Şubat Hakiki
28 Şubat Hoşlanılan
29 Şubat Delikanlı
1 Mart Sanatçı
2 Mart Tutsak
3 Mart Tasarımcı
4 Mart Soyut
5 Mart Cennet cehennem
6 Mart Güzel
7 Mart Somut
8 Mart Aykırı
9 Mart Astronot
10 Mart Psikolog
11 Mart Sezgili
12 Mart Atak
13 Mart Kaçınılmaz
14 Mart Görece
15 Mart Çok bilmiş
16 Mart Esin
17 Mart Havai
18 Mart Kararsız
19 Mart Israrcı
20 Mart Oyunbaz

Categories: Güncel Tags:

ÖSYM’den 2009/5 KPSS tercih açıklaması – ÖSYM 2009/5 KPSS Duyurusu buyrun

Cuma, 23 Eki 2009 yorum yok

657′e tabi memur kadroları ile 399′a tabi KİT’lere sözleşmeli personel alımını kapsayan genel KPSS tercih işlemlerine başvurular Kasım ayında alınacaktır. 4/B’li personel alımlarını ise kamu kurumları kendileri yürütmektedir. Kurumlar, 4/B’li personel alımını kendisi yapabildiği gibi ÖSYM’ye de yaptırabilmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile DSİ, 4/B’li personel alımını ÖSYM’ye yaptırma kararı almış olup, ÖSYM bu iki kurumun 4/B’li alımı için ilana çıkmıştır.
KPSS-2009/5: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Sözleşmeli Pozisyonlarına Yerleştirme Tercih Bildirimi

KPSS-2009/5: T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün

Sözleşmeli Pozisyonlarına Yerleştirme Yapmak için Adaylardan Tercih Alınması

T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre istihdam edeceği sözleşmeli pozisyonlara yerleştirme yapmak amacıyla adaylardan tercih alınacaktır. Bu amaçla hazırlanan Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS-2009/5 Tercih Kılavuzunda lisans düzeyindeki sözleşmeli pozisyonlar yer almaktadır.

T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Kılavuzda yer alan sözleşmeli pozisyonlarında sözleşmeli olarak istihdam edileceklerin, 28-29 Haziran 2008 tarihlerinde yapılmış olan 2008-KPSS Lisans’a girmiş ve KPSSP3 puan türünde en az 50 puan almış olmaları gerekmektedir.

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Kılavuzda yer alan sözleşmeli pozisyonlarından tercih yapabilmek için, 28-29 Haziran 2008 tarihlerinde yapılmış olan 2008-KPSS Lisans’a girmiş olmak gerekir.

Adaylar tercihlerini 19-23 Ekim 2009 tarihleri arasında, ÖSYM’nin www.osym.gov.tr internet sitesinde yayımlanacak olan Kılavuzda yer alan kurallara göre, internet üzerinden kendileri yapacaklardır. ÖSYM’ye posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacaktır.

KPSS-2009/5 Tercih Kılavuzuna göre yapılacak yerleştirmeye başvuracak adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.

Kamuoyuna duyurulur.

ÖSYM BAŞKANLIĞI

Categories: Eğitim Tags:

İbn-i Sina Hayatı – İbn-i Sina Eserleri Yapıtları İbni Sina Yaşamı Resimleri buyrun

Cuma, 23 Eki 2009 yorum yok

Büyük Türk bilginidir. Ailesi Belh’ten gelerek Buhara’ya yerleşmişti. İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşan’dayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur‘an-ı Kerim’i ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedan’da öldüğü zaman 150′den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş, tıp, kimya ve felsefe alanında Avrupa’ya ışık vermiştir. Onu Latinler “Avicenna” adıyla anarlar ve eski Yunan bilgi ve felsefesinin aktarıcısı olarak görürler.


İbni Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiştir. Küçük yaşta çağının bütün, ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu. Kafası öylesine doluydu ki, uyanık iken çözemediği bir takım meseleleri uykusunda çözer ve uyandığı zaman cevaplandırılmış bulurdu.Bir keresinde, Aristo metafiziğini inceliyordu. Defalarca okuduğu halde bir türlü esasını kavrayamamıştı. Buhara çarşısında gezerken sergide bir kitap gördü. Mezat tellâlı, bunu satın almasını, bu sayede birçok meseleyi kolayca halledebileceğini söyledi. Bir mezat tellâlının bildiği kitabı bilememek, İbni Sînâ’ya çok güç geldi. Onun okuma huyunu herkes öğrendiği için, bilhassa kitap satıcıları kendisini tanıyorlardı. İbni Sînâ, kendisine tavsiye edilen Fârabî’nin Aristo’ya ait şerhini satın aldı. Bir defa okumakla, o çözemediği noktaların büyük bir açıklığa kavuştuğunu gördü: “Şükür sana Yârabbi!” diye secdeye kapandı ve Fârabî’nin yolunda fukaralara sadaka dağıttı. Oysa, İbni Sinâ doğduğu zaman Fârabî otuz yaşındaydı ve bu olay geçtiği sırada da hayattaydı.

Buhara Emiri Nuh İbni Mansur’u ağır bir hastalıktan kurtardı ve bu yüzden de Samanoğulları sarayının kütüphenisinde çalışma iznini aldı. Bu sayede pek çok eseri elinin altında bulduğu için vaktini kitap okumak ve yazmakla geçirdi. Hükümdar öldüğü zaman o, henüz yirmi yaşındaydı ve Buhârâ’dan ayrılarak Harzem’e gitti: EI-Bîrûni gibi büyük bir şöhret ve değerin, onun çalışkanlığına, bilgisine değer vermesi, kendisini yanına kabul etmesi, beraber çalışması, hakkında kıskançlığa yol açtı. Bu yüzden takibata bile uğradı. Harzem’de barınamayarak yeniden yollara düştü. Şehirden şehre dolaşarak nihayet Hemedan’a kadar geldi ve orada kalmaya karar verdi.

İbni Sînâ, çoğu fizik, astronomi ve felsefeyle ilgili olarak 150 civarında eser yazmıştı. Farsça olan birkaçı dışında bunların hepsi Arapça’dır. Çünkü o devirde ilim eserlerini Arap diliyle yazmak âdetti. Arapça’ya bu bakımdan değer verilirdi. Bilhassa tıp ilmine dair araştırmaları son derece orijinal ve doğrudur. Bu yüzden doğu ve batı hekimliğine kelimenin tam anlamıyla, 600 yıl, hükmetmiştir. Kendisinden sonra yetişen Gazâli, Fârabî’yi’ ondan öğrenmiştir. Düşünce ve anlayış bakımından İbn-i Sina, Farabî ile İmam Gazâlî arasında bir köprü vazifesi görür. Yunan felsefesini İslâm ilmi olan Kelâm ile, yâni Tanrı bilgisiyle bağdaştırmaya uğraşmıştır. Eğer o gelmeseydi, Farabî’nin kurduğu temel Gazâli’nin yorumuyla gelişemeyecek, arada büyük bir boşluk hasıl olacaktı.

Eserleri Batı dillerine Latince yoluyla çevrilerek Avicenna diye şöhrete ulaşan İbni Sinâ, yanlış olarak bir süre Avrupa’da İranlı hekim ve filozof olarak tanınmıştır. Bunun da sebebi, eserlerini Türkçe yazmamış olmasındandır… Bununla beraber, batılılar da kendisini Hâkim-i Tıb, yani hekimlerin piri ve hükümdarı olarak kabul etmişlerdir. 16 yaşındayken pratik hekimliğe başlayan İbni Sinâ, resmî saray doktorluğu da yapmıştır. Ama şöhreti her ne kadar tip ilmiyle ilgiliyse de asıl kişiliği, Ortaçağda uzun süre tartışma konusu olan Tanrı varlığının mutlak bir zorunluluk olduğu konusundaki Kelâm meselelerine getirdiği kesin çözüm yolundan ileri gelmektedir.

Matematik, astronomi, geometri alanlarında geniş araştırmaları vardır. İnsan bilgisinin Tanrıyı ve kâinatı mutlak şekilde anlamaya elverişli olmadığını söylerken, aklın varlığını kabul eder. İnsandan bağımsız bir ruhun varoluşu, İbni Sînâ’ya göre Tanrıdan yansıyan bir delildir. İbni Sînâ, tıp araştırmaları yaparken bazı hastalıkların bulaşmasında göze görünmeyen birtakım yaratıkların etkisi olduğunu, yani mikropların varlığını sezmiş ve bu bilinmeyen mahluklardan eserlerinde sık sık bahsetmiştir. Mikroskobun henüz bilinmediği bir devirde böyle bir yargıya varmak çok ilginçtir.

Şifa adlı eseri bir felsefe ansiklopedisidir. Diğer eserlerine gelince bunlar arasında en tanınmış olanlarından: el-Kanun fi’t-Tıb isimli kitabı tamamen bir tıp ansiklopedisidir. Necât ve İşârât adlı kitapları ve Aristo’nun felsefesini anlatan yirmi ciltlik Kitâbü’l-İnsâf’ı başta gelen eserlerindendir.İbni Sina kimya alanında da çalıştı ve önemli keşiflerde bulundu. Bu hususta Berthelet, kimya ilminin bugünkü hale gelmesinde İbni Sina’nın büyük yardımı olduğunu söyler.Bu çalışmaları ve etkileriyle İbni Sina Doğu ve Batı kültürünü geliştiren büyük bilginlerden biri oldu. Bütün bunlardan başka İbni Sina çok güzel şiirler yazdı. Hatta Türkçe olarak yazmış olduğu şiirler de vardır.

İbni Sina, 1037 tarihinde Hemedan’da mide hastalığından öldü.

İbn-i Sina’nın asıl büyüklüğü doktorluğundadır. Şifâ adındaki 18 ciltlik ansiklopedisi, ismine rağmen tıptan çok matematik, fizik, metafizik, teoloji, ekonomi, siyaset ve musiki konularını içine alır. Onun tıp şaheseri, kısaca Kanûn diye bilinen el-Kanûn Fi’t-Tıb adlı büyük kitabıdır. Eser, fizyoloji, hıfzıssıhha, tedavi ve farmakoloji bahislerine ayrılmıştır. Konular dikkatle incelendiğinde İbn-i Sina’nın bugünkü tıp için bile geçerli olan pek çok ileri görüşleri bulunduğunu; mesela mikroskop olmadığı halde, hastalıkların ‘mikrop’ mefhumuna benzer yaratıklarca meydana getirildiğini sezebildiğini görürüz.

İbn-i Sina’nın Kanûn adlı eseri XII. yüzyılda Latince’ye çevrildi ve Batı tıp aleminde bir patlama tesiri yaptı. Roma’nın Galen’i de, Er Razi’de ilimde eriştikleri tahtlarından indirildiler ve çağın Fransa’sının en meşhur tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain Üniversiteleri’nin temel kitabı Kanûn oldu. Durum XVII. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam etti ve İbn-i Sina, 700 yıl Avrupa’nın tıp hocası oldu. Altı yüzyıl önce Paris Tıp Fakültesi’nin kütüphanesinde bulunan 9 ana kitabın en başında İbn-i Sina’nın Kanûn’u yer almıştır.

Bugün hala Paris Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri St. Germain Bulvarı yanındaki büyük konferans salonunda toplandıklarında iki Müslüman doktorun duvara asılı büyük boy portresiyle karşılaşırlar. Bu iki portre, İbn-i Sina ve er-Razi’ye aittir.

İbni-Sina ve Felsefe

İslam filozofu. Aristotelesçi felsefe anlayışını İslam düşüncesine göre yorumlayarak, yaymaya çalışmış, görgücü-usçu bir yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Buhara yakınlarında Hormisen’de doğdu, 21 Haziran 1037′de Hemedan’da öldü. Gerçek adı Ebu’l-Ali el-Hüseyin b. Abdullah İbn Sina’dır. Babası, Belh’ten göçerek Buhara’ya yerleşmiş, Samanoğulları hükümdarlarından II. Nuh döneminde sarayla ilişki kurmuş, yüksek görevler almış olan Abdullah adlı birisidir. İbn Sina, önce babasından, sonra çağın önde gelen bilginlerinden Natilî ve İsmail Zahid’den mantık, matematik, gökbilim öğrenimi gördü. Bir süre tıpla ilgilendi, özellikle, hastalıkların ortaya çıkış ve yayılış nedenlerini araştırdı, sağıltımla uğraştı. Bu alandaki başarısı nedeniyle, II. Nuh’un özel hekimi olarak görevlendirildi, onu sağlığa kavuşturunca, dönemin önde gelen tıp bilginlerinden biri olarak önem kazandı.

İbn Sina’nın felsefeye karşı ilgisi deney bilimleriyle başlamış, Aristoteles ve Yeni-Platoncu görüşleri incelemekle gelişmiştir. İslam ve Yunan filozoflarının görüşlerini yorumlayan ve eleştiren İbn Sina’nın ele aldığı sorunlar genellikle, Aristoteles ve Farabi’nin düşünceleriyle bağımlıdır. Bunlar da, bilgi, mantık, evren (fizik), ruhbilim, metafizik, ahlak, tanrıbilim ve bilimlerin sınıflandırılmasıdır. Belli bir düşünce dizgesine göre yapılan bu düzenlemede her sorun bağımsız olarak ele alınıp çözümüne çalışılır.

Bilgi sezgi ile kazanılan kesin ilkelere göre sonuçlama yoluyla sağlanır. Bu nedenle, bilginin gerçek kaynağı sezgidir. Bilginin oluşmasında deneyin de etkisi vardır, ancak bu etki usun genel geçerlik taşıyan kurallarına uygundur. Ona göre “bütün bilgi türleri usa uygun biçimlerden oluşur.” Bilginin kesinliği ve doğruluğu usun genel kurallarıyla olan uygunluğuna bağlıdır. Us kuralları, insanın anlığında doğuştan bulunan, değişmez ve genel geçerlik taşıyan ilkelerdir. Sonradan, duyularla kazanılan bilgi için de bu kurallara uygunluk geçerlidir. Deney verileri us ilkelerine göre, yeni bir işlemden geçirilerek biçimlenir, onların bundan öte bir önem ve anlamı yoktur. Çelişmezlik, özdeşlik ve öteki varlık ilkeleri, usta bulunur, deneyden gelmez.

İbn Sina’ya göre varlık, tasarlamakla bağlantılıdır. Bütün düşünülenler vardır ve var olanlar tasarlanabilen düşünülür biçimlerdir (makuller). Bu nedenle, düşünmekle var olmak özdeştir. Atomcu görüşün ileri sürdüğü nitelikte bir boşluk yoktur. Uzay ise, bir nesnenin kapladığı yerin iç yüzüdür. Varlık kavramı altında toplanan bütün nesnelerin değişmeyen, sınır ve niteliklerini koruyan belli bir yeri vardır. Devinme, bir nesnenin uzayda eyleme geçişidir.

Mantık insanı gerçeklere ulaştırmaz, yalnız birtakım yanılmalardan korur. Düşünme yetisi gerçeği kavramak için mantıktan geçici bir araç olarak yararlanır. Düşünme eyleminin sağlıklı olması için mantık, ilkeler ve kurallar koyabilir, anlıkta bulunan ve bilinen bilgilerden yola çıkarak, bilinmeyenleri saptama olanağı sağlar. Bu özelliği nedeniyle, mantık, düşünmenin genel kurallarını bulan, düzenleyen, bu kurallar arasındaki gerekli bağlantıyı ve birliği kuran bir bilimdir. Mantık kuralları, genel geçerlik taşıyan ve değişmeyen kesin kurallardır. Mantığın kavramlar ve yargılar olmak üzere iki alanı vardır. Her bilimsel bilgi ya kavram ya da yargılara dayanır. Kavram, ilk bilgidir ve terim ya da terim yerine geçen bir nesneyle kazanılır. Yargı ise, tasımla kazanılır.

Mantığın konusu incelenirken, tanım temel alınmalıdır. Tanımlar birbirlerine bağlandıklarında, kanıt ve çıkarıma varılır. Kavram, önce tekil bir algıdır (sezgi). Yargı ise, iki tekil terim arasındaki ilişkidir. Kavramlar, açık ve kapalı belirleme olarak ikiye ayrılır. Varlığın, töz, nicelik, nitelik, ilişki, yer, zaman, durum, iyelik, etki, edilgi gibi on kategorisi vardır.

İbn Sina mantığında en önemli yeri tanım tutar. Bir kavramı tanımlamak için, bu kavramın bireylerinden biri göz önüne alınmalıdır. Tikelin belirlenmesi tümelden kolaydır. Eksiksiz bir tanım yakın cins ile yapılmalıdır. En yetkin tanımsa, kavramın yakın cinsi ile türsel ayrımdan oluşur. Tanım ikiye ayrılır; Gerçek tanım ve sözcük tanımları.

Önermeler, yüklemli ve koşullu olabilirler. Yüklemli önerme, bir düşünce ötekine yüklendiği zaman ya onaylanır ya da yadsınır. Koşullu önermeler, bir ötekinin koşulu ya da sonucu olarak bağlanan terimlerde görülür. Önermeler varsayımlı, nitelik ve nicelikleri bakımından, tekil, belirsiz ve belirli olur. Tasım, bitişik ve ayrık olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik tasımların öncüleri anlam bakımından, sonuç önermesini içerir. Ayrık tasımlarda ise sonuç önermesi öncüllerde bulunabilir.

Tümeller, bütün varlık türlerinin oluşumundan önce, Tanrı düşüncesinde, birer tanrısal kavram olarak vardır. Varlıkların oluş nedeni ve onlara biçim kazandıran tümellerdir. Tümeller Tanrı’da ussal olarak bulunan, nesnelerde ve bireylerde içkin olan, öteki de nesnelerin dışında ve anlıkla birlikte olan mantıksal tümel diye üçe ayrılır. Birinci türe giren tümel, metafiziği ilgilendirir. İbn Sina fiziği, metafiziğe giriş olarak düşünür.

Fiziğin konusu madde ve biçimden oluşan nesnelerdir. Biçim, maddeden önce yaratılmıştır. Maddeye bir töz özelliği kazandıran biçimdir. Maddeden sonra ilinek gelir. Biçimler maddeye, ilinekler ise, töze katılır. Doğal nesneler kendi öz ve nitelikleriyle bilinir. Bütün nitelikler de birinci nitelikler ve ikinci nitelikler olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci nitelikler nesnelere bağlıdır, ikinciler ise, nesnelerden ayrı olarak varlığını sürdürür. İbn Sina’ya göre, nesnel evrende bulunan güç ve devinimin temelini ikinci nitelikler oluşturur. Nesneler, kendilerinde bulunan gizli güçle devinime geçerler. Bu güç ise, doğal güç, öznel güç, tinsel güç olmak üzere üç türlüdür. Doğal güç, nesnede doğal biçim ve yerlerle ilgili nitelikleri taşır. Çekim ve ağırlık bu türdendir. Öznel güç, nesneyi devingen ya da durağan duruma getirir. Bunda da, bilinçli ya da bilinçsiz olma özelliği bulunur. Tinsel güç, herhangi bir organın, aracın yardımı olmaksızın doğrudan doğruya bir istençle eylemde bulunmaktadır. Buna, gökkatlarının özleri adı da verilir. İbn Sina’nın geliştirdiği bu güç kuramının kaynağı Aristoteles ve Yeni-Platonculuk’tur. Ancak, o bu güçlerin sonsuz olduğu kanısında değildir. Ona göre, zaman ve devinim kavramları da birbirine bağlıdır, çünkü, devinimin bulunmadığı, algılanmadığı bir yerde zaman da yoktur.

İbn Sina’nın felsefesinde, Aristotelesi’in geliştirdiği düşünce dizgesine uygun olarak, ruh kavramının önemli bir yer tuttuğu görülür. Ona göre, biri bitkisel, öteki insanla ilgili olmak üzere, iki türlü ruh vardır. İnsan ruhu, gövdeye gereksinme duymadan, doğrudan doğruya kendini bilir, bu nedenle, tinsel bir tözdür. Gövdeyi devindiren, ona dirilik kazandıran bu tözün başka bir özelliği de, yetkin düşünme yeteneği anlık olmasıdır. Düşünme eylemi yaratan ruhtur, o gövdeyi gerektirmez, ancak gövde var olabilmek için tini gereksinir. İnsan ruhu gövde biçiminde değildir, usa uygun biçimleri kavramaya elverişli bir töz olduğundan, gövdesel yapıda yer alamaz. Gövde, bölünebilen öğelerden oluşmuş bir bütündür, oysa tin, bir birliktir, bölünmeye elverişli değildir, sürekli olarak özünü ve birliğini korur. Tin, bütün izlenimleri gövde aracılığıyla alır, anlık yoluyla kavramları, kavramlara dayanarak usa vurmayı oluşturur. Bu yüzden, gövdeyle dolaylı bir bağlantısı vardır. Ancak, bu bağlantı tin için bir oluş koşulu değildir.

Canlı sorununa, gözleme dayalı bir ruhbilim anlayışıyla çözüm arayan İbn Sina’ya göre dirilik bir bileşimdir. Doğal organların, göksel güçler yardımıyla bileşmesinden canlılar ortaya çıkar. Bu olay da, belli aşamalara uygun olarak gerçekleşir. İlk ortaya çıkan canlı bitkidir. Bitkide tohumla üreme, beslenme ve büyüme güçleri vardır. İkinci aşamada ortaya çıkan hayvanda ise, kendi kendine devinme ve algı güçleri bulunur. Devinme gücünden isteme ve öfke doğar. Algı gücü de, iç ve dış algı olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan özü doğal evrim sürecinde en üst düzeyde gerçekleşmiş bir oluşumdur, bu nedenle, öteki varlıklardan ayrılır. İnsanda dış algı duyumlarla, iç algı da , beynin ön boşluğunda bulunan ortak duyu ile sağlanır. Duyularla alınan izlenimler bu ortak duyu ile beyne gider. Beynin, ön boşluğunda sonunda, tasarlama yetisi bulunur. Bu yeti duyu izlenimlerini sağlamaya yarar. İnsan için en önemli olan düşünen öz yapıcı ve bilici güçlerle donatılmıştır. Yapıcı güç (us) gerekli ve özel eylemler için gövdeyi uyarır. Bilici güç ise, yapıcı gücü yönlendirir. Özdekten ayrılan tümel biçimlerin izlerini alır. Bu biçimler soyutsa onları kavrar, değilse soyutlayarak kavrar. İnsanda iyiyi kötüden, yararlıyı yararsızdan ayıran yapıcı güçtür, bu nedenle bir istenç niteliğindedir.

Us konusunda İbn Sina ayrı bir düşünce ortaya atmıştır. Ona göre us beş türlüdür. Özdeksel us, bütün insanlarda ortak olup, kavramayı, bilmeyi sağlayan bir yetenektir. Bir yeti olarak işlek us, yalın, açık ve seçik olanı bilir, eyleme yöneliktir, durağan bir güç niteliğinde değildir. Eylemsel us, kazanılmış verileri kavrar ve ikinci aşamada bulunan ustan daha üstündür. Kazanılmış us, kendisine verilen ve düşünebilen nesneleri bilir. Aşama bakımından usun olgunluk basamağında bulunur. Bu aşamada usun kavrayabileceği konular kendi özünde de vardır. Kutsal us, usun en yüksek aşamasıdır. Bütün varlık türlerinin özünü, kaynağını, onları oluşturan gücü, başka bir aracıya gereksinme duymadan, bir bütünlük içinde kavrar.

İnsan, ayrıntıları duyularla algılar, tümelleri usla kavrar. Tümelleri kavrayan yetkin us, nesneleri anlama yeteneği olan etkin usa olanak sağlar. İnsan usunun algıladığı ayrıntılar, kendi varlıkları dolayısıyla değil, nedenleri yüzünden vardır. Us, bu kavranabilir nesneleri kazanabilmek için ilkin duyu verilerinden yararlanır. Sonra duyu verilerini usun genel kurallarına göre işlemden geçirir, yargıları ortaya koymada onları aşar.

Yaratılış konusunda İbn Sina, varlığın sıralı düzeninde, “bir’den bir çıkar” ilkesine dayanır. İlk “bir”, zorunlu varlık, Tanrı’dır. O’nun varlığı yalnız kendisini gerektirir. Var olma, Tanrı’nın özünden gelen gerekimdir. İlk neden ilk gerçekliktir. Tanrı’dan ilk us ortaya çıkar. Çokluk bu usla başlar. Bundan da felek ve nefsin usları türer. Her ustan da, o usun özü ve cismi oluşur. Us cismi aracısız olarak devindiremeyeceği için, uslar sırasının sonunda etkin us, akıl bulunur. Ondan da dünya ile ilgili nesnelerin maddesi, cisimlerin biçimleri ve insan özleri doğar. Etkin us, tümünün yöneticisidir. Yaratılış önsüzdür ve yeri de maddedir. Madde, soyut ve tüm varlığın öncesiz olanı, nefsin eylem alanı, sınırı ve tüm parçaların kaynağıdır. İlk us, kendisini ve zorunlu varlığı bilir. Buradan ikilik doğar. İlk us kendinde olanaklı, ilk varlık için ise zorunludur. Her tikel feleğin ilk kımıldatıcısı vardır. İlk kımıldatıcıları eyleme sokan tinsel varlıklardır. Her feleğin de iyiliğini düşünen kımıldatıcı bir nefsi vardır. Nefsin eylemi, etkin usa ulaşır.

Evrenin varlığı, zorunlu olan, Tanrı’yı gerektirir. Başka bir varlığın etkisiyle var olan evren sonsuz olamaz. Devinme, nesnenin özünde saklı güçten doğar. Her nesnenin özünde devindirici bir güç vardır. Nesne kendini kendinin etkin öznesi değildir. Bu güç, nesneye biçim de kazandırır.

İbn Sina metafiziği genelde Aristoteles metafiziği ile Yeni-Platonculuk ve Kelam’ın bireşimidir. Konusu, ilkler ilki, tüm oluşların, yaratışların, varlık bütününün kaynağı olan Tanrı’dır. Tanrı, bütünlüğü nedeniyle nesnelerde, olay ve eylemlerde görünüş alanına çıkar. Varlık vardır, yok olamaz.

Varlık üç bölüme ayrılır:

1- Olanaklı varlık, nesnelerle ilgili değişimin, oluş ve bozulmanın egemen olduğu varlıktır. Bu varlık ortamında görülen ne varsa belli bir süre içinde başlar ve biter.
2- Kendiliğinden olanaklı varlık. Olanaklı olmasına karşın, ilk nedenle ilişkilerinden dolayı zorunluluk kazanır. Tümellerin, yasaların bulunduğu evren. Gökkürelerin usları böyledir.
3- Kendiliğinden zorunlu varlık, ilk neden ya da Tanrı’dır. Değişmez ve çoğalmaz. Çokluklar ondadır. Tanrısal zorunluluk illkesi tüm yaratılanların da temel ilkesidir.
İbn Sina’nın benimsediği tanrıbilim dört ana konuyu içerir; Evren, ötedünya, ahiret, peygamberlik, Tanrı.

Evren yaratılmıştır. Yaratıcı ve varedici Tanrı’dır. O Kelamcılar’ın dediği gibi özgün yapıcı değildir, zorunludur. İlk neden önsüz ve sonsuzdur. Evrenin yaratılması, Tanrı’nın daha önceden varoluşunu gerektirir. Evrenin bütününde yer alan gök katları tanrısal evrenin varlıklarıdır, bunların özleri meleklerdir. Madde dünyasında oluş ve bozulma vardır. Onların tanrısal niteliği yoktur. Bu yaratma olayı da bir fışkırmadır.

Ölüm, tinin gövdeden ayrılmasıdır. Gövdelerden ayrılan tinlerin geldikleri kaynakta toplanmaları insanda ötedünya kavramını oluşturur. Ruh, tinsel bir tözdür, ölümsüzdür. Gövdeye egemendir. Ruh gövdeye girmeden önce etkin usta vardı. İnsana bireyselliğini kazandıran odur. Gövdenin yok olması, ruhun varlığını etkilemez. Dirilme tinseldir.

İnsanları yaratan Tanrı, onlara verdiği özgür istençle iyi ile kötüyü seçme olanağı sağladı. İstenç özgürlüğü, usla utku arasındaki çatışmadan ve ilkinin üstünlüğünden doğar. İnsan elinden çıkan bütün bağımsız eylemler tanrısal kayra ile gerçekleşir. Özgür istenç tüm insanlarda vardır. Peygamberler de bu bakımdan birer insandır. Ancak, onlarda insanların en yüceleri olan bilginlerde, bilgilerde olduğu gibi bir seziş vardır. Bu üstün seziş gücü, kavrayış yeteneği peygamberlerin etkin us ile buluşmalarını, gerçekleri kavramalarını sağlar. Bu üstün güç ve kavrayış vahy adını alır. Üstün anlayış gücü taşıyan melekler, vahyi peygamberlere ulaştırırlar.

Tanrı, özü gereği bilicidir. Kendi özünü bilmesi yaratmayı gerekli kılar. İbn Sina İslam dinine ve Kuran’a dayanarak bilmeyi yaratma olarak niteler. Yaratma eylemi Tanrı’nın kendi özüne karşı duyduğu sevgiden dolayıdır. Tanrı tümelleri bilir. Tikellerle ilgili bilgisi de, tümel nedensellikleri bilmesindendir.

Madde ve biçimin ilişkileri üzerinde bilimleri iç bölümde ele alırlar:

1- Maddeden ayrılmamış biçimlerin bilimi: Doğa bilimleri ya da aşağı bilimler.
2- Maddesinden iyice ayrı biçimlerin bilimi: Metafizik, mantık gibi yüksek bilimler.
3- Maddesinden ancak zihinde ayrılabilen, kimi yerde ayrı kimi yerde bir olan biçimlerin bilimi:
Matematik, geometri, orta bilimler. Zihin bu biçimleri doğru olarak maddesinden soyutlar.
Felsefe ise, kuramsal ve pratik diye ikiye ayrılır. Kuramsal olan, bilmek yeteneğiyle elde edilen bilgileri kapsar. Doğa felsefesi, matematik felsefesi ve metafizik gibi pratik felsefe, bilmek ve eylemde bulunmak üzere elde edilen bilgilere dayanır.

İbn Sina, gerek Doğu gerekse Batı filozoflarını etkiledi. Gazali, özellikle, ruh anlayışında ondan etkilendi. İbn Sina’nın deneyci yanı, Gazali’yi kuşkuculuk’a götürdü. Yapıtları 12.yy’da Latince’ye çevrildi, ünü yayıldı. Tanrıbilimci filozof Albertus Magnus, tin ve us ile güçleri konusunda İbn Sina’dan yararlandı.

YAPITLAR (başlıca): el-Kanun fi’t-Tıb, (ö.s), 1593, (”Hekimlik Yasası”); Kitabü’l-Necat, (ö.s), 1593, (”Kurtuluş Kitabı”); Risale fi-İlmü’l-Ahlak, (ö.s), 1880, (”Ahlak Konusunda Kitapçık”); İşarat ve’l-Tembihat, (ö.s), 1892, (”Belirtiler ve Uyarılar”); Kitabü’ş-Şifa, (ö.s), 1927, (”Sağlık Kitabı”).

Kültür Bakanlığı

ibni sina hayatı, ibni sina yaşamı, ibni sina eserleri, ibni sina yapıtları

Farabi Hayatı – Farabi Yaşamı Eserleri – Farabi Yapıtları Resimleri buyrun

Cuma, 23 Eki 2009 2 yorum

Türk asıllı İslam felsefecisi (Maveraünnehir, Farab, 870-Şam, 950).
Asıl adı Ebu Nasr Muhammed bin Muhammed bin Tahran bin Uzlug olan ve Batı kaynaklarında “Alpharabius” adıyla anılan Farabi (Türkistan’ın Farab [Otrar] kentinde doğduğu için Farabi [Farablı] diye anılır). İlk öğrenimini Farab’da, medrese öğrenimini Rey ve Bağdat’ta gördükten sonra, Harran’da felsefe araştırmaları yaptığı yıllarda tanıştığı Yuhanna bin Haylan’la birlikte Aristoteles’in yapıtlarını okuyarak gezimciler okulunun ilkelerini öğrendi. Halep’te Hemedani hükümdarı Seyfüddevle’nin konuğu oldu. Arap ülkelerinde yaşamış, Türk kimliğini ve Türk törelerini ölünceye kadar bırakmamış olan Farabi’yi anlatan kitaplar, İslam aleminde Ebul Hasan el-Beyhaki, İbn-el-Kıfti, İbn Ebu Useybiye, İbn el-Hallikan adlı yazarlar tarafından Farabi’nin ölümünden birkaç yüzyıl sonra gerçekleştirildi. Ama bu yapıtlar, birer araştırma olmaktan çok, Farabi’yle ilgili söylenceleri derliyor,bir felsefeciyle değil, bir ermişi açıklıyordu.

Aristotales’in ortaya attığı madde ve suret kavramını hiçbir değişiklik yapmadan benimseyen, eşyanın oluşumunda, yani yaradılışta madde ve sureti iki temel ilke olarak gören Farabi’nin fiziği de, metafiziğe bağlıdır. Buna göre, evrenin ve eşyanın özünü oluşturan dört öğe (toprak, hava, ateş, su) ilk madde olan el-aklül-faalden çıkmıştır Söz konusu dört öğe, birbirleriyle belli ölçülerde kaynaşır, ayrışır ve içinde bulunduğumuz evreni (el-alem) oluştururlar.

Farabi, ilimleri sınıflandırdı. Ona gelinceye kadar ilimler trivium (üçüzlü) ve quadrivium (dördüzlü) diye iki kısımda toplanıyordu. Nahiv, mantık, beyan üçüzlü ilimlere; matematik, geometri, musiki ve astronomi ise dördüzlü ilimler kısmına dahildi. Farabi ilimleri; fizik, matematik, metafizik ilimler diye üçe ayırdı. Onun bu metodu, Avrupalı bilginler tarafından kabul edildi.

Hava titreşimlerinden ibaret olan ses olayının ilk mantıklı izahını Farabi yaptı. O, titreşimlerin dalga uzunluğuna göre azalıp çoğaldığını deneyler yaparak tespit etti.Bu keşfiyle musiki aletlerinin yapımında gerekli olan kaideleri buldu. Aynı zamanda tıp alanında çalışmalar yapan Farabi, bu konuda çeşitli ilaçlarla ilgili bir eser yazdı.

Farabi insanı tanımlarken “alem büyük insandır; insan küçük alemdir.” Diyerek bu iki kavramı birleştirmiştir. İnsan ahlakının temeli, ona göre bilgidir; akıl iyiyi kötüden ancak bilgiyle ayırır. İnsan için en yüksek en yüksek erdem olan bilgi, insan beyninin çalışması sonucu elde edilemez; çünkü tanrısaldır, doğuştandır (Vehbi). Bilimin ise üç kaynağı vardır: Duyu; akıl; nazar. Bilimler ikiye ayrılırlar: Kurumsal (nazari) bilimler; uygulamalı (ameli) bilimler. Ahlak, siyaset, müzik, matematik uygulamalı bilimlere girer. Toplumlarda öz bakımından ikiye ayrılırlar: Erdemli toplumlar ve erdemsiz toplumlar. Bu toplumları yöneltecek en kusursuz devletse, bütün insanlığı kapsayan dünya devletidir.

Eserleri ( Bu günkü Türkçe adlarıyla ):
İki Felsefeci Arasındaki Düşüncelerin Uzlaştırılması
Ele Alınan Kaynakların Kaynakları
Hikmetlerin Özleri
Erdemli Toplumun İlkeleri Üstüne Kitap
Aklın Anlamları
Bilimlerin Sayımı
Büyük Müzik Kitabı
Müziğe Giriş

kaynağımız: serdarkalkan.com’dur

Categories: Eğitim Tags:

Mimar Sinan Tüm Eserleri – Mimar Sinan Hayatı Yaşamı Yapıtları – Resimleri buyrun

Cuma, 23 Eki 2009 1 yorum

Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

Eserleri

Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

Camiler

1. İstanbul Süleymâniye Câmii,
2. İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
3. Haseki Camii,
4. Mihrimah Sultan Camii – Edirnekapı
5. Mihrimah Sultan Câmii – Üsküdar’da, iskelede
6. Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
7. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
8. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
9. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Büyükçekmece)
10. Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
11. Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
12. Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
13. Kara Camii – Sofya
14. Kazasker İvaz Efendi Camii
15. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
16. Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
17. Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
18. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
19. Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
20. Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
21. Drağman Yunus Camii
22. Gazi Ahmet Paşa Camii
23. Hadım İbrahim Paşa Camii
24. Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya’da)
25. Molla Çelebi Camii
26. Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
27. Piyale Paşa Camii
28. Rüstem Paşa Câmii – Tahtakale
29. Selimiye Camii – Edirne
30. Zâl Mahmûd Paşa Câmii – Eyüp
31. Çavuşbaşı Camii – Sütlüce
32. İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
33. Şah Sultan Camii – Eyüp
34. Şehzade Camii – Şehzadebaşı
35. Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
36. Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
37. Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
38. Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
39. Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
40. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
41. Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
42. İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
43. Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
44. Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
45. Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
46. Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
47. Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
48. Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
49. Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
50. Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
51. Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
52. Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
53. Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
54. Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
55. Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
56. Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
57. Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
58. Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
59. Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
60. Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
61. Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
62. Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
63. Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
64. Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
65. Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
66. Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
67. Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
68. Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
69. Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
70. Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
71. Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
72. Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
73. Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
74. Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
75. Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
76. Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
77. Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
78. Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
79. Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
80. Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
81. Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
82. Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
83. Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
84. Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
85. Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
86. Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
87. Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
88. Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
89. Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
90. Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
91. Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
92. Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Medreseler

1. Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
2. Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
3. Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
4. Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
5. Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
6. Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),
7. Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
8. Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
9. Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
10. Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
11. Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
12. MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),
14. Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
15. Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
16. Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),
17. Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),
18. İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
19. Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
20. İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
21. Kasım Paşa Medresesi,
22. Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
23. Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Gebze’de),
24. Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
25. İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
26. Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
27. Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
28. Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
29. Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
30. Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
31. Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
32. Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
33. Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
34. Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
35. Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
36. Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
37. Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
38. Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
39. Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
40. Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
41. Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
42. Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
43. Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
44. Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
45. Karcı Süleyman Bey Medresesi,
46. Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
47. Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
48. Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
49. Kirmasti Medresesi,
50. Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
51. Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
52. Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
53. Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
54. Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
55. Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Külliyeler

1. Haseki Külliyesi
2. Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi

Dârülkurrâlar

1. SultanSüleymanHanDârülkurrâası (İstanbul’da),
2. Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
3. Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
4. Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
5. Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
6. Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
7. Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Türbeler

1. Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
2. Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
3. Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),
4. Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
5. Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
6. SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),
7. Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
8. ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),
9. Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
10. Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
11. MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),
12. Çocukları için inşâ ettiği türbe,
13. Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
14. Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
15. Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
16. Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
17. Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
18. Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
19. Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,
20. Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).

İmâretler

1. SultanSüleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
3. Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
4. Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
5. SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),
6. SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),
7. Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
8. SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),
9. Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
10. Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
11. Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
12. Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
13. Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
14. MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),
15. MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),
16. Mustafa Paşa İmâreti (Gebze’de),
17. MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).

Dârüşşifâlar

1. SultanSüleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
3. Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Su Yolları Kemerleri

1. Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
2. Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
3. Mağlova Kemeri(Kemerburgaz’da),
4. Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),
5. Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).
6. Kırık Kemer

Köprüler

1. Büyük çekmece Köprüsü,
2. Silivri Köprüsü,
3. Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),
4. Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
5. Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
6. Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),
7. MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),
8. Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).
9. Drina Köprüsü
10. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kervansaraylar

1. Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
2. Kervansaray (Büyükçekmece’de),
3. RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
4. KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),
5. Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
6. Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
7. Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
8. Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
9. Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
10. Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
11. Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
12. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
13. RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
14. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
15. Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
16. MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),
17. Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
18. RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),
19. Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
20. İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Saraylar

1. Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
2. Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
3. Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
4. Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
5. Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
6. İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
7. Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
8. Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
9. Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
10. İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
11. Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
12. Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),
14. Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
15. MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),
16. Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
17. Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
18. Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
19. Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
20. Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
21. AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
22. Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
23. Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
24. SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
25. Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),
26. Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
27. MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
28. Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
29. Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
30. AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),
31. AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
32. AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),
33. Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),
34. MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
35. Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),
36. Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).

Mahzenler

1. Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
2. Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
3. Anbar (sarayda),
4. Anbar (Has Bahçe Yalısında),
5. Mutbak ve kiler (sarayda),
6. Mahzen (Unkapanı’nda),
7. İki adet anbar (Cebehâne yakınında),
8. Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Hamamlar

1. SultanSüleymân Hamamı (İstanbul’da),
2. Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),
3. Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
4. Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
5. Haseki Sultan Hamamı (Ayasofya yakınında),
6. Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
7. Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
8. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),
9. Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),
10. Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),
11. Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),
12. Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
13. MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),
14. MehmedPaşa Hamamı (Edirne’de),
15. Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
16. İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
17. Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
18. Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
19. Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
20. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
21. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
22. Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
23. Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
24. Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
25. Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
26. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
27. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
28. Hamam (Çatalca’da),
29. RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),
30. Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
31. Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
32. Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
33. Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
34. Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
35. Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
36. İskender Paşa Hamamı,
37. Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
38. Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
39. Beykoz Hamamı,
40. Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
41. Hamam (Eyüp’te),
42. Dere Hamamı (Eyüp’te),
43. Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
44. Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
45. HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),
46. Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
47. Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
48. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da)

Categories: Eğitim Tags:
idaa oyun oyna bilmeceler fesbuk Değişik oyunlar facebook giriş Güzel mesajlar komik sözler gmail giriş hosting