arşiv

‘Güncel’ kategorisi için arşiv

REFERANDUMDA OY KULLANMAMANIN CEZASI NE KADAR?

Perşembe, 09 Eyl 2010 yorum yok

Oy kullanmama cezası 12 Eylül referandumu için 22 TL olarak tespit edildi. Bu konudaki yetki, ilçe seçim kurullarına ait bulunuyor.

Hastalık, ölüm, yurt dışına gitmek zorunda kalmak gibi geçerli bir mazeretle sandığa gidemeyenler üç ay içinde ilgili ilçe seçim kuruluna başvuracaklar ve bu para kendilerinden tahsil edilmeyecek. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde para cezası 7,5 TL olarak saptanmış ancak Maliye’nin “8 TL’nin altındaki para cezalarının, tahsilat için yapılacak masrafın bu rakamdan fazla tutması nedeniyle uygulanmayacağı” duyurusu üzerine ceza uygulanmamıştı.

Bu referandum için belirlenen 22 TL’lik cezanın 20 TL’lik takip sınırının üstünde olduğu için Maliye Bakanlığı tarafından tahsil edilebileceği belirtiliyor.

Categories: Güncel Tags:

SANDIK BİLGİSİ SORGULAMA ÖĞRENME 12 EYLÜL 2010 REFERANDUM OY KULLANMA BUYRUN

Perşembe, 09 Eyl 2010 yorum yok

12 Eylülde yapılacak referandum için oy kullanılacak okullar ve sandıklar ve belli oldu.Fakat referandum oyu hangi okulda kullanılacak.12 Eylül 2010refarandum hangi sandıkta kullanılacaklarını bilmeyenler alt kısımdaki linkten öğrenebilirler.

Alt kısımdaki linki tıklayarak Kimlik no yu girin

12 Eylül Refarandum oy kullanılacak yeri ve sandığı öğrenmek için tıklayınız.

BEBEĞİNİZE SUSMASI İÇİN CEP TELEFONUNUZU VERMEYİN

Çarşamba, 08 Eyl 2010 yorum yok

Memorial Etiler Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökhan Mamur, yıllardır zararları tartışılan cep telefonu, kablosuz internet ve son teknoloji ürünü cihazların çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Cep telefonu, kablosuz internet ve evlerimizdeki telsiz telefon gibi cihazlar artık öyle bir hayatımıza girdi ki; bunlar yokken biz nasıl yaşıyorduk, nasıl işlerimizi hallediyorduk diye hayretle düşünürüz bazen. Ancak şunu da çok iyi bilmek gerekir; hayatta hiçbir şey bedava değil. Bu cihaz ve sistemleri kolayca kabullendik ancak zararının olup olmadığını biliyor musunuz? Elektromanyetik dalgalar yayan bu cihazlar çocuklarımızın sağlığına herhangi bir bedel ödetecek mi?

Cep telefonları her yöne mikrodalgalar yayarak çalışıyor. Yapılan araştırmalarda bu dalgaların kemik ve yumuşak dokudan birkaç santimetre ilerlediği ve enerjisinin de orada yani beyin ve sinir dokusunda emildiğini gösteriyor. 6 dakika ve üzerindeki uzun süreli telefon konuşmalarının kulak ve beyin dokusunun ısısını artırdığı ve baş ağrılarına neden olduğu ise herkesin kolayca hissedebildiği etkiler. Amerikan Pediatri Akademisi çocukların dokularının daha ince ve yumuşak olmasından dolayı bu elektromanyetik dalgalara daha kolay maruz kaldıklarını bildirmişti. 2008′de İsveç bilim adamları tarafınca yapılan bir araştırmada 20 yaşından önce cep telefonu kullanan kişilerde beyin tümörü (gliom) ve işitme kaybına yol açan kanser (akustik nörom) gelişme oranı tam dört misli arttığı ortaya çıkmıştı. 20 yaşından sonra kullananlarda ise iki misli artıyor. Bu da bu dalgaların gelişmekte olan bir beyne etkisinin daha çok olduğuna işaret ediyor. Çalışmayı yürüten bilim adamları 12 yaş altında çocukların cep telefonu kullanmamalarını önermekle birlikte 12 yaş üstündeki çocukların daha çok kısa mesaj ile iletişim sağlamaları gerektiğini belirtiyor. Bu bilgileri bizimle paylaşan Dr. Mamur, Hindistan’da yapılan bir başka bilimsel çalışmada kanser hücrelerini saptayıp yok eden savunma sisteminin bu elektromanyetik dalgaların bulunduğu ortamda tam randımanlı çalışmadığının saptandığını vurguluyor.

HAYAT KURTARAN ÖNERİLER

  • Elektromanyetik ışınlar saçan cihazlardan bebek ve çocuklarımızı, en azından 12 yaşında gelene kadar uzak tutmamız gerekiyor.

  • 13-20 yaş arası dönemde de kullanımın mümkün olduğu kadar kısıtlanması, mutlaka kullanılacaksa da kısa mesaj ile kullanım sağlanmalı.

  • Wireless modemlerinizi evde o anda kullanmıyorsanız kapatın ve komşularınızdan da bunu yapmalarını isteyerek ortak bir karar alın.

  • Cep telefonlarınızı bebek ve çocuklarınızdan uzak tutun. Aranızda “ama o telefonu çok seviyor” diyenler olabilir ancak şunu biliyorum ki ebeveynin kararlılığı birçok konuda olduğu gibi bu konuda da esastır. Çocuk görmediği şeyi isteyemez.
  • yenisafak.com.tr

Categories: Güncel Tags:

GELİNCİK BALIĞININ BU SIRI NE

Çarşamba, 08 Eyl 2010 yorum yok

Dünyanın büyük şairlerine ve fikir adamlarına nice ilhamlar sunan İstanbul’da yaşayan farklı dinlerin kutsal günleri bir belgesele konu oldu: İstanbul’da Üç Gün. Cuma, Cumartesi ve Pazar günü yaşanan dini ritüeller üzerinden İstanbul’un sıcak iklimini anlatan belgesel gelincik balıkları ile Musevilerin dostluğuna da ışık tutuyor.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın katkılarıyla hazırlanan İstanbul’da Üç Gün belgeseline Nilgün Öneş, Hüsrev Hatemi, Yavuz Turgul, Tolgay Ziyal gibi alanında en iyi isimler danışmanlık yapmış. Tüm görüntülerin özel izinlerle ve orjinal olarak çekildiği belgesel Müslümanların Bayram Günü olarak kabul edilen Cuma ile başlayıp, Musevilerin Şabat’ı Cumartesi ile devam ediyor ve Hıristiyanların kutsal Pazar günü ile sürüyor. Belgesel İstanbul’da bir Musevi ailenin evindeki Şabat Yemeği’nden görüntüler de içeriyor. Dini kurallar gereği Şabat yemeği sırasında herhangi bir görüntü çekilmesinin yasak olması nedeniyle Cumartesi gününden farklı bir günde çekilen görüntüler oldukça dikkat çekici.

GELİNCİK UCUZ OLDUĞU İÇİN TERCİH EDİLİYORDU

İstanbul’da Üç Gün Belgeseli semavi dinlerin İstanbul’daki hayatlarına ilişkin ilginç ayrıntılar içeriyor. Bunlardan biri de Gelincik Balığı… Diplerde, kumluk alanlarda yaşayan, derelerin Boğaz’a kavuştuğu yerleri seven, gündüz uyuyan, gece avlanan gelincik balığını tüketen İstanbulluların yüzde 99′unun Musevi olduğu belirtiliyor. 1920′lerde Türkiye’deki balıkları ayrıntılarıyla yazdığı kitabında bu bilgileri veren İstanbul Balıkhanesi Müdürü Karekin Deveciyan, Gelincikten “eti lezzetli ve kıymetlidir, ama çabuk bozulur” diye söz ediyor.

Gelincik balığı, Musevilerin İstanbul’a gelişinin anısını saklayan vefalı, cefakâr bir kara gün dostu olarak biliniyor. Gelincik balığı Musevilerin İspanya’dan sürgün edilip İstanbul’a geldiklerinde yaşadıkları zor koşullar içerisinde bol bulunan, keseye uygun bir balık olarak Şabat sofrasının başköşesine kurulmuş.

İKİ DİNİN MİSTİK ŞEHRİ

İstanbul, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlaması nedeniyle mistik şehir olarak da anılıyor. İslam tasavvufunun yedi nefis mertebesine denk olarak yedi tepe üzerine kurulu olan, yine Batınî, yani insanın iç dünyasını temsil eden Doğu ile dış dünyayı, zahiri temsil eden Batı’yı buluşturan İstanbul, Hıristiyanlık döneminde de diğer şehirlerden farklı olarak mistik bir Hıristiyanlığa ev sahipliği yapıyordu.

yenisafak.com.tr

Categories: Güncel Tags:

KARAGÖZ VE HACİVAT NEDİR KARAGÖZ VE HACİVAT OYUN

Çarşamba, 08 Eyl 2010 yorum yok

HACİVAT- Karagöz’üm yüzyıllardır herkesi güldürürsün ama senin yüzünün güldüğünü ben pek kolay kolay göremiyorum.

KARAGÖZ – Köftehor, benim gibi bir gün iş bulur, üç gün işsiz kalırsan sen de gülmezsin!

HACİVAT – Canım hemen kızma! Bakıyorum bugün gözlerinin içi gülüyor da onun için söyledim.

KARAGÖZ – Hay hay, gözlerimin içi gülüyor, burnumun dışı göbek atıyor, kulaklarımın kenarı yerlere yatıyor.

HACİVAT – Hah hah hah!… Yine yanlış anladın, yani bugün pek neşelisin!

KARAGÖZ – Öyle söylesene!

HACİVAT – Pekalâ, böyle neşeli olmanın sebebi ne acaba?

KARAGÖZ – Hiç sorma Hacı Cavcav, meğer bilgili olmak ne güzel şeymiş!…

HACİVAT – Haklısın Karagöz’üm ama bunun neşeli olmakla ne ilgisi var?

KARAGÖZ – Olmaz olur mu? Kaç gündür oğlum bana ilkokul ders kitaplarını okuyor.

HACİVAT – Şimdi anladım… Çok güzel ama kendin neden okumaya başlamadın?

KARAGÖZ – Köftehor bir yanda da okuma-yazma çalışıyorum. Sonra tekrar kendim okuyacağım.

HACİVAT – Desene bilgi dağarcığını dolduruyorsun!

KARAGÖZ – Bilgi kabarcığımı dolduruyorum.

HACİVAT – Efendim kabarcık doldurmak falan değil, yani bilgin artıyor.

KARAGÖZ – Hay hay, hem de neler neler öğreniyorum. Hele dünyanın döndüğünü hiç bilmiyordum da hemen belime bir ip hazırladım.

HACİVAT – ALLAH ALLAH belindeki ip ne olacak?

KARAGÖZ – Dünya olmadık zamanda hızlı dönmeye başlarsa, beni birden bulutlara fırlatmasın diye kendimi hemen belimden bir yere bağlayacağım.

HACİVAT – Karagöz’üm, anlaşılan senin bilgin de artsa saçmalamaktan vazgeçmeyeceksin!

KARAGÖZ – Asıl sen saçmalama da, kendine sağlam bir ip bulup beline sar!

HACİVAT – Sen şimdi ipi bırak da soracaklarıma cevap ver. Bakalım neler öğrenmişsin?

KARAGÖZ – Sor da hemen vızır vızır cevabını al!

HACİVAT – Aferin!.. Önce matematik…

KARAGÖZ – Mavi patik öğrenmedim.

HACİVAT – Değil efendim, yani hesap, kitap… Meselâ iki iki daha ne eder?

KARAGÖZ – Bunu bildim Hacı Cavcav, iki tane iki eder.

HACİVAT – ALLAH iyiliğini versin, ne bilmesi…

KARAGÖZ – Pataklarım ha, sen de zor şeyler sor!

HACİVAT – Sivrisinek deyince aklımıza ne gelir?

KARAGÖZ – Ne gelecek, benim aklıma şişko sinek gelir.

HACİVAT – Senin aklına gelir.

KARAGÖZ – Bekleme, başka şeyler de sor!

HACİVAT – Pekâla, çok kolay bir soru…

KARAGÖZ – Kolay sorma pataklarım, en zorundan sor!

HACİVAT – Pekâla, çok kolay bir soru…

KARAGÖZ – Kolay sorma pataklarım, en zorundan sor!…

HACİVAT – Hele sen dinle!… Bir gün kaç saattir?

KARAGÖZ – Köftehor, bizim duvar saati kaç aydır bozuk… Ne bileyim bir gün kaç saat…

HACİVAT – Karagöz’üm şimdi soracağımı bilmek için okula bile gitmeye gerek yok… İyi düşün!…

KARAGÖZ – Düşündüm, çabuk sor Hacı Cavcav!

HACİVAT – Efendim, şu bildiğimiz su kaç şekilde bulunur.

KARAGÖZ – Bunu bilmeyecek ne var?

HACİVAT – Âferin Karagöz’üm, söyle bakalım?

KARAGÖZ – Bardakta, sürahide, banyo kazanında…

HACİVAT – ALLAH iyiliğini versin! Su akıcı olarak, buhar ve donmuş olarak üç şekilde bulunur.

KARAGÖZ – Düşündükten sonra onları da söyleyecektim.

HACİVAT – Ağzımda kaç diş bulunur?

KARAGÖZ – Adamına göre değişir Hacı Cavcav! Kiminde otuz tane olur. Kiminde üç tane… Bazılarında da takma diş olur.

HACİVAT -Sinirimi bozdun yine Karagöz ben gidiyorum…

Categories: Güncel Tags:
idaa oyun oyna bilmeceler fesbuk Değişik oyunlar facebook giriş Güzel mesajlar komik sözler gmail giriş hosting