İstiklal Marşının Yazılma Ve Bestelenme Süreci buyrun


Türkiye de, ulusal marş yazılması önerisi, önce 1920 yılında İsmet Paşa dan (İnönü) geldi. Maarif Vekaletinde bu öneriyi dikkate alarak bir yarışma düzenledi. O günlerde Türk Kurtuluş savaşı en heyecanlı günlerini yaşıyordu; toplumda ulusal bilinci pekiştirecek, ulusçuluk duygusunu daha da canlı kılacak bir marşa gereksinme duyuluyordu. Yarışmada ayrıca güfteyi yazacak olana 500TL, besteyi yazacak olana 1.000TL. ödül vereceği duyuruldu. Yarışmaya katılan 724 şiirden hiçbiri başarılı bulunmadı. Mehmet Akif Ersoy, böyle bir ödülden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmamıştı. Dönemin Maarif Vekil Hamdullah Suphi (Tanrıöver) ,Mehmet Akif e Mektup yazıp, kendisi için sakıncalı gördüğü konularda güvence verdikten sonra Mehmet Akif, 48 saat gibi kısa bir sürede marşın güftesini yazıp imzasız olarak Maali Vekaline gönderdi. T.B.M.M nin 1 Mart 1921 tarihli toplantısında okunan bu şiir, 12 Mart 1921 tarihli toplantıda da ulusal marş olarak kabul edildi.

Marşın Bestelenme süreci

Mehmet Akif’in 20 Şubat 1921′de yazdığı “Kahraman Ordumuza” sungusunu taşıyan şiiri 12 Mart 1921 günü büyük çoğunlukla TBMM’ce İstiklal Marşı kabul edildi. Aynı yıl bir de beste yarışması açıldı, ama kesin bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığın ikinci bir yarışma düzenlemiştir. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930′da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922′de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklal Marşı olarak söylenebilmektedir.

İstiklal marşı’nın besteleniş hikayesi

Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir milli marşı olmalıydı. Daha Cumhuriyet kurulmadan İstiklâl Savaşı sırasında, Garp Cephesi Komutanlığı’ndan bu arzu doğmuştu. Durum, sonradan Maârif Vekili olan Hamdullah Suphi’ye havale edildi. Böylece Türk milli marşı olarak “İstiklâl Marşı” adı ile yaptırılacak marşın hazırlıklarına girildi. Beste ve güfte için beşer yüz lira armağan kararlaştırılarak genelge ve mektuplarla bütün yurda duyuruldu.

Önce şiir seçilip sonra beste yarışması açılacaktı. Şiir yarışmasına yurdun dört bir yanından tam 724 şiir gönderildi. Komisyon bunlardan yedisini seçerek bastırdı ve meclis üyelerine dağıttı.

Atatürk’ün başkanlığında TBMM’nin 12.03.1921 günkü celsesinde Mehmet Akif Ersoy’un şiiri defalarca okutturularak alkışlar arasında milli marş olarak bestelenmek üzere seçildi.

Beste yarışması ise güfte kadar ilgi görmedi. Bu da memleketin o zamanki musiki durumunu yansıtmaktadır. Beste yarışmasına ancak 24 besteci katılmıştı. Bunlardan bazıları şunlardır:

Ahmet Cemalettin Çin kılıç, Ahmet Yekta Madran, Ali Rifat Çağatay, Asım Bey, Bedri Zabaç, Hasan Basri Çantay, H. Saadettin Arel, İsmail Hakkı Bey, İsmail Zühdü, Kazım Uz, Lemi Atlı, Mehmet Baha Pars, Mustafa Sunar, Rauf Yekta, Saadettin Kaynak, Zati Arca, Zeki Üngör.

Güfte yarışması sonuçlandırıldıktan sonra Anadolu’daki savaş iyice kızıştığı sıralarda beste yarışması ilgisini tabii olarak kaybetmiştir. Buna rağmen muhiti olan bestekârlar faaliyetten geri durmamışlar ve kendi bestelerini yaymaya uğraşmışlardır.

O sıralarda Edirne’de müzik öğretmeni bulunan Ahmet Yekta Madran, kendi marşını Edirne ve havalisinde yaymaya ve söyletmeye başlamıştır. İzmir’de müzik öğretmeni bulunan İsmail Zühdü de kendi marşını İzmir ve havalisi ile Eskişehir’de yaymakta idi. Ankara’da da Zeki Üngör’ün marşı söylenmekte olup İstanbul’da ise iki marş söylenip yayınlanmaktaydı. Bunlar da İstanbul tarafında bir çok mekteplerde öğretmenlik yapan Zati Arca’nın, Kadıköy tarafında ise Ali Rifat Çağatay’ın bestesi söylenmekteydi.

Bu durum birkaç yıl böylece devam etmiş ve 1924’te Ankara’da maârif vekaletinde toplanan bir kurul, Ali Rifat Çağatay’ın marşını resmi marş olarak kabul ederek ilgili kurullar ile bütün okullara bildirmiştir. Bu marş, 1924’ten 1930 yıllarına kadar söylenip çalındıktan sonra 1930 sıralarında yeni bir emirle Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi Zeki Üngör’ün bestesi milli marş bestesi olarak kabul edilmiştir. Zeki Üngör, İstiklâl Marşı’nın besteleniş hikayesini şöyle anlatmıştır:

“İstiklâl savaşının devam ettiği sıralarda ben, Muzika-i Humayun muallimi idim. Yani doğrudan doğruya Saray’a ve Vahdettin’e bağlıydık. Bando, Fasıl Takımı ve Orkestra benim emrimde idi.

Şişli’de Uğurlu Han’ın 4 numarasında oturuyordum. Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinden iki veya üç gün sonra evimde, Talim-Terbiye Heyeti azası ve terbiye mütehassısı dostum Haydar merhumla oturuyorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi. Büyük bir heyecan içinde, süvarilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı. Hepimiz coşmuştuk. Hemen kalkıp piyano başına geçtim. Ve derhal içimde doğan parçayı çalmaya koyuldum.

İlk etapta marşın giriş kısmındaki akoru oluşturdum. Bu şekilde iki, üç mezür yaptım. Arkadaşlarım: “Aman dediler, bu çok güzel bir şey olacak.” Bunun üzerine İhsan’a İzmir’in kurtuluşunu ve büyük zaferi bütün teferruatı ile anlatmasını rica ettim. O anlattı, ben çaldım. Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İki gün sonra beste bitti.

Götürüp arkadaşlara gösterdim. Çok beğendiler. Bunun üzerine bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim. Kıymeti hakkında daha kat’i bir fikir edinmek maksadıyla da besteyi Viyana Konservatuarı direktörüne gönderdim. On gün sonra direktörden gelen mektupta, eserin çok orijinal bulunduğu ve melodisinin Türk milletinin ihtişamına yakışacak şekilde olduğu belirtilerek tebrik ediliyordum.

Bu mektup geldikten on beş gün sonra beni Ankara’dan çağırdılar, gittim. Bana Muzika-i Humayun’u bütün kadrosu ile Ankara’ya nakletmek vazifesi verildi. Bunun üzerine tekrar İstanbul’a döndüm. Ve Ankara’ya ilk olarak başlarında piyanist Sabri’nin bulunduğu beş kişilik bir heyet yolladım. Vahdettin henüz padişah olduğu için bu işleri gizli yapıyorduk. Bir ay sonra da kimseye bir şey söylemeden Ankara’ya gittim. Ve hemen İstanbul’daki arkadaşları bir telgrafla çağırdım. Üç gün sonra geldiler. Böylece milli marşı bu heyete ilk defa Ankara’da verilen o baloda Atatürk’ün huzurunda çaldık. İşte milli marş böyle bestelendi.”

Bestekarın bu anlatışından, eseri önce sözsüz olarak bestelediği ve daha sonra Mehmet Akif’in şiirini besteye giydirdiği anlaşılmaktadır. Bu sebepten meydana gelen prozodi hataları, eser hakkında sonradan yapılan tenkitlerin başlıcası olmuştur. Bestekar yukarıdaki beyanatının bir yerinde her ne kadar, “Bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim” diyorsa da, eserdeki ses sahasını halk tabakasını nazara almadan kullanması bestenin milli marş olarak bestelenmediğini meydana çıkarmaktadır. Marştaki bu teknik hatalardan başka ses ritminden ağır çalınıp söylenmesinde bestekarın kusuru başta gelmektedir. Besteci bu durumu şöyle anlatmıştır:

“Ben İstiklal Marşı’nı bestelerken kulaklarımda İzmir’e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı. Eserin başında metronomu (1 dörtlük=80) olan bir eser hiçbir vakit cenaze marşına benzemez.

Plaklardaki ağır tempolu çalınışı ise; “Sahibi’nin Sesi” stüdyosunda orkestra ile plağa çaldığımız zaman teknisyenler, bunun çok süratli bir marş olduğunu ve dolayısıyla plağın ancak yarısını doldurduğunu söylediler. Bu sebeple plağın aynı yüzüne bir marş daha çalmamızı rica ettiler. Ben böyle bir teklifi kabul edemezdim. O anda aklıma bir şey geldi: “Marşı biraz ağır çalalım, böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır, olur biter” dedim. Bu fikir pek münasip görüldü ve dediğim gibi yapıldı. Fakat bilahare böyle bir fikir vermekle hata ettiğimizi anladım. Çünkü marş çalınırken gramofonun hızlıya ayarlanması icap ettiğini kim bilebilirdi?”

Görüldüğü gibi tam bir alaturka davranışla İstiklal Marşımızın en can alacak noktası; ritmi, ölü doğrulmuştu.

Plak yayıldıktan sonra ağır ritim de hafızalara yerleşti ve besteci ölümüne kadar bu ağır ritmi yürüğe

Götürmeye uğraştı durdu.

Ayrıca, marşın Türk temlerini ifade etmediği ve hatta “Karmen Silva” isimli bir operetten alındığı da iddia edilmiştir.

Daha sonra marşın değiştirilmesi tezi ortaya atılarak yetkili yetkisiz türlü şahıslar tarafından türlü fikirler ileri sürülmüşse de değiştirilmesi fikri tutmamıştır.

Bu konudaki makul olan umumi kanaat; her ne kadar yeniden daha iyisini yapmak imkânsız değilse de eskisinin artık tarih olmuşluğu hakikati nazara alınarak, bunun üzerinde gerekli rötuşlarla mevcudu onarmaktır.

24 Aralık 2009 Saat : 12:18

Reklamlar


“İstiklal Marşının Yazılma Ve Bestelenme Süreci buyrun” için 43 Yorum

  1. fyıpoıf diyor ki:

    siz daha uzun görmemişsiniz:

  2. hayat gülümse diyor ki:

    araştırdığımız konular kısa çıksa.. müzik
    için bu kadar yazılmaz ki

  3. hayat gülümse diyor ki:

    bu kısa ise uzununu düşünemiyorum..:.

  4. zeynep diyor ki:

    apo :
    yaaa coq uzun yhaaa bunun kısası yoqmu müzik dersi ici n yazıyorum

  5. zeynep diyor ki:

    aynen ezgicim sana katılıyorum gerçekten deymez hele bizm bir müzikçi var allah düşmanımın başına vermesin

  6. ezgi diyor ki:

    yha bunun daha kısası yok mu müzik dersi için bu kadar emek verilmez :( :(

  7. krzm41 diyor ki:

    çokkkkkkkkkkk uzun

  8. cansu diyor ki:

    ya bu çok uzun olmuş daha kısası yokmu
    neyse anlamsız olsa bile kısaltmam lazım

  9. cansu diyor ki:

    ya bu çok uzun olmuş daha kısası yokmu

  10. derya diyor ki:

    :D :D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D
    :D :D:D:D:D:D

  11. derya diyor ki:

    @neslişşşşşşş
    ewet bence de uzun.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.d.

  12. neslişşşşşşş diyor ki:

    bu çok uzun

  13. apo diyor ki:

    yaaa coq uzun yhaaa bunun kısası yoqmu müzik dersi ici n yazıyorum

  14. eda diyor ki:

    ben burdan okudum başka bi sitete kısa yazmışlar onuda yazdım herkes böyle yapabilirdi bence tabi aklı olanlar:)

  15. beste diyor ki:

    bencede çok uzun kısa olsaymış daha iyi yazmaktan elim koptu bide yani bunu müzik dersi için yazdım yha

  16. ezgi diyor ki:

    çok güzel ama çok uzun keşke daha kısa olsaydı yazmaktan ellerim koptuu

  17. esra.. diyor ki:

    tşkler

  18. eylül diyor ki:

    off ya yarına kdar nsıl yazcam şimdi :(

  19. eylül diyor ki:

    ya bencede çok uzun ayrıca kendimiz kısaltsakta anlamsz oluyr :p :d

  20. Anonim diyor ki:

    yuz aldım

  21. gamze diyor ki:

    tşk

  22. eda diyor ki:

    vallaha yaa bu ne destan gibi

  23. nesibe bayram diyor ki:

    çok güzel tenkyu

  24. gizem aleyna diyor ki:

    vyyy
    be hesini yazmaya kalksam ksn gnmn yars gdr

  25. Anonim diyor ki:

    çok uzunmuş ama çok teşekür ederim

  26. burcu diyor ki:

    valla cok yardımcı oldunuz cok tessekur ederı kım yazdıysa allah razı olsun eyvallah.

  27. DiLBeR diyor ki:

    teşekkür edrm çoq yardımcı oldunuz ”]

  28. Anonim diyor ki:

    yaymaya ve söyletmeye başlamıştır. İzmir’de müzik öğretmeni bulunan İsmail Zühdü de kendi marşını İzmir ve havalisi ile Eskişehir’de yaymakta idi. Ankara’da da Zeki Üngör’ün marşı söylenmekte olup İstanbul’da ise iki marş söylenip yayınlanmaktaydı. Bunlar da İstanbul tarafında bir çok mekteplerde öğretmenlik yapan Zati Arca’nın, Kadıköy tarafında ise Ali Rifat Çağatay’ın bestesi söylenmekteydi.

    Bu durum birkaç yıl böylece devam etmiş ve 1924’te Ankara’da maârif vekaletinde toplanan bir kurul, Ali Rifat Çağatay’ın marşını resmi marş olarak kabul ederek ilgili kurullar ile bütün okullara bildirmiştir. Bu marş, 1924’ten 1930 yıllarına kadar söylenip çalındıktan sonra 1930 sıralarında yeni bir emirle Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi Zeki Üngör’ün bestesi milli marş bestesi olarak kabul edilmiştir. Zeki Üngör, İstiklâl Marşı’nın besteleniş hikayesini şöyle anlatmıştır:

    “İstiklâl savaşının devam ettiği sıralarda ben, Muzika-i Humayun muallimi idim. Yani doğrudan doğruya Saray’a ve Vahdettin’e bağlıydık. Bando, Fasıl Takımı ve Orkestra benim emrimde idi.

    Şişli’de Uğurlu Han’ın 4 numarasında oturuyordum. Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinden iki veya üç gün sonra evimde, Talim-Terbiye Heyeti azası ve terbiye mütehassısı dostum Haydar merhumla oturuyorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi. Büyük bir heyecan içinde, süvarilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı. Hepimiz coşmuştuk. Hemen kalkıp piyano başına geçtim. Ve derhal içimde doğan parçayı çalmaya koyuldum.

    İlk etapta marşın giriş kısmındaki akoru oluşturdum. Bu şekilde iki, üç mezür yaptım. Arkadaşlarım: “Aman dediler, bu çok güzel bir şey olacak.” Bunun üzerine İhsan’a İzmir’in kurtuluşunu ve büyük zaferi bütün teferruatı ile anlatmasını rica ettim. O anlattı, ben çaldım. Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İki gün sonra beste bitti.

    Götürüp arkadaşlara gösterdim. Çok beğendiler. Bunun üzerine bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim. Kıymeti hakkında daha kat’i bir fikir edinmek maksadıyla da besteyi Viyana Konservatuarı direktörüne gönderdim. On gün sonra direktörden gelen mektupta, eserin çok orijinal bulunduğu ve melodisinin Türk milletinin ihtişamına yakışacak şekilde olduğu belirtilerek tebrik ediliyordum.

    Bu mektup geldikten on beş gün sonra beni Ankara’dan çağırdılar, gittim. Bana Muzika-i Humayun’u bütün kadrosu ile Ankara’ya nakletmek vazifesi verildi. Bunun üzerine tekrar İstanbul’a döndüm. Ve Ankara’ya ilk olarak başlarında piyanist Sabri’nin bulunduğu beş kişilik bir heyet yolladım. Vahdettin henüz padişah olduğu için bu işleri gizli yapıyorduk. Bir ay sonra da kimseye bir şey söylemeden Ankara’ya gittim. Ve hemen İstanbul’daki arkadaşları bir telgrafla çağırdım. Üç gün sonra geldiler. Böylece milli marşı bu heyete ilk defa Ankara’da verilen o baloda Atatürk’ün huzurunda çaldık. İşte milli marş böyle bestelendi.”

    Bestekarın bu anlatışından, eseri önce sözsüz olarak bestelediği ve daha sonra Mehmet Akif’in şiirini besteye giydirdiği anlaşılmaktadır. Bu sebepten meydana gelen prozodi hataları, eser hakkında sonradan yapılan tenkitlerin başlıcası olmuştur. Bestekar yukarıdaki beyanatının bir yerinde her ne kadar, “Bu müziği milli marş olarak takdime karar verdim” diyorsa da, eserdeki ses sahasını halk tabakasını nazara almadan kullanması bestenin milli marş olarak bestelenmediğini meydana çıkarmaktadır. Marştaki bu teknik hatalardan başka ses ritminden ağır çalınıp söylenmesinde bestekarın kusuru başta gelmektedir. Besteci bu durumu şöyle anlatmıştır:

    “Ben İstiklal Marşı’nı bestelerken kulaklarımda İzmir’e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı. Eserin başında metronomu (1 dörtlük=80) olan bir eser hiçbir vakit cenaze marşına benzemez.

    Plaklardaki ağır tempolu çalınışı ise; “Sahibi’nin Sesi” stüdyosunda orkestra ile plağa çaldığımız zaman teknisyenler, bunun çok süratli bir marş olduğunu ve dolayısıyla plağın ancak yarısını doldurduğunu söylediler. Bu sebeple plağın aynı yüzüne bir marş daha çalmamızı rica ettiler. Ben böyle bir teklifi kabul edemezdim. O anda aklıma bir şey geldi: “Marşı biraz ağır çalalım, böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır, olur biter” dedim. Bu fikir pek münasip görüldü ve dediğim gibi yapıldı. Fakat bilahare böyle bir fikir vermekle hata ettiğimizi anladım. Çünkü marş çalınırken gramofonun hızlıya ayarlanması icap ettiğini kim bilebilirdi?”

    Görüldüğü gibi tam bir alaturka davranışla İstiklal Marşımızın en can alacak noktası; ritmi, ölü doğrulmuştu.

    Plak yayıldıktan sonra ağır ritim de hafızalara yerleşti ve besteci ölümüne kadar bu ağır ritmi yürüğe

    Götürmeye uğraştı durdu.

    Ayrıca, marşın Türk temlerini ifade etmediği ve hatta “Karmen Silva” isimli bir operetten alındığı da iddia edilmiştir.

    Daha sonra marşın değiştirilmesi tezi ortaya atılarak yetkili yetkisiz türlü şahıslar tarafından türlü fikirler ileri sürülmüşse de değiştirilmesi fikri tutmamıştır.

    Bu konudaki makul olan umumi kanaat; her ne kadar yeniden daha iyisini yapmak imkânsız değilse de eskisinin artık tarih olmuşluğu hakikati nazara alınarak, bunun üzerinde gerekli rötuşlarla mevcudu onarmaktır.

    Categories: Eğitim Tags:
    Diğer Konular
    yorumlar (15) geribağlantılar (0) yorum ekle geri bağlantı

    sertan Çarşamba, 29 Ara 2010 zamanında 14:35 | #1 yanıtla | alıntı abi bukadar uzun ama ben aradığım yok böle bişi varmı ya şikayet edicem bu siteyi

    adelinda Pazartesi, 20 Ara 2010 zamanında 20:44 | #2 yanıtla | alıntı saol behh sınavda çıktı lise 2 nin 100 üzerinden 100 aldm ))

    … Pazar, 12 Ara 2010 zamanında 19:29 | #3 yanıtla | alıntı çok teşekkür ederim gerçekten çok işime yaradı.

    elif Cuma, 03 Ara 2010 zamanında 13:49 | #4 yanıtla | alıntı ya bunun daha uzun olanı yok mu çok ayrıntılı bi şekilde

    Anonim Pazartesi, 29 Kas 2010 zamanında 17:14 | #5 yanıtla | alıntı çok uzun

    burhan Perşembe, 11 Kas 2010 zamanında 19:14 | #6 yanıtla | alıntı coqq uzun yhaw kısası olsada yapsam :S

    büşraa Çarşamba, 03 Kas 2010 zamanında 22:18 | #7 yanıtla | alıntı çok gzll anlatılmışş çookk işime yaradıı

    gizem… Pazar, 31 Eki 2010 zamanında 12:15 | #8 yanıtla | alıntı yaa mert bişe sorcam hepsinimi yazdın ?

    damla Cumartesi, 23 Eki 2010 zamanında 19:24 | #9 yanıtla | alıntı bunu sana söyleyemem

    damla Cumartesi, 23 Eki 2010 zamanında 19:22 | #10 yanıtla | alıntı buse bende sana katılıyorum ama ben kızasını buldum

    ceylan Pazartesi, 18 Eki 2010 zamanında 19:09 | #11 yanıtla | alıntı kısa olsa daha iii dii yav

    serhat Salı, 12 Eki 2010 zamanında 12:40 | #12 yanıtla | alıntı çok güzel

    ecem Pazartesi, 11 Eki 2010 zamanında 17:48 | #13 yanıtla | alıntı @buse
    kndin kısaltsan işin kolayına kaçmasan diyorum

    buse Çarşamba, 29 Eyl 2010 zamanında 13:52 | #14 yanıtla | alıntı ya hepsi uzun kısasını bulsam da kurtulsam

    mert Salı, 21 Eyl 2010 zamanında 14:39 | #15 yanıtla | alıntı çok saol çok yardımcı oldun 100 aldım ödevden
    şimdilik geri bağlantı yok isim
    e-posta (gösterilmeyecek)
    web adresi

    yorum akışına abone olun
    Atatürk’ün Türk Dilini Geliştirmek için Yaptığı Çalışmalar buyrun Türkiyenin Güzelliklerini Anlatan Şiir Ve Yazılar buyrun RSSGoogle Youdao Xian Guo Zhua Xia My Yahoo! newsgator Bloglines iNezha Son Yorumlar
    2011 Milli Piyango (Amorti) Sonuçları için union
    Java Program indir için Anonim
    abim damat oluyor şarkısı dinle için berfin
    galileonun hayatı Galileo Galilei hayatı için umut
    galileonun hayatı Galileo Galilei hayatı için umut
    Bağlantılar
    Güzel Mesajlar
    Komik Söz Ekle
    Sohbet GİRİŞİ
    Video İzle Facebookta Paylaş
    Meta
    Kayıt Ol
    Giriş
    Yazılar RSS
    Yorumlar RSS
    WordPress.org
    Son Yazılar
    2011 Milli Piyango (Amorti) Sonuçları
    2011 milli piyango sonuçları, 31 Aralık Milli Piyango sonuçları
    AZ SAATİ UYGULAMASI NE ZAMAN BAŞLIYOR
    MEVLANA İLE İLGİLİ SÖZLERİ
    FENERBAHÇE GALATASARAY DERBİSİ NE ZAMAN?
    2010 KURBAN BAYRAMI TATİLİ NE ZAMAN
    KPSS 2010 YENİ SINAV TARİHLERİ NE ZAMAN AÇIKLANACAK
    Twitter’da neden 140 karakter sınırı var
    İBRAHİM TATLISES Barış Türküsü şarkı sözleri, vide izle
    ———————————————————— SOHBET GİRİŞİ
    Nickiniz

    Sifreniz(varsa)

    Kanallar
    #Nesohbet #Ayna #Antalya

    ———————————————————–

    üst WordPress
    Copyright © 2007-2011

  29. sertan diyor ki:

    abi bukadar uzun ama ben aradığım yok böle bişi varmı ya şikayet edicem bu siteyi

  30. adelinda diyor ki:

    saol behh sınavda çıktı lise 2 nin 100 üzerinden 100 aldm :) ))

  31. ... diyor ki:

    çok teşekkür ederim gerçekten çok işime yaradı. :)

  32. elif diyor ki:

    ya bunun daha uzun olanı yok mu çok ayrıntılı bi şekilde

  33. Anonim diyor ki:

    çok uzun

  34. burhan diyor ki:

    coqq uzun yhaw kısası olsada yapsam :S

  35. büşraa diyor ki:

    çok gzll anlatılmışş çookk işime yaradıı

  36. gizem... diyor ki:

    yaa mert bişe sorcam hepsinimi yazdın ?

  37. damla diyor ki:

    bunu sana söyleyemem

  38. damla diyor ki:

    buse bende sana katılıyorum ama ben kızasını buldum

  39. ceylan diyor ki:

    kısa olsa daha iii dii yav

  40. serhat diyor ki:

    çok güzel

  41. ecem diyor ki:

    @buse
    kndin kısaltsan işin kolayına kaçmasan diyorum

  42. buse diyor ki:

    ya hepsi uzun kısasını bulsam da kurtulsam

  43. mert diyor ki:

    çok saol çok yardımcı oldun 100 aldım ödevden

İstiklal Marşının Yazılma Ve Bestelenme Süreci buyrun Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed
Reklamlar



Son Yorumlar

hosting Şekilli nick yazma Güzel Aşk Sözleri Güzel mesajlar bilmeceler avatar yapma Minecraft İndir facebook giriş oyun oyna anlamlı Sözler