EYYÜP EL ENSARİ EYÜP SULTAN HAZRETLERİ KİMDİR?buyrun bakın

Pazartesi, 28 Haz 2010 admin yorum yok

Peygamber Efendimizin buyruğu üzerine, İstanbul u fethetmek için canını veren en büyük sahabelerden biridir.Eyyüp El Ensari Hz. Medineli müslümanlardan ve hicret sırasında Hz. Peygamber evinde misafir etmek ister. Mekkeden Medineye Hicret sonrasında büt

Peygamber Efendimizin buyruğu üzerine, İstanbul u fethetmek için canını veren en büyük sahabelerden biridir.Eyyüp El Ensari Hz. Medineli müslümanlardan ve hicret sırasında Hz. Peygamber’i evinde misafir etmek ister. Mekkeden Medineye Hicret sonrasında bütün Müslümanlar Peygamber efendimizi kendi evinde misafir etmek istiyorlardı.Peygamber efendimiz çözüm olarak devesini serbest bırakarak nerede diz çökerse orada misafir olacaktır. “Kusva” adlı bu deve Eyüp Sultan hazretlerinin evinin önünde çökünce Peygamber efendimiz Eyüp Sultan hazretlerinin evinde yedi ay misafir olarak kaldı. Eyüp Sultan hazretleri Bedir, Uhud, Hendek ve diğer bütün savaşlarda peygamber efendimizin yanında savaşarak ona hizmet etmiştir.

Peygamber efendimizin ölümünden sonra da bütün savaşlara katılmıştır. Hz. Ali’nin hilâfeti döneminde onunla birlikte Hâricilere karşı da savaşmıştır. Hz. Ali’nin Medine’deki kaymakamı Eyüp Sultan’ın Halid ve Muhammed adlı iki oğlu, Umre adında bir kızı vardı.Rasûlullah (s.a.s.) İstanbul’un fethini ashâbına anlatıp, “İstanbul elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir” diye müjdelemiştir. Hicrî 52. yılda Muaviye oğlu Yezid kumandasındaki Müslümanlar İstanbul’u kuşattılar.İslâm akîdesinin dünyanın dört bir yanına yayılması husûsunda çok canlı ve diri bir gayrete sahip olan Müslümanlar İstanbul’un fethi ve İslâm devletinin sınırlarına dahil olmasını şiddetle arzuluyorlardı.

Eyüp Sultan hazretleri bu seferin hazırlanması için çok çalışmış ve sefere karşı çıkanlara öğütlerde bulunmuştu. Uzun bir yolculuk yapan Eyüp Sultan hazretleri yaşının çok ilerlemesinden dolayı İstanbul’a yaklaştıkları bir sırada hastalanmış, Yezid’e, öldüğü takdirde cenazesinin hemen gömülmeyerek ordunun varacağı en ileri noktaya kadar götürüllmesini ve o yerde gömülmesini vasiyet etmişti. Burada defnedilen Eyüp Sultan hazretleri Müslümanların İstanbul’da bir sembolüdür.

Fatih, 1453 tarihinde büyük ordusuyla İstanbul önüne geldiği zaman bütün bu rivayetleri biliyor, Eyüp Sultan hazretlerinin kabrini bulmak istiyordu. Padişah bu isteğini hocası Ak-Şemsettin’e iletti ve Şeyh Eba Eyyup’un kabri olduğunu bildirdiği yer bir iki arşın kadar kazılınca bir beyaz mermer çıkacağını anlattı. Orası kazıldı, Ak-Şemsettin’in dediği gibi beyaz mermer meydana çıktı, mermerin üzerinde “Haza kabri Halit İbni Zeyd” ibaresi yazılıydı.

Kabir bu suretle belli olunca silâhtar, padişahın emriyle kendisi tarafından yerleri değiştirilen çınar dallarının ne yapılacağını Ak-Şemsettin, dalların sonradan dikildiği yerin Eba Eyyup’un yıkandığı mevki olduğunu ifade etti ki, şimdi Eyyup türbesinin hacet penceresi karşısında etrafı demir parmaklıkla çevrilmiş olan yer bu mevkidir.
Eyüp Sultan’ın kabrinin bulunmasından sonra burada şehrin ilk külliyesi oluşturuldu ve Osmanlı Padişahları asırlar boyunca Eyüp Sultan Türbesi’nde kılıç kuşanarak Eyüp Sultan’a verdikleri önemi göstermişlerdir.
Eyüp Sultan için yaptırılan külliye tamamlandıktan sonra, etrafına evler inşa edildi. Fakat, nüfus bu yörede gelip geçici idi. Buraya halk taşradan yılın belirli günlerinde ibadet için gelirdi. Fatih Sultan Mehmed zamanında İstanbul’un iskanı için uygulanan politikalar çerç eveler net icesinde Eyü p Sultan külliyesi ; çevresine Bursa’ dan gelenl er yerleştirilmiştir.

Böylece dini bir anının etrafında şehrin önemli ve Bizans surları dışında, yeni bir yerleşme bölgesi kurulmuş oldu.
Fatih döneminde başlayan imar hareketleri, Sultan II.Bayezıt ve özellikle Kanuni Sultan Süleyman zamanında inşa ettirilen cami, medrese, imaret v.s. ve kırk çeşme su yollarının yapılması gibi büyük imar faaliyetleri ile devam ettirilmiştir.

Bu dönemde Eyüp Sultan büyük gelişme göstermiş olup; Eyüp Sultan yerleşme dokusu, bir önceki döneme göre fazla yayılmamakla birlikte mevcut doku içinde önemli imar hareketleri olmuştur. Mimari yapı, malzeme ve süslemelerde yansıyan üslubu ile Osmanlı klasik döneminin en güzel örneklerini sergilendiği yapılar, burada gelişen sosyal ve kültürel ortamın da bir göstergesi olmuştur.
İstanbul’da ölen devlet adamlarından, saray mensuplarından, hatta zengin şehirlilerden çoğu cenazelerinin Eyüp Sultan Türbesi civarına gömülmesini istemişlerdir. Çünkü Eyüp Sultan Camii minarelerinde okunan ezan sesinin işitildiği yerlerde gömülü olan Müslümanların kabir azabından kurtulacakları inancı halk arasında yerleşmiş bir inanıştır.
İstanbul’da yaşayan veya İstanbul’a bir müddet için gelen herkes mutlaka Eyüp Sultan Türbesini ziyaret etmiştir. Türbeler kapatıldıktan sonra bile hacet penceresi önünde dua etmek suretiyle Eyüp Sultan’ı dışarıdan ziyaret edenlerin sayısı pek çoktur. Ziyaret etmek için belirli gün ve saati bulunmayan Eyüp Sultan’ı isteyen istediği zaman ziyaret edebilir. Ancak, Cuma günleri, kadir ve arife gün ve geceleri ziyaretçiler artar.
Cuma salâsı verilirken caminin iç avlusundaki büyük çınarları çevreleyen demir parmaklığın dört köşesindeki muslukları, işler,i ters gidenler ve kısmeti bağlı kızlar açarve suyu akar bırakarak geçer, arkadan gelen kimse musluğu önce kapar sonra yeniden tekrar açarak suyu akar bir halde bırakır.
Eyüp Sultanın çocukları çok sevdiğine inanılır. Onun için anne ve babalar senede birkaç defa çocuklarıyla beraber Eyüp Sultan’ı ziyaret ederler. Sünnet ettirilecek, okula başlatılacak çocuklar hattâ yeni işe girecek delikanlılar Eyüp sultan türbesini ziyaret ederler.

Eyüp Türbesi, Fatih Vakfiyesi gereğince, Cuma geceleri açık bulunur ve Kur’an okunurdu. Diğer hayır sahipleri de Pazartesi ve Kadir geceleri açık bulundurarak Kur’an okutulması hakkında tesisler yaptırmıştır ki, 10 türbedar ve 72 Kur’an okuyucusu olmak üzere 117’ye baliğ vazife sahibi bulunmakta idi. İşte bu yüzdendir ki muhit bir çok kabirler ve türbelerle çevrilmiş ve bu husus bütün Eyüb’a sirayet etmiştir. Eyüp beldesi uhrevi bir şehir halini almıştır. Bu suretle nice mimari eserler vücut bulmuş, nefis san’at eserleri, lâhitler, mezar taşları, hazireler yaratılmıştır.

Categories: Eğitim Tags:

ASKERE NE ZAMAN GİDECEĞİM? NEREDE ASKERLİK YAPACAĞIM? buyrun

Pazartesi, 28 Haz 2010 admin yorum yok

Askerlik Şubelerinin Güncel Adres Telefonları ve E-Posta Adresleri

ASKERLİK DAİRESİ ASKERLİK DAİRESİNE BAĞLI İLLER

ADANA Gaziantep, Hatay,  İçel,  Kilis,  Osmaniye
AFYONKARAHİSAR Eskişehir,  Kütahya,  Uşak
ANKARA Çankırı,   Kırıkkale
AYDIN Denizli,   Muğla
BURSA Balıkesir,  Bilecik,  Çanakkale
ÇORUM Amasya,   Samsun
DİYARBAKIR Batman,    Mardin,  Siirt,  Şanlıurfa,  Şırnak
ERZURUM Ardahan,   Bayburt,  Erzincan,  Iğdır,  Kars
ISPARTA Antalya,    Burdur
İSTANBUL .
İZMİR Manisa
KASTAMONU Bartın,  Karabük, Sinop,  Zonguldak
KAYSERİ Kırşehir,   Nevşehir,  Niğde
KOCAELİ Bolu,   Sakarya,  Yalova,  Düzce
KONYA Aksaray,   Karaman
MALATYA Adıyaman,    Elazığ,  K.Maraş,  Tunceli
SİVAS Tokat,  Yozgat
TATVAN Ağrı,  Bingöl,  Bitlis,  Hakkari,  Muş,  Van
TEKİRDAĞ Edirne,  Kırklareli
TRABZON Artvin,   Giresun,  Gümüşhane,  Ordu,  Rize

Arama Sonuçları:
asker pusulaları
tertip zamanları
1988 askerlik sorgulama
2008 asker alma
askerlik tarihleri
tertip tarihleri
1988-1 Tertip
1988-2 Tertip
1988-3 Tertip
1988-4 Tertip
1989-1 Tertip
1989-2 Tertip
1989-3 Tertip
1989-4 Tertip
1990-1 Tertip
1990-2 Tertip
1990-3 Tertip
1990-4 Tertip
1991-1 Tertip
1991-2 Tertip
1991-3 Tertip
1991-4 Tertip
Askere ne zaman gideceğim?
Nerede Askerlik Yapacağım?
Asal
Askerlik Sülüsleri

Categories: Güncel Tags:

2 VE 4 YILLIK ÖSS YGS LYS BARAJ PUANLARI buyrun

Pazartesi, 28 Haz 2010 admin yorum yok

2010 öss de bir çok yenilik ile karşı karşıyayız. Sitemin gereği olarak puanlamada değişiyor. Net olmamakla birlikte baraj puanları belli oldu.

Yükseköğretim Giriş Sınavın (YGS) için 140

Lisans Yerleştirme Sınavı için (LYS) 180 olarak belirlenmiş.

Bu puanlar ne işe yarıyor?

YGS”de belirlenen barajı yani 140 puanı geçen adaylar LYS”ye girmeye hak kazanacak.

Bu baraj yayınlanacak olan başvuru kılavuzunda net olarak açıklanacak.

Bununla birlikte adaylar YGS puanlarına göre önlisans (2 yıllık meslek yüksekokulları) programlarına yerleştirilecek.

Yani iki yıllık tercihi yapabilmek için 140 puan ve üstünü almak gerekiyor.

Eğer 180 puan ve üstünü alabilirse lisans yerleştirme sınavına giriş hakkı kazanacak. Yani 4 yıllık fakültelere giriş hakkını elde etmiş olacak.

2010 YGS – LGS Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak

YGS sonuçları sınavdan 3 hafta sonra yani 30 Nisan – 1 Mayıs gibi açıklanacak. Bir çok öğrenci merakla bu sonuçları bekliyor. Umarız ki herkes beklediğinden daha iyi sonuçlarla karşılaşır.

Milyonlarca genç ve milyonlarca ebeveyn için bugün çok önemli bir gün. Saat 10’da başlayan Yükseköğretime Giriş Sınavı YGS’ye 1.5 milyon aday girdi. Sorular kolay, baraj da düşük. Bu yüzden hemen herkes kazanacak gibi. Bir milyondan fazla adayın rahatlıkla ikinci tura geçmesi mümkün. Ama asıl önemli olan barajı aşıp sınavı kazanmak değil, mümkün olduğunca yüksek puan almak. Çünkü birinci basamak sınavı YGS’nin ikinci basamak sınavı LGS’ye etkisi yüzde 40 oranında. Bu da üniversiteyi yarı yarıya kazanma anlamına geliyor…

ÖSYM Başkanı Prof. Yarımağan’la sınav sonrasına ilişkin detayları konuştuk. Sonuçlar üç hafta içerisinde, nisan sonu ya da mayıs başında açıklanacak dedi.
YÖK’ün son belirlediği 0.15, 0.12 şeklindeki katsayılar için şu ana kadar Danıştay’a itiraz yokmuş. Yani büyük bir ihtimalle bu katsayılar üzerinden değerlendir-me yapılacakmış. Yani bir anlamda yıllardır devam eden katsayı tartışmalarının sonuna gelindiğine işaret ediyor.

Peki, üniversiteyi kazanmak bu yıl önceki yıllara göre daha kolay mı, yoksa daha zor mu olacak? Prof. Yarımağan, bu konuda öğrencilerin içini rahatlatıyor. Kesinlikle daha zor olmayacak diyor.
Gerçekten de öyle. Geçen yıl boş kalan 110 bin boş kontenjan ve yeni açılan onlarca yeni üniversite düşünüldüğünde, üniversiteye girmek önceki yıllardan çok daha kolay olacak.
Zaten YGS barajını aşmak için yüzde 15’lik başarı yetiyor da artıyor. LGS’de de yüzde 25’lik başarıyla kapılar sonuna kadar açılıyor…

10 yıl sonra sınav yok
Son yıllarda o kadar çok yeni üniversite açıldı ve kontenjanlar öylesine plansız ve programsız şekilde yükseltildi ki, 10 yıl sonra pek çok bölüm için sınav yapmaya hiç gerek kalmayacak. Mezunlar gidip üniversiteye direkt kayıt yaptırabilecekler.
ÖSYM Başkanı Yarımağan, bu konuda hazırlıkların sürdüğünü ve sınavsız üniversitenin çok uzak bir ihtimal olmadığını dile getiriyor.
Peki, sınavlar tümüyle kalkar mı? Hayır diyor. Çünkü tıp, hukuk, mühendislikler gibi bazı fakültelere hâlâ yüksek oranda başvuru var ve olmaya da devam edecek şeklinde konuşuyor.

Vakıf üniversiteleri
Geçen yılın verilerine baktığımızda kontenjanlarının tümünü dolduran vakıf üniversitesi yok gibiydi. Belki bir iki tane. Bu yıl da farklı olmayacak. Çünkü ücretleri göz korkutuyor. Ayrıca eğitim kaliteleri konusunda tereddütler var. Bu yüzden özellikle anne babaların içlerini rahatlatmaları gerekiyor.
Parası olan bile vakıf üniversiteleri konusunda hâlâ kararsızsa, bunun kabahatlisi öğrenci ve veliler değil, kendilerini yeterince anlatamayan vakıf üniversiteleridir.
Örneğin şu birkaç konuda inandırıcılıklarını pekiştirenler öğrenci sıkıntısı yaşamazlar. Bizden hatırlatması:
- Paralı eğitimin kötü olmadığını,
- Girişteki öğrenim ücretinin mezun oluncaya kadar devam edeceğini,
- Devlet üniversitesinde sıradan bir bölümde parasız okumaktansa, vakıf üniversitesinde istediği bir bölümde okumanın daha avantajlı olduğunu,
- Çocuklarına bırakacakları en iyi mirasın eğitim olacağını,
- Öğretim kadrosu ve eğitim standartlarının denetime açık olduğunu…
Vakıf üniversiteleri, bu ve benzeri konularda kafalardaki endişeleri giderirlerse en azından bu yılı daha az bir kayıpla atlatabilirler. Yoksa bu yılın da geçen yıl gibi yüzde 50’nin altında kalan bir dolulukla kapatılması halinde alarm zilleri çalmaya başlar ki bunu da hiç istemeyiz. Çünkü, hem öğrenci sayısı hem de eğitim düzeyi açısından AB standartları-na ulaşmak istiyorsak vakıf üniversiteleri olmazsa olmazların başında geliyor.
Ama onlar nedense bunu bir türlü anlamak istemiyorlar.

KKTC üniversiteleri
Vakıf üniversiteleri gibi KKTC üniversiteleri de çok kritik bir noktadalar. Eğer bu yıl da istedikleri oranda öğrenci bulamazlarsa, vay hallerine. Oysa içlerinde çok makul ücrete çok iyi eğitim verenler var. Avrupa ve ABD üniversitelerine göre çok daha avantajlılar. Balkan ve Türk cumhuriyetlerindeki üniversitelere göreyse, eksilerinden çok artıları var. Ama onlar da kendilerini doğru bir şekilde anlatmakta sıkıntı çekiyorlar.
Özetin özeti: Üniversiteye girmek aslında çok kolay. Zorlaştıran bizleriz…

2010 Öss sistemi, 2010 öss taban puanları, 2010 ösys puan türleri, 2010 ösys sistemi, lys, lys müfredatı, lys puan hesaplama, lys puanı, tm2 hukuk, ygs lys puan etkisi, ygs lys puanları

2010 Öss Lys Taban Puanları

Bu sene 1.5 milyon kişi Ösys mağduru arasında yer alan biri olarak bu konuyu yazmak istedim. Ösys puan hesaplama 2010 sistem ile birlikte daha farklılaştı ve danıştayın reddi – kabulü derken adayların kafaları oldukça karıştı. Bu sene bir çok puan türünde farklılıklar meydana gelirken adayların aklında soru işaretleri devam ediyor. YGS sınavından sonra ise adaylar ben ne kadar yaparsam istediğim bölüme girebilirim? veya YGS puanım LYS puanımı ne kadar arttırır gibi sorular benim ve diğer aday arkadaşlarımın aklında.

Mesela YGS sınavından sonra Hukuk fakültesi icin LYS sınavından kaç soru cevaplarsak yeterlidir ? gibi gibi

Öncelikle bu sınav hakkında biraz bilgi edinelim.

Ayrıntılı YGS ve LYS sunumu indir:
Not: Sunum 1-2 güne kadar güncellenip tekrar aktifleştirilecek.

2010 YGS Kılavuzu indir: http://www.osym.gov.tr/Genel/dg.ashx…SVURU_KLVZ.pdf

Kılavuz ana sayfa: http://www.osym.gov.tr/Genel/BelgeGo…81ED62E0BCB915

YGS-LYS Müfredatını indir (Excel): http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…s.konulari.xls
Farklı tablo: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…rkli.tablo.xls

YGS-LYS 2010 Puan Hesaplama Modülü: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar….hesaplama.xls

Hesaplama Modülü Excelde hazırlanmıştır. Şu an piyasada daha çok bu tip hesaplama modülleri kullanılmaktadır. 6-7 tane hesaplama modülü ile bu hesaplama modülünü karşılaştırdım. Şu an en çok güvenebileceğimiz hesaplama modüllerinden birisidir.

Yalnız burada bir şeyi vurgulamak gerekir. Bu hesaplama modülleri ÖSYM öğrencilere verilecek hazır taban puanı açıklamadığından sadece kabataslak olarak (fikir edinme adına) kullanılabilir.

Bu hesaplama modülünde öğrencilere verilecek hazır taban puan 100 olarak alınmıştır. (Geçen yıl 110-115 civarı değişiyordu.)

2010 Dönüştürülmüş Tahmini Puanlar: ÖSYM yayınlana kadar bir fikir edinmemize yardımcı olacak bu tablolar geçen seneki netler kullanılarak oluşturulmuştur. Tablolarda bölümlerin en yüksekten en düşüğe doğru puan sıralaması şeklinde

* 2009 puanı
* 2009 kontenjanı
* 2009 başarı sıralaması
* 2010 tahmini puanı bilgileri yer almaktadır.

Bu listelerin tamamında devlet üniversiteleri yer almaktadır. Hiçbir özel üniversiteye yer verilmemiştir.

Bu listelerde en çok dikkat edilmesi gereken yer 2009 Başarı sıralamasıdır. Tercihlerde biz rehber öğretmenlerin dikkat ettiği nokta burasıdır.

ÖNEMLİ: Unutulmamalı bu tablolar geçen seneki netler dikkate alınarak oran-orantı yoluyla oluşturulmuş tahmini listelerdir. Doğruluğu kesin olmamakla beraber %90-95 oranında yaklaşık değerleri göstermektedir. Özellikle rehber öğretmenlerin ve öğrenci arkadaşların fikir edinmesi adına oluşturulmuştur. ÖSYM dönüştürülmüş kesin puanları yayınladığı zaman bölümlere göre oluşturulmuş puan tabloları bu şekilde gene sizlere sunulacaktır.

TS-1 ve TS-2 çoğu bölümün tahmini puanları linki: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…tahminleri.xls

Bu tahmini TS-1 ve TS-2 puan listesinde şu bölümler yer almaktadır:

TS-1 puan türüne ait olanlar: Coğrafya, Coğrafya Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Reklamcılık, Radyo, Sinema ve Televizyon, Sinema ve Televizyon, Gazetecilik

TS-2 puan türüne ait olanlar: Türkçe Öğretmenliği, Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği, Tarih Öğretmenliği, Tarih

MF-3 ve MF-4 Bazı bölümlerin tahmini puanları: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…tahminleri.xls

Bu tahmini MF-3 ve MF-4 puan listesinde şu bölümler yer almaktadır:

MF-3: Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Beslenme ve Diyetetik, Moleküler Biyoloji ve Genetik
MF-4: Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İç Mimarlık, Biyomedikal Mühendisliği, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği,

YGS’deki bazı bölümler kaç net gerekli? Bunu gösteren bir tablo: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…um.netleri.xls

2010 YGS puan hesaplaması sonucu oluşturulmuş YGS Ham puan ve netler tabloları: Örneğin 250 YGS-1 puanı için kaç net gerekir. Ya da YGS-5 için kaç net gerekir. Gibi 250 ham YGS-1, 2, 3, 4, 5, 6 puanlarını gösteren net sayıları tablo olarak yer almaktadır. Bu tablolar hesaplamalarla uğraşmaktan kurtulup karşınızda hazır netleri gösterme adına yapılmış bir çalışmadır.

YGS-1 ve 2 (Eski ismi Sayısal-1) ham puanları gösteren netler tablosu:

http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…esaplamasi.doc

YGS-3 ve 4 (Eski ismi Sözel-1) ham puanları gösteren netler tablosu:

http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…esaplamasi.doc

YGS-5 ve 6 (Eski ismi Sözel-1) ham puanları gösteren netler tablosu:

http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…esaplamasi.doc

Önemli Not-1: Bu yazı 2010 YGS kılavuzuna göre kesin bilgileri içerir.

Önemli Not–2: Bu yazıdaki bilgileri düzenleyip, daha anlaşılır hale getiren ben bir öğrenci değil, Bir “Rehber Öğretmeniyim”. Bu nedenle yanlış anlaşılmaya açık olmayacak şekilde bu bilgilere tamamen güvenebilirsiniz.

Önemli Not–3: Bölümlerin hangi puan türüne ait olduğu bilgisi YGS kılavuzuna göre tekrardan güncellendi.2010 YGS kılavuzuna göre kesinleşen 4 yıllık YGS ve LYS bölümlerinin puan türleri tablosunu şu linkten indirebilirsiniz: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…olari.yeni.xls

Önemli Not–4: Ortak alan uygulaması devam etmektedir. Ayrıntılı açıklamalar aşağıda bir başlık altında belirtilmiştir. Şu linkteki dosyayı indirerek dosyadaki ortak alanlar bölümünden ortak alanları görebilirsiniz: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…olari.yeni.xls

Önemli Not–5: Sınavsız geçiş kesin olarak kalkmadı. Ayrıntı bilgiler hemen aşağıdadır.

Önemli Not–6: Dil alanına DİL–3 adlı yeni bir puan türü eklenmiştir.

MESLEK LİSELİLERİN SINAVSIZ GEÇİŞ HAKKINDAKİ BİLGİLERİ
Meslek liseli öğrencileri kendi alanlarındaki iki yıllık (önlisans) bölümlere geçerken aşağıdaki sınavsız geçiş kuralları geçerli olacaktır. (Kaynak: 2010 YGS kılavuzu sayfa 20)

Meslek Liselilerin Sınavsız Geçiş Öncelikleri
1- Mezuniyet yılı daha büyük adaylara öncelik verirler. (Yani yeni mezun olacaklara en öncelik, sonra sırasıyla daha yeni mezun olanlardan başlayarak böyle giderler. Yani eski mezunların şansı düşüyor.)

2- Aynı yıl mezun olan adaylar arasında öncelik okul türüne göre sırayla şu şekilde belirlenir: Anadolu teknik lisesi, Teknik lise veya Anadolu meslek lisesi, Meslek Lisesi (Çok eski yıllarda mezun olanların enstitü adı altında mezun olduklarından Meslek lisesi sınıfına dâhildir.)

3- Mezuniyet yılı ve okul türü aynı olan adaylardan aynı METEB içinde olanlara öncelik verilir.

Not: METEB: Her ilde bir mesleki ve teknik eğitim bölgesi bulunmaktadır. Bu nedenle METEB iliçi veya ildışı diye bilinir.

4- Mezuniyet yılı, okul türü ve METEB içi veya METEB dışı bilgileri aynı olan adaylardan OBP’si yüksek olan adaylara öncelik verilir.

5- Yukarıdaki 4 şarta göre eşit olan adaylardan yaşı küçük olana öncelik verilir.

ÖNEMLİ: Meslek liseli öğrencileri kendi alanların dışındaki 2 yıllık (önlisans), lisans (4, 5, 6 yıllık) ve Açıköğretim bölümlerine girerken ilgili 2010-ÖSYS puanları kullanılacaktır. Bu puanın oluşması içinde ilgili bölümün gerektirdiği sınavlara (Eğer seçmek istediği bölüm sadece YGS’ye göre alıyorsa sadece YGS sınavına girmesi yeterli olacaktır. Ama Mühendislik, hukuk, psikoloji gibi bölümler istiyorsa Ayrıca LYS sınavlarına da girmek zorundadırlar. Ayrıca kendi alanlarının dışındaki tüm 2 yıllık bölümler ve açıköğretim için sadece YGS’ye girmeleri yeterlidir.)

YENİ KATSAYI DÜZENLEMESİ
(Kaynak: 2010 YGS Kılavuzu sayfa 19′da 6.2 Madde)
”-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı’ndaki (LYS) ağırlıklı puanların her biri, kendi içinde 100–500 arasındaki puanlara dönüştürülecek

-Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) en büyüğü 500, en küçüğü 100 olacak şekilde hesaplanacak

-Yerleştirme puanları hesaplanırken Alan içi AOBP 0.15 katsayısı ile çarpılırken, Alan dışı AOBP 0.12 ile çarpılacak. (17 Mart 2010 kararına göredir.)

- Adaylardan öğretmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanlar kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde AOBP’leri 0.06 ek katsayısı ile çarpılacak (En fazla 30, en az 6 net puan gelecek) ve bulunan değer, 0.15 katsayısı ile hesaplanan puana eklenecek. Toplamda Okul puanları 0.15 + 0.06= 0.21 ile çarpılarak toplamda en fazla 105 puan getirebilecek. (17 Mart 2010 kararına göredir.)

- 2010′dan itibaren uygulanacak yeni sınav sisteminde sınavın birinci ve ikinci aşamalarında her puan türünde Türkiye genelinde ilk bin kişi arasına giren adayların, üniversite yerleştirme puanları hesaplanırken Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı’nın tercih edecekleri tüm programlar için alan içi katsayı değerinin (0.15) kullanılması kararlaştırıldı.

- Üniversitede bir bölüm kazanıpta gitmeyen (Açıköğretimin kontenjansız bölümleri ve sınavsız geçişle bir yere yerleşenler hariç) öğrenciler o sene tekrar sınava girdiklerinde AOBP’leri 0.15 katsayısı yarı yarıya düşürülerek 0.075 ile çarpılacak.

Not: 2008-2009 öğretim yılında liseden mezun olamadığı için kazandığı üniversite bölümüne kayıt yaptıramayan adaylar, durumlarını dilekçe ile ÖSYM’ye bildirdikleri taktirde hiç kazanmamış (yerleştirilmemiş) adaylar gibi işlem göreceklerdir. Yani AOBP puanları kırılmayacaktır. (Kaynak: 2010 YGS Kılavuzu sayfa 19′da 6.2 Madde son paragraf ve sayfa 24′de 10.11 madde)

ORTA ÖĞRETİM BAŞARI PUANI UYGULAMASI NASIL OLACAK?
Ortaöğretim Başarı Puan Puanı (OBP) ve Ağırlıklı Orta Ortaöğretim Başarı Puan (AOBP) Değer Aralıkları 50–100 yerine 100–500 olacaktır ve OBP ve AOBP mevcut hesaplama yöntemine göre hesaplanacak.

YERLEŞTİRME PUANLARI NASIL HESAPLANACAK?
1) Yerleştirme puanları hesaplanırken, Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) 0,15 ile çarpılarak sınav puanlarına (YGS ve LYS puanları) eklenecektir.

Y-YGS = YGS + (0,15 x AOBP)
Y-LYS-MF = LYS-MF + (0,15 x AOBP)
Y-LYS-TM = LYS-TM + (0,15 x AOBP)
Y-LYS-TS = LYS-TS + (0,15 x AOBP)
Y-LYS-DİL = LYS-DİL + (0,15 x AOBP)

LYS, YGS ve AOBP puanların büyük değeri 500 olduğu için, yerleştirme puanının en büyük değeri:
500 + (0,15 x 500) = 575 olacaktır.

Not: Eski 100–300 puan aralığı sisteminde AOBP’nin getirisi %21 oranında (en fazla 80 net puan geliyordu) etkisi vardı. Yeni 100–500 puan aralığı sisteminde ise AOBP’nin getirisi %13 oranına (en fazla 75 puan gelecek) düşürüldü.

2) Meslek Lisesi ve öğretmen lisesi çıkışlı adaylar kendi alanlarındaki lisans programlarına yerleştirilirken yerleştirme puanlarına eklenecek ek puan (0,06 x AOBP) olarak hesaplanacaktır.

Ek puanın en büyük değeri 500 x 0,06 = 30 olacaktır.
Yani Meslek lisesine en fazla 30 ek puan gelebilecek.

3) Bir önceki yıl bir yükseköğretim programına merkezi sistemle yerleştirilen veya önkayıtla kaydolan adayların yerleştirme puanları hesaplanırken 0,15 ve 0,06 katsayılarının yarısı alınacaktır. (0,15 yerine 0,075; 0,06 yerine de 0,03)

Önemli: Üniversitede bir bölüm kazanıpta gitmeyen (Açıköğretimin kontenjansız bölümleri ve sınavsız geçişle bir yere yerleşenler hariç) öğrenciler o sene tekrar sınava girdiklerinde AOBP’leri 0.15 katsayısı yarı yarıya düşürülerek 0.075 ile çarpılacak.

Not: 2008-2009 öğretim yılında liseden mezun olamadığı için kazandığı üniversite bölümüne kayıt yaptıramayan adaylar, durumlarını dilekçe ile ÖSYM’ye bildirdikleri taktirde hiç kazanmamış (yerleştirilmemiş) adaylar gibi işlem göreceklerdir. Yani AOBP puanları kırılmayacaktır. (Kaynak: 2010 YGS Kılavuzu sayfa 19′da 6.2 Madde son paragraf ve sayfa 24′de 10.11 madde)

ÜNİVERSİTE SINAVINI KAZANIP TEKRAR SINAVA GİRMEK İSTEYENLERİN GENE PUANLARI KIRILACAK!
Üniversitede bir yere yerleşen ve tekrar o yıl sınava giren kişinin ciddi derecede puanı kırılıyordu. Bu yıl da puanı kırılacaktır. Fakat bu yıl sadece bu kırılma oranı biraz daha azalmıştır. Eskiden AOBP’den en fazla 80 net puan alan bir öğrencinin puanı, 0.3 ile çarpıldığı zaman 30′a kadar düşüyordu. Bu düşüş; 100–300 puan aralığına sahip bu sistemde etkisini çok fazla göstermekteydi. Yani %21 etkiye sahip AOBP, 0.3 ile çarpıldığı zaman toplam puana etkisi %7,8′e kadar düşüyordu.

Fakat yeni sistemde AOBP’den en fazla 75 net gelen bir öğrencinin puanı yarıya inecek. Yani 37,5 puan gelecek. Oysa eski sistemde bu kırılma yarıdan daha fazlaydı. Yani kayıp daha çoktu.

Ayrıca yeni sistemde AOBP’nin toplam puana etkisi %13′e kadar düştüğü için, üniversitede bir yere yerleşen (Açık öğretim hariç) bir öğrenci, tekrar sınava girmek isterse AOBP’si yarı yarıya azaldığı zaman etkisini % 6,5′a kadar düşürecektir.

Önemli: Üniversitede bir bölüm kazanıpta gitmeyen (Açıköğretimin kontenjansız bölümleri ve sınavsız geçişle bir yere yerleşenler hariç) öğrenciler o sene tekrar sınava girdiklerinde AOBP’leri 0.15 katsayısı yarı yarıya düşürülerek 0.075 ile çarpılacak.

Not: 2008-2009 öğretim yılında liseden mezun olamadığı için kazandığı üniversite bölümüne kayıt yaptıramayan adaylar, durumlarını dilekçe ile ÖSYM’ye bildirdikleri taktirde hiç kazanmamış (yerleştirilmemiş) adaylar gibi işlem göreceklerdir. Yani AOBP puanları kırılmayacaktır. (Kaynak: 2010 YGS Kılavuzu sayfa 19′da 6.2 Madde son paragraf ve sayfa 24′de 10.11 madde)

ORTAK ALAN UYGULAMASI HAKKINDAKİ BİLGİLER
Danıştayın kararından sonra ortak alan uygulaması tekrar eskisi gibi devam edip etmeyeceği belirsizdi. Kılavuzu incelediğimizde ortak alan uygulamasının devam ettiğini görmekteyiz. (Kaynak: 2010 YGS kılavuzu sayfa 32 (sözel), 33 (TM), 34 (Sayısal) de yer alan tablolar)
Şu linkteki dosyayı indirerek dosyadaki ortak alanlar bölümünden ortak alanları görebilirsiniz: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…olari.yeni.xls

Mesela; TM öğrencisi Türkçe öğretmenliği, Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği, Halkla ilişkiler ve reklamcılık, Zihin Engelliler Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliklerini seçerken AOBP puanları kırılmayacak. Yani AOBP’leri 0.15 ile çarpılacaktır.

Aynı şekilde Sayısal öğrenci İşletme, İktisat, Sınıf Öğretmenliği, Zihin Engelliler, İşitme Engelliler Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği gibi alanları seçerken AOBP puanları kırılmayacak. Yani AOBP’leri 0.15 ile çarpılacaktır.

ALAN DIŞI TERCİH EDİLDİĞİ TAKTİRDE BİRAZ PUAN KIRILACAK!
Yerleştirme puanları hesaplanırken Alan içi AOBP 0.15 katsayısı ile çarpılırken, Alan dışı AOBP 0.12 ile çarpılacak.

Buna göre okul puanı 0.15 çarpıldığında 75 net gelen okul birincisi bir öğrencisi, Alan dışı tercih ettiği takdirde AOBP 0.12 ile çarpılacağından 60 net okul puanı gelecek. Yani 15 puanlık maksimum, minimum 3 puanlık bir kayıp olacaktır. Okul puanınız düştükçe kırılan puanın miktarı da düşecektir. Örneğin okuldan net 60 (AOBP: 400 oluyor) gelen bir öğrenciye alan dışı tercih ettiğinde 48 gelecek. Yani kayıp 12 puan olacak. Okuldan net 50 gelen (AOBP: 333 oluyor) bir öğrenciye alan dışı tercih ettiğinde 39.96 gelecek. Yani 10,04 puan kayıp olacak. Görüldüğü gibi ortalama bir AOBP’ye sahip öğrencinin Alan dışı tercihinde kayıbı 9-10 puan olacak.

Peki bu kayıpların soru adeti olarak karşılığı nedir?
YGS hesaplamalarında sorulara verilen puanlar yüksek olduğu için, alan dışı tercihlerde kırılan okul puanımızı telafi etmek kolay. Aşağıdaki örneklere bakarak bunu daha iyi anlayabiliriz. (Genelde çoğu kişide ortalama 9-10 puan kayıp olabileceği için 10 puanlık kayıbı telafi etmek için hangi netleri ekstradan yapmamız gerekli olduğunu yazdım.)
YGS-1 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 2.5 net mat-1 veya 3.3 fen-1
YGS-2 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 2.5 net fen-1 veya 3.3 mat-1
YGS-3 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 2.5 net Türkçe veya 3.3 sosyal-1
YGS-4 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 2.5 net Sosyal-1 veya 3.3 Türkçe
YGS-5 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 3 net Türkçe veya 3.5 net mat-1
YGS-6 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 3 net Mat-1 veya 3.5 net Türkçe

LYS hesaplamalarında durum daha farklı. Alan dışı tercih edildiği takdirde maksimum 15 puana kadar çıkan kayıbı telafi etmek için 9-10 soru yapmak gerekir. (Genelde çoğu kişide ortalama 9-10 puan kayıp olabileceği için 10 puanlık kayıbı telafi etmek için hangi netleri ekstradan yapmamız gerekli olduğunu yazdım.)

Aşağıdaki örneklere bakarak bunu daha iyi anlayabiliriz.
MF-1 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 6 mat-1 veya 5 mat-2, 9 Türkçe veya 12 fen-1, 7 fizik, 11 Kimya, 15 Biyoloji, 5.75 Geometri
MF-2 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 9 Türkçe, 9 Mat-1, 20 Sosyal-1, 7.5 Fen-1, 7.5 Mat-2, 11 Geometri, 5.75 Geometri, 6.25 Kimya ve Biyoloji
MF-3 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 9 Türkçe, 9 Mat-1, 9 Fen-1, 10 Mat-2, 15 Geometri, 5.75 Fizik ve Kimya, 5 Biyoloji
MF-4 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 9 Türkçe, 7 Mat-1, 10 Fen-1, 5.5 Mat-2, 6 Geometri, 5.75 Fizik, 8.3 Kimya, 15 Biyoloji

TM-1 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 7 Türkçe, 6.25 Mat-1, 20 Sosyal-1, 5 Mat-2, 7.5 Geometri, 7.75 Edebiyat, 8.5 Coğrafya-1
TM-2 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 7 Türkçe ve Mat-1, 14 Sosyal-1, 5.5 Mat-2, 9.5 Geometri, 6.5 Edebiyat, 7.5 Coğrafya-1
TM-3 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 6.5 Türkçe, 10 Mat-1 ve Sosyal-1, 7 Mat-2, 11 Geometri, 5.5 Edebiyat, 6 Coğrafya-1

TS-1 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 7.5 Türkçe, 10 Mat-1, 8.3 Sosyal-1, 8.3 Edebiyat, 10 Coğrafya-1, 10 Tarih, 9 Coğrafya-2, 5 Felsefe Grubu
TS-2 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 5.5 Türkçe, 16 Mat-1, 9 Sosyal-1, 5.5 Edebiyat, 12 Coğrafya-1, 7.3 Tarih, 8 Coğrafya-2, 7.5 Felsefe Grubu

DİL-1 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 6.5 Türkçe, 11 Sosyal-1, 16 Mat-1, 20 Fen-1, 3.25 Dil sorusu
DİL-2 puan türünde: 10 puanlık kayıp için 10 Türkçe, 19 Sosyal-1, 35 Mat-1, 50 Fen-1, 5 Dil sorusu

MESLEK LİSELİLERİNİ İLGİLENDİREN KONU VE ÖNLİSANS (2 YILLIK) PROGRAMLAR
Meslek liselileri kendi alanlarında 4 yıllık bir bölüme gitmek istiyorlarsa sadece YGS sınavına girmeleri yeterli olacak. (Ayrıca 2 yıllık tercihler içinde YGS sınavından alınan puan kullanılacak)

ÖNEMLİ NOT: Taban puanların 2010 ÖSYS Kılavuzu’nda açıklanacağını bildirdi.

YGS TESTLERİNİN LYS PUANLARINA KATKISI NE KADAR?

YGS sınavındaki testler LYS puan türlerinin hesaplanmasına etkisi %40 olacak. Yani MF-1, MF-2, MF-3, MF-4, TM-1, TM-2, TM-3, TS-1 ve TS-2 puan türlerinin her birine katkısı %40 olacak.

Bu %40 etkiyi MF–1 puan türünü örnek göstererek şöyle açıklayabiliriz.

MF–1 Puan türünü oluşturan testlerin ağırlıkları şöyledir: Türkçe yüzde 11, Temel Matematik yüzde 16, Sosyal yüzde 5, Fen yüzde 8, Matematik yüzde 26, Geometri yüzde 13, Fizik yüzde 10, Kimya yüzde 6 ve Biyoloji yüzde 5;

Türkçe %11 (YGS’de yer alan 40 Türkçe)
Temel Matematik %16 (YGS’de yer alan 40 Mat–1)
Sosyal %5 (YGS’de yer alan 40 Sosyal–1)
Fen %8 (YGS’de yer alan 40 Fen–1)

Görüldüğü gibi YGS sınavında yer alan testlerin MF–1 puan türüne getirisi, yüzdelikleri topladığımızda %40’tır.
LYS TESTLERİNİN LYS PUANLARINA KATKISI NE KADAR?

LYS testlerinin LYS puan türlerine katkısı %60′dır. Bu %60 etkiyi MF–1 puan türünü örnek göstererek şöyle açıklayabiliriz.

MF–1 puanının oluşmasında %60 pay oluşturan LYS testlerin ağırlıkları şöyledir:

Matematik %26 (LYS-1 sınavındaki 50 matematik)
Geometri %13 (LYS-1 sınavındaki 30 geometri)
Fizik %13 (LYS-2 sınavındaki 30 fizik)
Kimya %6 (LYS-2 sınavındaki 30 kimya)
Biyoloji %5 (LYS-2 sınavındaki 30 biyoloji)

Not: LYS Sınavı ayrıntıları adlı başlığın 6. maddesinde diğer puan türlerinin dağılımı verilmiştir.
YGS SINAVI (1.SINAV) TÜM AYRINTILARI

Sınav zamanı: 11 Nisan pazar günü saat 10:00
Başvuru Tarihi: 18 Ocak ile 12 Şubat arası
Sonuçların açıklanması: En geç 5 Mayısa kadar
Sınav ücreti: 35 TL
Kılavuz Ücreti: 2 TL
Sınavsız geçişten sadece yararlanmak isteyenler: 10 TL
Sınav ücretleri yatırılacak bankalar: T.C Ziraat Bankası’nın, T. Vakıflar Bankası’nın, T. Halk Bankası’nın ve Akbank’ın tüm şubelerine, T. Garanti Bankası’na ise internetten yapılabilecek.
Tercihlerin tarihi: 28 Temmuz – 8 Ağustos arası
Tercihlerin açıklanması: 21 Ağustos (en geç)
Kazananların üniversiteye kayıt tarihleri: 31 Ağustos – 7 Eylül

1- YGS sınavına kimler girecek: YGS’ye ister 2 yıllık, isterse 4 yıllık bir bölüm isteyen herkes girmek zorundadır. Yetenek sınavlarıyla bir bölüm kazanmak isteyen, polis meslek yüksek okuluna ve astsubaylık meslek yüksek okullarına başvurmak isteyen adaylar da YGS’ye girmek zorundadırlar.

2- YGS sınavında nerelerden soru gelecek:YGS’de testlerde sorumlu olunan konular Ortak müfredata dayalı konular (6., 7., 8. sınıf ve Lise-1 konuları) olacak. Yani tüm okul türleri ve alanlarda okutulan derslerle ilgili sorular sorulacak. Yani 2009 ÖSS’deki ilk dört testi içeren aynı konulardan sorumlu olunacak ve soru tarzları da geçen yılki gibi olacaktır.

YGS-LYS Müfredatını indir (Excel): http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…s.konulari.xls

2. Farklı tablo: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…rkli.tablo.xls

3- YGS sınavında testlere göre sorulacak soru sayıları: YGS’de Türkçe, Temel Matematik (Geometri dâhil), Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testinin her birinden 40′ar olmak üzere toplam 160 soru yöneltilecek. Adaylara toplam 160 dakika süre verilecek.

Türkçe Testi: 40 tane (Dil bilgisi soruları var fakat kaçı dil bilgisi olduğu belli değildir.)
Temel Matematik Testi: 28 Mat-1 (29-30) + 12 Geometri (11-10 da olabilir.)
Sosyal Bilimler Testi: 17 Tarih + 14 Coğrafya + 9 Felsefe
Fen Bilimleri Testi: 14 Fizik + 13 Kimya + 13 Biyoloji

4- YGS sınavının yapılış şekli nasıl olacak: Tek sınav halinde bu sınav yapılacaktır. Ve tek soru kitapçığı ve tek cevap kâğıdı kullanılacaktır.

5- YGS sınavında nasıl bir puan hesaplaması ve puan türleri kullanılacak: YGS sınavı için altı ayrı puan türü hesaplanacak. YGS 1-2 bugünkü Sayısal-1, YGS 3-4 bugünkü Sözel-1, YGS 5-6 bugünkü Ea-1 puanlarının yerine kullanılacak.

YGS-1 Puan türünde(SAY-1): Türkçe’nin ağırlığı yüzde 20, Temel Matematik’in ağırlığı yüzde 40, Sosyal’in ağırlığı yüzde 10, Fen’in ağırlığı yüzde 30;
YGS-2 Puan türünde (SAY-1): Türkçe’nin ağırlığı yüzde 20, Temel Matematik’in ağırlığı yüzde 30, Sosyal’in ağırlığı yüzde 10, Fen’in ağırlığı yüzde 40;

YGS-3 Puan türünde (SÖZ-1): Türkçe’nin ağırlığı yüzde 40, Temel Matematik’in ağırlığı yüzde 20, Sosyal’in ağırlığı yüzde 30, Fen’in ağırlığı yüzde 10;
YGS-4 Puan türünde (SÖZ-1): Türkçe’nin ağırlığı yüzde 30, Temel Matematik’in ağırlığı yüzde 20, Sosyal’in ağırlığı yüzde 40, Fen’in ağırlığı yüzde 10,

YGS-5 Puan türünde (EA-1): Türkçe’nin ağırlığı yüzde 37, Temel Matematik’in ağırlığı yüzde 33, Sosyal’in ağırlığı yüzde 20, Fen’in ağırlığı yüzde 10,
YGS-6 Puan türünde (EA-1): Türkçe’nin ağırlığı yüzde 33, Temel Matematik’in ağırlığı yüzde 37, Sosyal’in ağırlığı yüzde 10, Fen’in ağırlığı yüzde 20 olacak.

6- YGS puanları nerelerde ve nasıl kullanılabilecek: 2009′da Sayısal–1, Sözel–1, EA–1 ile girilen 4 yıllık lisans programların bir kısmına ve 2 yıllık bölümlerin hepsiyle YGS puanıyla girilecek.

YGS puanları 100 ile 500 arasındaki ham puanlardan oluşacak. (Eski sistemde en düşük, 100 en yüksek 300 idi.) Bu ham puana okul puanınız eklendiğinde en fazla 575 olabilecek. Meslek liselilerine kendi alanlarını seçtikleri takdirde ek en fazla 30 puan kadar gelebilecek. Yani meslek liselilerin toplam puanları en fazla 605 puan (500+75+30=605) olabilecek.

Bu sınavda elde edilecek puanlar sonucunda üç taban puan oluşacak.

Bir tanesi Önlisans (2 yıllık) Taban Puanı–1: Bu taban puanını geçen adaylar önlisans (2 yıllık) programları ile Açıköğretim programlarını ve özel yetenek programlarını tercih edebilecek. Bu taban puan 140 olarak belirlendi.

Sınavda 140-180 arası puan alan adaylar sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açıköğretim programlarını tercih edebilecek.

Özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilmek için ise YGS puanlarından en az birinin 140 ve üzeri olması gerekecek.

İkinci bir taban puan: LYS sınavlarına katılma hakkı sağlayacak. LYS baraj puanı 180 olarak belirlendi.

Üçüncü taban puan: 2009′da Sayısal–1, Sözel–1, EA–1 ile girilen 4 yıllık lisans programlarını tercih etmek için kullanılacak. YGS’ de 4 yıllık bir bölüm tercih etmek için YGS’ de ilgili puan türünden en az 180 almak gereklidir.

LYS SINAVLARININ TÜM AYRINTILARI

Sınav zamanları:
19 Haziran Cumartesi saat 10.00′da LYS-1 (Matematik-Geometri)
19 Haziran Cumartesi saat 14.00′da LYS-5 (Yabancı Dil Sınavı)
20 Haziran Pazar saat 10.00′da LYS-4 (Sosyal Bilimler-2= Tarih, Felsefe Grubu, Coğrafya-2)
26 Haziran Cumartesi saat 10.00′da LYS-3 (Edebiyat-Coğrafya-1)
27 Haziran Pazar saat 10.00′da LYS-2 (Fen-2 = Fizik, Kimya, Biyoloji)

Başvuru tarihleri: 5-14 Mayıs arası
Sonucun açıklanması: 20-25 Temmuz arası (Bu konuda açıklama yoktur. Bu geçen yıla göre yapılan tahmindir.)
Sınav ücretleri: Her LYS sınavına 20 TL alınacaktır.
Kılavuz Ücreti: 2 TL
Sınav ücretleri yatırılacak bankalar: T.C Ziraat Bankası’nın, T. Vakıflar Bankası’nın, T. Halk Bankası’nın ve Akbank’ın tüm şubelerine, T. Garanti Bankası’na ise internetten yapılabilecek.
Tercihlerin tarihi: 28 Temmuz – 8 Ağustos arası
Tercihlerin açıklanması: 21 Ağustos (en geç)
Kazananların üniversiteye kayıt tarihleri: 31 Ağustos – 7 Eylül

1- LYS sınavlarına kimler girebilecek: YGS’de 180 barajı geçen herkes LYS sınavlarına girebilecektir.

2- LYS sınavlarında nerelerden soru gelecek? Yani Müfredatta nereden sorumluyuz?: 2009 ÖSS’deki ikinci bölüm testlerindeki müfredatın aynısı gelecek. Yani Lise-2, Lise-3 ve Lise-4 sınıflarında işlenen konulardan soru gelecek. Soru tarzı ise bu sene gerçekleşen 2009 ÖSS sisteminin ikinci bölüm testlerinde sorulan soru tarzlarıyla paralellik gösterecektir.

YGS-LYS Müfredatını indir (Excel): http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…s.konulari.xls

2. Farklı tablo: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…rkli.tablo.xls

3- YGS sınavında Testlere ve Derslere göre sorulacak soru sayısı ne kadar olacak ve yapılış şekilleri nasıl olacak: Sınavın ikinci aşaması olan Lisans Yerleştirme Sınavı’nda (LYS) ise soru sayıları ve süreleri testlere göre değişecek.

LYS-1 (Matematik-Geometri): 50 Matematik + 30 Geometri (8 Tanesi Analitik Geometri)

- 50 Matematik sorusuna 75 dakika, 30 Geometri sorusuna 45 dakika süre verilecek. (Yani toplamda süre 120 dakika verilecek.)

- Matematik ve geometri testleri için ayrı soru kitapçıkları ve ayrı süreler kullanılacak.
- Cevap kağıdı iki test için ortak olacak.

LYS-2 (Fen Bilimleri): 30 Fizik + 30 Kimya + 30 Biyoloji

- 30 Fizik sorusuna 45 dakika, 30 Kimya sorusuna 45 dakika, 30 Biyoloji sorusuna 45 dakika verilecek. (Yani toplamda 135 dakika verilecek.)

- Fizik, kimya ve biyoloji testleri için ayrı soru kitapçığı ve ayrı süreler kullanılacak.
- Cevap kâğıdı üç test için ortak olacak.

LYS-3′ün (Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı): 56 Türk Dili ve Edebiyat + 24 Coğrafya–1

- 56 Edebiyat sorusuna 85 dakika, 24 Coğrafya–1 sorusuna 35 dakika süre verilecek. (Yani toplamda 120 dakika süre verilecek.)

- Türk Dili ve Edebiyatı testi ile Coğrafya -1 testi için ayrı soru kitapçıkları ve ayrı süreler kullanılacak.
- Cevap kağıdı, iki test için ortak olacak.

Not: Coğrafya-1 sınavındaki sorular, genel liselerin Türkçe-Matematik alanında okutulan coğrafya dersinin konularıyla sınırlı olacaktır.

LYS-4′ün (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe Grubu testi): 44 Tarih + 16 Coğrafya–2 + 30 Felsefe Grubu (10 Psikoloji, 10 Sosyoloji, 10 Mantık)

- 44 tarih sorusuna 65 dakika, 16 Coğrafya–2 sorusuna 25 dakika, 30 Felsefe grubu sorusuna 45 dakika süre verilecek. (Yani toplamda 135 dakika süre verilecek.)

- Ayrı soru kitapçıkları ve ayrı süreler kullanılacak.
- Cevap kağıdı, üç test için ortak olacak.

LYS-5′in (Yabancı Dil): Soru sayısı 80, süresi 120 dakika olacak. Yabancı dil testi için tek soru kitapçığı ve tek cevap kağıdı kullanılacak.

20 Soru: Kelime bilgisi ve Dil bilgisi
12 Soru: Çeviri
48 Soru: Okuduğunu Anlama

4- LYS sınavında nasıl bir Puan hesaplaması ve Puan türleri kullanılacak: İkinci aşama olan LYS’nin Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS) ve Dil puan türü gruplarının her birinden birden fazla puan türü oluşturuldu.

MF puan türü grubu: MF-1, MF-2, MF-3 ve MF-4,
TM puan türü grubu: TM-1, TM-2 ve TM-3,
TS puan türü grubu: TS-1 ve TS-2,
Dil puan türü grubu: DİL-1, DİL-2 ve DİL-3

5- LYS puan türleri ALANLARA göre nerelerde kullanılacak ve derslerin getirdiği puan ağırlıkları nasıl olacak: http://www.rehberlik.biz.tr/dosyalar…olari.yeni.xls

A- MF grubundaki puan türlerinin ağırlıkları
MF–1 Puan türü:
Türkçe yüzde 11, Temel Matematik yüzde 16, Sosyal yüzde 5, Fen yüzde 8, Matematik yüzde 26, Geometri yüzde 13, Fizik yüzde 10, Kimya yüzde 6 ve Biyoloji yüzde 5

MF–2 Puan türü:
Türkçe yüzde 11, Temel Matematik yüzde 11, Sosyal yüzde 5, Fen yüzde 13, Matematik yüzde 16, Geometri yüzde 7, Fizik yüzde 13, Kimya yüzde 12, Biyoloji yüzde 12

MF–3 Puan türü: Tıp,Diş Hekimliği, Eczacılık, Genetik ve Biyomühendislik, Gıda Mühendisliği, Moleküler Biyoloji ve Genetik, Beslenme ve Diyetetik, Biyomühendislik, Veteriner gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 11, Temel Matematik yüzde 11, Sosyal yüzde 7, Fen yüzde 11, Matematik yüzde 13, Geometri yüzde 5, Fizik yüzde 13, Kimya yüzde 14 ve Biyoloji yüzde 15

MF–4 Puan türü: Bilgisayar, Bilgisayar sistemleri, İnşaat, Makine, Çevre, Deniz ulaştırma, Elektrik, Elektronik, Elektrik-Elektronik, Endüstri, Gemi inşaatı Mühendislikleri gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 11, Temel Matematik yüzde 14, Sosyal yüzde 6, Fen yüzde 9, Matematik yüzde 22, Geometri yüzde 11, Fizik yüzde 13, Kimya yüzde 9 ve Biyoloji yüzde 5

B- TM grubundaki puan türlerinin ağırlıkları
TM–1 Puan türü: İktisat, İşletme, Maliye, ÇEKO, Ekonomi, Bankacılık ve Sigortacılık (Fakülte) Turizm ve Otelcilik (Fakülte) gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 14, Temel Matematik yüzde 16, Sosyal yüzde 5, Fen yüzde 5, Matematik yüzde 25, Geometri yüzde 10, Türk Dili ve Edebiyatı yüzde 18 ve Coğrafya–1 yüzde 7

TM–2 Puan türü: Hukuk, Kamu Yönetimi, Uluslararası İlişkiler, Sınıf Öğretmenliği, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 14, Temel Matematik yüzde 14, Sosyal yüzde 7, Fen yüzde 5, Matematik yüzde 22, Geometri yüzde 8, Türk Dili ve Edebiyatı yüzde 22 ve Coğrafya–1 yüzde 8

TM–3 Puan türü: Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Antropoloji, Arkeoloji gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 15, Temel Matematik yüzde 10, Sosyal yüzde 10, Fen yüzde 5, Matematik yüzde 18, Geometri yüzde 7, Türk Dili ve Edebiyatı yüzde 25 ve Coğrafya–1 yüzde 10

C- TS grubundaki puan türlerinin ağırlıkları ve kullanılacak alanları
TS–1 Puan türü: Coğrafya, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Radyo ve Televizyon, Halkla İlişkiler, Gazetecilik gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 13, Temel Matematik yüzde 10, Sosyal yüzde 12, Fen yüzde 5, Türk Dili ve Edebiyatı yüzde 15, Coğrafya–1 yüzde 8, Tarih yüzde 15, Coğrafya–2 yüzde 7 ve Felsefe Grubu yüzde 15

TS–2 Puan türü: Türkçe öğretmenliği, Türk dili ve edebiyatı, Tarih, Sanat tarihi, Sümeroloji, Hititoloji gibi bölümler için kullanılacak.

Türkçe yüzde 18, Temel Matematik yüzde 6, Sosyal yüzde 11, Fen yüzde 5, Türk Dili ve Edebiyatı yüzde 25, Coğrafya–1 yüzde 5, Tarih yüzde 15, Coğrafya–2 yüzde 5 ve Felsefe Grubu yüzde 10

D- DİL grubundaki puan türlerinin ağırlıkları ve kullanılacak alanları
DİL–1 puan türü: İngilizce, Alman Dili ve Edebiyatı, Almanca Öğretmenliği, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı, Çeviribilim (Alm., İng, Fran.), Dil Ağırlıklı Programlar, Fransız Dili ve Edebiyatı, Fransızca Öğretmenliği, İngiliz Dil Bilimi, İngiliz Dili ve Edebiyatı, İngilizce Öğretmenliği, Karşılaştırmalı Edebiyat (Alm., İng., Fran.), Mütercim-Tercümanlık (Alm., İng., Fran.), Turist Rehberliği (Alm., İng., Fran.)

Türkçe yüzde 15, Temel Matematik yüzde 6, Sosyal yüzde 9, Fen yüzde 5 ve Yabancı Dil yüzde 65

DİL–2 puan türü: Arnavutça, Boşnakça, Bulgar Dili ve Edebiyatı, Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı, Çeviribilim (Batı bilimleri), Dilbilim (Batı dilleri), Eski Yunan Dili ve Edebiyatı, Hırvat Dili ve Edebiyatı, Hungaroloji, İspanyol Dili ve Edebiyatı, İtalyan Dili ve Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat (Batı Dilleri), Latin Dili ve Edebiyatı, Leh Dili ve Edebiyatı, Mütercim-Tercümanlık (Batı Dilleri), Turist Rehberliği (Batı Dilleri), Yunan Dili ve Edebiyatı, Yunanca

Türkçe yüzde 25, Temel Matematik yüzde 7, Sosyal yüzde 13, Fen yüzde 5 ve Yabancı Dil yüzde 50 olarak belirlendi.

Dil-3 puan türü: Arap dili ve edebiyatı, Arapça öğretmenliği, Çeviribilim (Doğu Dilleri), Çin Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Dilbilim (Doğu Dilleri), Gürcü Dili ve Edebiyatı, Hindoloji, Japon Dili ve Edebiyatı, Japonca Öğretmenliği, Karşılaştırmalı Edebiyat (Doğu Dilleri), Kore Dili ve Edebiyatı, Mütercim-Tercümanlık (Doğu Dilleri), Rus Dili ve Edebiyatı, Sinoloji, Turist Rehberliği (Doğu Dilleri, Urdu Dili ve Edebiyatı

Türkçe yüzde 48, Temel Matematik yüzde 7, Sosyal yüzde 20, Fen yüzde 5 ve Yabancı Dil yüzde 20 olarak belirlendi.

6- LYS puanları en fazla ne kadar olabilecek:Öğretmen liselilerin kendi alanlarında girdikleri programlar hariç, alınabilecek en yüksek puanın 575 olacak.

Öğretmen lisesi çıkışlı adaylar kendi alanlarındaki lisans programlarına yerleştirilirken verilecek ek puan ile hesaplama yapıldığında ise, alınabilecek en yüksek puan 605 olacak.

devamını oku…

Categories: Eğitim Tags:

NAMAZ VAKİTLERİ NAMAZ NASIL KILINIR buyrun

Pazartesi, 28 Haz 2010 admin yorum yok

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR, cuma saati, cuma ezanı, cuma namazı, saat, kaçta, ne zaman, ezan kaçta okunuyor, cuma ne zaman, cuma namazı kaçta, cuma namazı saat kaçta, cuma namazı ne zaman, ezan kaçta okunacak, Cuma Namazı Ne Zaman – Saat Kaçta – Sabah, Öğle, İkindi, Akşam, Yatsı Namaz Vakitleri gibi sorularınıza bu yazımızda cevap bulabilirsiniz.

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR?
Cuma Namazı tek başına kılınmaz.
Öğle vaktinde cemaatle kılınır.
Öğle ezânı okununca, önce dört rek’at Cum’a namazının ilk sünneti kılınır.
Niyet ederken:
“Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya” denilir.
Bu namaz aynı öğle namazının sünneti gibi kılınır.
o Yani bütün rekatlarda Fâtiha ve zamm-ı süre okunur.
o İlk oturuşta sadece Etteahiyyatü okunur.
o Son oturuşta:
Etteahiyyatü, Allahumma Salli, Allahumme Barik, Rabbena duaları okunur.
Sonra, câmi’ içinde, ikinci ezân okunur.
Sonra, İmam hutbe okumak için minbere çıkar. Hutbe okunur.
Hutbe okunurken cemâ’atin namaz kılması ve konuşması tahrimen mekruhdur (harama yakın).
Hatîb efendi duâ ederken, cemâ’at sesli âmîn demez.
İçinden sessiz denir.
Namaz kılarken yapması harâm olan her şey, hutbe dinlerken de harâmdır.
Hutbe okunup bittikten sonra müezzin kamet getirir.
Sonra, cemâ’at ile iki rek’at Cum’a namazının farzı kılınır. Bu namaz aynı sabah namazının farzı gibi kılınır.
Niyet şöyle edilir: “Niyet ettim, Allah rızası için Cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama”
Sonra, dört rek’at son sünneti, Niyeti şöyledir: “Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının son sünnetini kılmaya”.
Bu sünnetde aynı ilk sünnet gibi kılınır. Böylece esas itibariyle Cuma namazı farzı ve sünnetleriyle birlikte kılınmış olur.
Son sünnetin ardından zuhr-i ahir, niyetiyle dört rekat daha namaz kılınmaktadır. Niyet edilirken şöyle denilir: “Niyet ettim edâsı üzerime olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına”. Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namazı şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınmış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.
Bundan sonra, iki rek’at vaktin sünneti kılınır. “Vaktin sünnetine” diye niyet edilir. Cum’a sahîh olmadı ise, bu on rek’at, öğle namazı olur. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbîhler okunup, duâ edilir.

Vakit namazları nasıl kılınır?

SABAH NAMAZININ KILINIŞI:

4 rek’attir. 2 sünnet 2 farz

İki rek’at sünnetinin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina… duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Böylece sünnet tamamlanmış olur. Ara vermeden başka bir şey okunmadan, Allahümme entesselâmü…denildikten sonra hemen farz kılınmak üzere ayağa kalkılır

İki rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır

ÖĞLE NAMAZININ KILINIŞI:

10 rek’attir. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet

Dört rek’at sünnetinin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a gidilir.
- Secde yapılır.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

Dört rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… denir. Sonra son sünnet için ayağa kalkılır.

İki rek’at son sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

İKİNDİ NAMAZININ KILINIŞI:

8 rek’attır. 4 sünnet, 4 farz

Dört rek’at sünnetinin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

Dört rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbîr getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secde’ye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

AKŞAM NAMAZININ KILINIŞI:

5 rek’attır. 3 farz, 2 sünnet

3 Rek’at farzın kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, sünneti kılmak için hemen ayağa kalkılır.

2 Rek’at sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Âyet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

YATSI NAMAZININ KILINIŞI:

13 rek’attır. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet, 3 vitir

4 rek’at ilk sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secde’ye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur(son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… okunup, hemen farza kalkılır.

Dört rek’at farzının kılınışı

1. Rek’at

- Kâmet getirilir.
- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
Dördüncü rek’at için ayağa kalkılır.

4. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… denir. Sonra son sünnet için ayağa kalkılır.

İki rek’at son sünnetin kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur.
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, Vitir namazı için ayağa kalkılır.

3 rek’at vitir namazının kılınışı

1. Rek’at

- Niyet edilir.
- Tekbir getirilir.
- Sübhâneke okunur.
- Eûzü Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
İkinci rek’at için ayağa kalkılır.

2. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (ilk oturuş)
- Ettehıyyâtü okunur.
Üçüncü rek’at için ayağa kalkılır.

3. Rek’at

- Besmele çekilir.
- Fâtiha okunur.
- Zamm-ı sûre okunur.
- Tekbîr getirilir (başlangıç tekbîri gibi)
- Kunut duâları okunur.
- Rükü’a eğilinir.
- Secdeye gidilir.
- Oturulur (son oturuş).
- Ettehıyyâtü okunur.
- Salli ve Bârik okunur.
- Rabbenâ âtina duâsı okunur.
- Selâm verilir.

Allahümme entesselâmü… dedikten sonra, üç defa istigfâr söylenip, Ayet-el kürsî okunup tesbih çekilir. Sonra duâ edilerek, namaz tamamlanır.

Categories: Eğitim Tags:

ESKİ UYGARLIKLARDA MATEMATİK SAYILARI buyrun

Pazartesi, 28 Haz 2010 admin yorum yok

İlkçağ insanı (ilkel insan, mağara insanı), rakam ve sayıları kullanmak ihtiyacını duymuştur. Bu devir insanları, ihtiyaçlarını kaydedip saklamasını da biliyordu. Avladıkları hayvanların veya sürüsündeki koyunların sayılarını belirtmek için, yaşadıkları mağara duvarlarına çizikler çizmişler, bir ağaç dalına çentikler yapmışlardır. Bazen de, ipe düğüm atmışlar, veya çakıl taşlarını kullanmışlardır .
Bu devrin, 13-15 yaşındaki insanı, koyun ve geyik gibi varlıkları, ok gibi eşyaları sayabilmek için, ufak yuvarlak çakıl taşlarına sahip olması, veya kesilmiş bir ağaç dalı (sopa) üzerine çentik yapması icap edecekti. Bir taş veya sopa Üzerinde işaretlenmiş bir adet çentik, tek koyunu ifade ederdi. Belli bir zaman sonra, eğer her bir taş veya çentik için bir koyun yoksa, o insan bir veya birkaç koyunun kayıp olduğunu anlardı. Bu devrin insanları; sayıları bir yere kaydedip saklanmasını da biliyorlardı.
İlkçağ insanları, sayılar için kil tabletler üzerine çizikler kazmayı, veya kesilmiş ağaç dalına çentikler yapmaya başlamakla, ilk defa, sayıları yazılı olarak ifade etmiş oluyorlardı. İlkçağ insanının kullandığı bu işaretler, rakam ve sayıların ilk yazılı ifadeleridir.
Bunların yanında; ilkel insanlar, sayıları belirtmek için, değişik ses ve kelimeler de kullanmışlardır. Bugün sayıları belirten standart hale gelmiş sembol (şekil) ve sözcükler vardır. Günümüzde; sayılar, hem 1, 2, 3, … gibi sembollerle ve hem de; bir, iki, üç, … gibi kelimelerle ifade edilmektedir. Bugün dört adet kalemi, “dört kalem” kelimesi ile belirtip “4″ sembolü ile gösterebiliyoruz.

Bilinen en eski sayma sistemlerinden biri, Eski Mısırlılara ait olanıdır. Eski Mısırlıların kullandıkları resim yazısının (hiyeroglif) başlangıç tarihi, M.Ö. 3300 yılına kadar geri gider. Eski Mısırlılara ait sayma sistemi, ilkçağ mağara, insanının önceleri kullandığı sayma sisteminin gelişmiş şeklidir.
Eski Mısır aritmetiği hakkındaki bilgilerimiz, papirüs tomarlarından elde edilmektedir. Bugün bu papirüsler; bilim tarihinde, M.Ö. 1900-1800 yılları için adlandırılan, Kahun ve Berlin papirüsleri ile, M.Ö. 1700 ile 1600 yılları için adlandırılan Hiksoslar Devrinden M.Ö. 1788-1580 kalma Rhind ve Moskova matematik papirüsleridir. Mısır matematiği hakkındaki diğer kaynaklar, birkaç parşömen tomarı ile kil ve tahta tabletlere dayanmaktadır.
Eski Mısır’da rakam ve sayılar bazı sembollerin (şekillerin) yan yana gelmesiyle ortaya çıkıyordu. Bütün rakamlar, 7 değişik şeklin bir araya gelmesiyle ve yazım biçimi de, sağdan sola doğru ifade ediliyordu

Bugün Kullanılan sembollerle ifade

http://www.math.wichita.edu/history/Images/num2.gif

Sayıları da, bu sembollerle göstererek bir sayı sistemi geliştirmişlerdir. Eski Mısırlıların, 1 den 1.000.000 a kadar olan sayıları göstermek ve yazmak için kullandıkları semboller (şekiller) yukarıda gösterilmiştir.

Tablonun incelenmesinden anlaşılacağı gibi, 9 sayısını ifade etmek için, 9 ayrı şekil, 90 sayısını ifade edebilmek için, 9 adet başka bir şekil; 99 için 18 aynı şekil, 999 sayısı için ise, 27 ayrı şekil (sembol) kullanmak gerekli olmaktadır.
Eski Mısırlılar; bu sembolleri, gerektiğinde tahta, ağaç ve taş üzerine de oymuşlardır. Bu rakamları bir kaç kez kullanarak, istenilen sayıları göstermişlerdir. Bu sistemde; gruplamalar onarlık yapıldığından, sistem onluk sistemdir.
Eski Mısır sistemi, aşağıdaki belirtilen özelliklerinden dolayı, mağara insanının kullandığı sistemin geliştirilmiş şekli idi:
a) Bir kümede bulunan şeylerin toplam sayısı, sadece bir tek sembolle belirtilmiştir. Örneğin: 10 sayısının bir topuk kemiği sembolü ile belirtilmesi gibi.
b) Diğer sayıları göstermek için, aynı semboller tekrarlanmıştır.
c) Bu sistemde 10 luk gruplar esas alınmıştır. On düşey çizgi, bir topuk kemiği sembolünü, on topuk kemiği sembolü de, bir çengel sembolüne eş değerdir. Bu şekilde devam eder.
Konu hakkında bir fikir vermesi bakımından aşağıdaki tabloda on tabanlı sayıların, eski Mısır sayma düzeninde nasıl yapıldığı gösterilmiştir.Eski Mısırlılar sıfır kavramını da bilmiyorlardı ve sıfırı gösterecek bir işaret (sembol) kullanmamışlardı. Fakat sayıları, çarpma ve çıkarma tablolarına, ehramların yapılış tarihlerinden itibaren sahip bulunuyorlardı.

Mezopotamyalılarda rakamlar, çivi yazısında görülen çivi yada oduncu kamasına benzeyen şekillerden ibarettir.
Bu işaretlerin (sembollerin) uygun biçimde, yan yana veya büyük sayıları gösterebilmek için toplu olarak veya tekrarlayarak grup halinde yazmak suretiyle 60′a kadar sayıları ifade edebiliyorlardı.
Bu tür yazım şeklinde, 0.1 ve 0.01 ile 0.001 gibi rakamların arasındaki farkı anlamak bir hayli güçtü. Bunu anlayabilmek için; metin, konu ve karine yardımıyla sonuç çıkarma yollarına gidilirdi.
Mezopotamyalılar da, sıfır sembolünü kullanmamışlardır. Ancak astronomilerinde bu maksatla, özel bir sembol kullandıkları anlaşılmaktadır.

http://mevcut.neteyaz.com/wp-content/fotograflar/Eski%20Yunan.jpg

Kaynaklar; çivi yazısından önceki resim yazısı (hiyeroglif) devresine tekabül eden safhada, en eski Mezopotamya rakamları olarak, aşağıdaki sembollerin kullanıldığını belirtir:Yukarda dikkat edilirse, 1 ve 10 sembollerinin temel olarak alındığı görülmektedir. Öteki 60, 600, 602, 603 gibi rakam sembolleri de, bu iki rakamın gelişmiş ve değişik biçimde gösterilmiş işaretlerden ibarettir. Bundan şu sonucu çıkarmak mümkün, 10 sembolünü düşünmezsek, altmış tabanlı (seksimal) bir sistem elde edilmektedir. Bu gelişimin tedrici bir şekilde yani yavaş yavaş yer almış olduğu da anlaşılmaktadır. Babil Sayma Sistemi
M.Ö. 2000 yıllarında Mezopotamya’da yaşayan Babillilerin, bilimin çoğu dalında, oldukça ileri bir seviyeye ulaşmış oldukları bilinmektedir. Öyle ki; Babil şehrini zamanın bilim merkezi haline getirmişlerdir. Özellikle matematik ve astronomide çok ilerlemişlerdir.Babilliler, 59′dan büyük sayıları da, basamak düşüncesinden yararlanarak yazdılar. 60 sayısını taban olarak kullandılar. Gruplamalarını 60′lık olarak, yani 60×2 = 120, … şeklinde yaptılar. Böylece ilk kez sayılarda basamak fikrini gösterdiler. Babiller, sayıları yazarken iki tane sembol ve bulunmayan basamaklar yerini doldurmak için de, (( : )) işaretini kullanmışlardır.

Babil rakamları arasýnda da, sıfır rakamını gösteren bir sembol yoktur. Rakamları sağdan sola doðru yazarak ifade ettikleri anlaşılmaktadır. Babilliler, kil tabletler üzerine “sitilüs” adı verilen tahta parçası ile yazarlardı. Bu tür yazıya çivi yazısı denir. Kağıt yapmayı, henüz bilmediklerinden, kilden yapılmış levhalar kullanmışlardır. Dört Temel İşlem
Toplama: Rakamları (işaretleri) yan yana yazarak yapıyorlardı.
Çarpma: Toplama işlemine benzer, çok yorucu bir yol uyguluyorlardı. Bu kadar uzun işlemlerin zorluğu karşısında, özel çarpma tabloları hazırlamışlardır.
Kesirler: Çoðu zaman kesirler, paydası birim (yani 60) olan sayı ile ifade ediliyordu. Yalnız, çok eski tarihten beri, Babil’de 1/3, 2/3, 5/6 gibi bir çok basit kesirlerin kullanıldığı da anlaşılmaktadır.

Romalılar, Eski Mısırlıların yıllarca önce yaptıkları gibi, önceleri, bazı sembolleri tekrarlayarak sayıları yazarlardı. (Bakınız Örnek l.) Sonraları da, çıkarmadan yararlanarak, daha kısa yazma yollarını ortaya koydular. (Bakınız: Örnek II.)

Örnek l :
XXXXX = 50
MDCLXVI = 1000 + 500 + 100 + 50 + 10 + 1 = 1666
DLXIII = 500 + 50 + 10 + 1 + 1 + 1 = 563
Örnek II :
XC = 100 -10 = 90
IX = 10 -1 = 9

Başlangıçta değişik bazı sembol ve harfleri, rakam olarak kullanmışlardır. Bu rakamları, ilk olarak Romalılar kullandıkları için, aritmetikte “Roma Rakamları” ya da “Romen Rakamları” olarak adlandırılır.
Kaynaklar, Roma rakamlarının bir elin parmaklarından esinlenerek ortaya konduğunu belirtir. Romalılar, bugün kullandığımız l, 2, 3, 4 rakamları yerine I, II, III, IIII sembollerini ve 5′i belirtmek için de, V şeklinde bir el işaretini sembol olarak kullandılar. 10′u belirtmek için de V sembolünü, değişik biçimde iki kez kullanarak X sembolünü elde ettiler. (Çaprazlanmış iki düşey çizgi.) Diğer rakamları da alfabelerindeki harflerden aldılar.
Romalılar sayıları belirtmek için, 7 ayrı harfi rakam olarak kullanmışlardır. Aşağıdaki tabloda, Roma rakamları gösterilmiştir.

Roma Sayma Düzeninde

I V X L C D M
Onluk Sayma Düzeninde 1 5 10 50 100 500 1000


Roma rakamlarına dayalı, Roma sayma düzenine göre, toplama ve çıkarma işlemlerinin yapılmasında, bazı temel özellik ve sınırlamalar vardır. Bunları özetlersek :

A -Toplama İşlemindeki Özellik ve Sınırlamalar
a) Yanyana yazılan ve aynı sembolü gösteren, iki ya da üç temel rakam birbiriyle toplanarak, toplama karşı gelen sayı elde edilir .
Örnek :
I I I = 1 + 1 + 1 = 3

X X = 10 + 10 = 20
Uyarı : Bu rakamların yazılışları ile ilgili önemli özellik : I, X, C sembolleri yanyana, 3′ten fazla; V, L, D, M sembolleri de, 1′den fazla yazılamaz.
b) Büyük rakamların sağına yazılan küçük rakamlar, kendisi ile toplanarak toplama karşı gelen sayı elde edlir.
Örnek :
XV = 10 + 5 = 15
DLXI = 500 + 50 + 10 + 1 = 561
C) Küçük değerleri gösteren semboller (rakamlar), büyük değerleri gösteren sembollerin sağına yağıldığında, bu değerler toplanarak toplama karşı kelen sayı elde edilir.
Örnek :
MDCLXVI = 1000 + 500 + 100 + 50 + 10 + 5 + 1 = 1666
DLXI = 500 + 50 + 10 + 1 = 561


B -Çıkarma İşleminde Özellik ve Sınırlamalar
a) 5 ile başlayan V, L, D sembolleri, çıkarma amacı ile, kendinden büyük değer belirten sembollerin soluna yazılmaz.
b) Bir sayı, ancak aşağıdaki durumlarda çıkarılabilir.
I sadece V ve X den çıkarılabilir.
X sadece L ve C den çıkarılabilir.
C sadece D ve M den çıkarılabilir.

c) Küçük değerli semboller, büyük değerli sembollerin, soluna yazıldığında, büyük değerden küçüğü çıkarılır, bu fark sayıyı verir
Örnek :
IX = 10 -1 = 9
XL = 50 -10 = 40

d) İki büyük değerli sembol (rakam) arasına yazılan küçük değerli sembol, sağındakinden çıkarılmak suretiyle, sonuca denk gelen sayı elde edilir.
Örnek :
CXL = 140
LIX = 59

d) Roma sembollerinin değer bir özelliği de, binleri göstermek için sembolün üzerine bir yatay çizgi, milyonları göstermek için de; ilgili sembolün üzerine iki yatay çizgi çizilerek ifade edilir.
Örnek :
http://www.bilgiustam.com/resimler/2008/02/romarakamtablo.png
Görülüyor ki; Roma sayma düzeni, sadece toplama ve çıkarma işlemine dayanmaktadır. Sıfır ve basamak sistemi (kavramı) yoktur. Bu nedenle, aritmetik işlem yapmaya uygun değildir. Şöyle ki : Roma’da Forum Meydanı’ndaki süslü hitabet kürsüsünün “Columna Restrata” sütünunda 2.200.000 sayısını belirtmek için yirmi iki adet “yüz bin” i gösteren sembol (sayı işareti) oyulmuştur.
Roma rakamları bu özellikleri dolayısıyla; bugün matematik işlemleri yapmak amacıyla kullanılmamaktadır. Ancak, çok sınırlı olan, bazı özel gösterimler için kullanılmaktadır.

Tarih Öncesi Çağlarda Aritmetik

Sayı ve biçime ilişkin kavramlarla tanışmamız Yontma Taş Devri’ne kadar uzanır .Yüzbinlerce yıl boyunca insanlar , hayvanların yaşadığı koşullardan pek farklı olmayan bir biçimde mağaralarda yaşadılar .Enerjilerinin çoğunu nerede yiyecek bulurlarsa onu toplamaya harcıyorlardı .Avlanmak ve balık tutmak için silahları , birbirleriyle anlaşmak için konuşma dilini geliştirdiler .Yontma Taş Devri’nin sonlarına doğru da yaratıcı sanatlarla heykelcikler ve resimler yaparak yaşamlarını renklendirdiler .Fransa ve İspanya’daki yaklaşık 15.000 yıl öncesinin mağara duvar resimlerininayinsel bir anlamı olabilir , ama bunun ötesinde de üstün bir biçim anlayışı gösteriyorlardı .

Maden Devrinde ise bunun aksine ticaret öylesine gelişmişti ki , yüzlerce mil uzaklıktaki köyler arasındaki ilişkilerin izleri fark edilebiliyordu .Önce bakırın daha sonra da tuncun eritilmesiyle bu metallerden araçlar ve silahlar yapıldı .Bu da ticaretin ve yeni dillerin daha da gelişmesine yol açtı .Bu dillerdeki nesnelerin çoğunlukla somut ; yani elle tutulur ve gözle görülür nesneleri belirtmesine ve az sayıda olmasına karşın bazı sayısal terimler ortaya çıktı .Benim düşüncelerime göre matematiğin ilk kez ortaya çıktığı çağ Maden Çağıdır .

Ünlü bir matematikçi olan Adam Smith’in “insan aklının ürünü en soyut düşünceler” olarak tanımladığı sayısal terimlerin kullanılmaya başlanması çok yavaş oldu .Bunlar ilk ortaya çıktıklarında bir cismin sayısını değil niteliğini gösteriyordu .Örneğin ; “bir insan” değil sadece “insan” kavramını gösteriyordu .Sayısal kavramların bu niteliksel kökenlerinin izleri hala Yunanca ve Keltçe gibi bazı dillerdeki ikili terimlerde görülebilir .Sayı kavramı geliştikçe toplama yoluyla
daha büyük sayılar oluşturuldu :2 ile 1 toplanarak 3 , 2 ile 2 toplanarak 4 , 2 ile 3 toplanarak 5 bulundu .

İşte bazı Avustralya kabilelerinden örnek :

Murray Nehri : 1 =enea , 2 =petcheval , 3 =petcheval-enea , 4 =petcheval – petcheval

Kamilaraoi : 1 =ma , 2 =bulan , 3 =guliba , 4 =bulan bulan , 5 =bulan guliba , 6 =guliba guliba

Zanaatlerin ve ticaretin gelişmesi sayı kavramının netleşmesine yardım etti .Sayılar , ticaret yaparken doğal bir yöntem olan bir ya da iki elin parmakları kullanılarak daha büyük birimlerin içinde gösterildi .Buna örnek olarak şimdiki okullarda okuyan küçük sınıflarda ki çocukların sayma yöntemini verebilirim .Bu olayın sonucunda önce 5 sonra 10 tabanlı sayı sistemleri oluşturulup , bunlar toplama ve bazen çıkarma ile tamamlandı .Böylece 12, 10 + 2 olarak ya da 9 ,10-1 olarak algılandı .Bazen de taban olarak el ve ayak parmaklarının toplam sayısı olan 20 kullanıldı .Yapılan araştırmalara göre Amerikan yerlilerinin kullandığı 307 sayı siteminden 146’sı onluk , 106’sı onluk , onikilik ve yirmilik sayı sistemlerinin karışımıydı .Çoğu kişi tarafından yamyam olarak bilinen Amerikan yerlilerinin bu kadar çok sayı sisteminin olması önce bana biraz garip geldi .Fakat sonra , onların da en az bizim kadar zeki olduklarını anladım .Yirmili sayı sisteminin en tipik biçmi Meksika’da Mayalar ve Avrupa’da Keltler tarafından kullanıldı .

Sayılar kümelere ayrılarak , tahtanın üstüne çentik , ipin üstüne düğüm atılarak ya da deniz kabuklarının beşli yığınlar biçiminde düzenlenmesiyle sayısal kayıtlar tutuldu .Bu yöntemler eski zaman hancılarının çetele tutma yöntemlerine benziyordu .Böyle yöntemlerden 5 , 10 , 20 gibi özel simgelere geçilmesi çok kolay oldu .Benzer simgeler uygarlığın doğuşu da denen yazılı tarihin başlangıcından beri kullanılmıştır .

Yontama Taş Devri’ne kadar uzanan en eski çetele çubuğu 1937’de Vestonica’da bulunmuştur .Bu ; genç bir kurdun 7 inç uzunluğundaki ön kol kemiğiydi ve üzerinde ilk 25’i beşli gruplar halinde düzenlenmiş 55 çentik bulunmaktaydı .Dizinin sonunda , önceki çentiklerden iki kat uzun bir çentik vardı .Yeni dizinin başındaki çentik yine 2 kat uzundu ve bunu 30 çentikten oluşan bir dizi izliyordu .

Böylece , sık sık söylenen “eski zamanlarda sayma parmaklara dayalıydı .” görüşü geçerliliğini kaybetmiş oldu .Yazı olmamasına rağmen Yontma Taş Devrin’deki insanların çetele çubuklarını duymak ilginç gelebilir .Fakat gerçek .

Parmaklar kullanılarak sayı saymak yani 5’erli 10’arlı saymak ancak toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında ortaya çıkar .Bu aşamadan sonra sayılar bir tabana göre ifade edildi ve bu da büyük sayıların ortaya çıkmasına yardım etti .Böylece ilkel bir aritmetik ortaya çıktı .14 bazen 10+4 , bazen de 15-1 olarak gösteriliyordu .20’nin 10+10 değil de 2´10 olarak gösterilmesiyle çarpma başladı .Bölme , 10’un “vücudun yarısı” olarak gösterilmesiyle başladı , ama kesirlerin bilinçli bir şekilde oluşturulması hala çok enderdi .Kuzey Amerika’da kabilelerin ancak birkaçında böyle kesirler biliniyordu , çoğu durumda bu ½’ydi .Bazen 1/3

ya da ¼’de kullanılıyordu .Bir başka ilginç durum çok büyük sayılara duyulan ilgidir .Bu belki de tümüyle insana ait bir tutku olan sürünün büyüklüğü ya da öldürülen düşmanların çokluğunu abartma isteğinin sonucudur .Bu eğilimin kalıntıları İncil’de ve diğer kutsal metinlerde de ortaya çıkar .

Tarih Öncesi Çağlarda Geometri
Cisimlerin uzunluklarını ve içindekileri ölçmek gerekince , genelde insan vücudunun bölümleri kullanılarak ; parmak , ayak , karış gibi basit ölçüler kullanıldı .Arşın , kulaç adları bize bu geleneği hatırlatır .Ev yaparken Hint köylüleri de , Orta Avrupa’da kutup evi yapanlar da yapıları düz çizgiler boyunca ve yere göre dik açıyla yapmak için kurallar geliştirdiler .Örneğin ; “Düz sözcüğü “germek” sözcüğü ile ilgilidir ve iple yapılan işlemleri gösterir .”Doğru” ve “Keten kumaş” sözcükleri , dokumacılık ile geometrinin başlangıcı arasındaki bağlantıyı gösterir .Dokumacılık ölçmeye ilişkin ilginin başlama yollarından biriydi .

Cilalı Taş Devri insanı geometrik desenlere büyük bir ilgi duyuyordu .Çömleklerin pişirilmesi ve boyanması , sazların örülmesi , sepet yapımı ve kumaş dokumacılığı , daha sonra da metallerin işlenmesi , düzlemsel ve alansal ilişkilerin kavranmasını geliştirdi .Dans figürleri de bunda rol oynamış olmalı ki Cilalıtaş Devri’nde yapılan süslemelerde benzerlik ve simetri görülür ; eş şekiller kullanılırdı .Bazı tarih öncesi desenler de üçgensel sayılar , bazılarında ise “kutsal” sayılar yer alıyordu .Pisagor matematiğinde önemli rol oynayan üçgensel sayıların oluşturulma çabaları yansımaktadır .

Bu tür desenler tarih boyunca yaygın olarak kullanılmıştır .Bunların çok güzel örneklerine Girit’teki Minos ve erken dönem Yunan vazolarında , daha sonra Bizans ve Arap moziklerinde , Pers ve Çin duvar halılarında rastlanır .Bu ilk desenlerin dinsel ya da büyüsel bir anlamı olabilir , ama zamanla görsel çekicilikleri ön plana çıkmıştır .

Taş Devri dinlerinde , doğa güçlerine egemen olma çabasının ilkel bir biçimini fark edebiliriz . Dinsel törenler büyü ile iç içeydi .Büyü öğesi de o zamanlar var olan sayı ve biçime ilişkin kavramlarda , heykel , müzik ve resimlerde içeriliyordu .3,4,7 gibi sihirli sayılar , Pentalpha ve Swastika gibi sihirli biçimler vardı .Matematiğin toplumsal kökenleri modern zamanlarda silikleşmişse de insanlık tarihinin ilk dönemlerinde bu kökler açıkça görülebilmektedir ve bazı yazarlar , matematiğin bu yönünün onun gelişiminde belirleyici olduğu görüşündedir .”Modern” sayı bilimi , Cilalı hatta belki de Yontma Taş Devri’nin büyü törenlerinin mirasıdır .

Zaman Kavramı
En ilkel kabilelerde bile bir “zaman” kavramına rastlanır ve bunun sonucu olarak da Güneş Ay ve yıldızların hareketleriyle ilgili bazı bilgileri edinmişlerdi .Bu bilgiler , çiftçilik ve ticaret geliştikçe daha bilimsel bir nitelik kazanmaya başladı .Bitkilerdeki değişimlerin Ay’daki değişimlerle ilişkilendirildiği Ay takviminin kullanılması , insanlık tarihinin çok erken dönemlerine kadar uzanır .İlkel insanlar gündönümünü ya da şafakta yedi yıldızlı Süreyya burcunun yükselişini ilgiyle izliyordu .İlk uygarlıkları kuran insanların astronomi bilgilerinin kökeni tarih öncesi dönemlerden gelen bilgilere dayanıyordu .İlk insanlar , takım yıldızlarından denizcilikte yararlandılar .Astronomiye ilişkin bu gözlemlerinin sonunda kürenin , dairenin ve açısal yönlerin özellikleri hakkında bilgi edinildi .

Matematiğin başlangıcına ilişkin bu birkaç örnek bir bilimin tarihsel gelişiminin , şimdi bu alandaki öğretimde geliştirdiğimiz aşamalarla çakışmayabileceğini göstermektedir .İnsanlarca bilinen en eski geometrik biçimler olan düğümlere ve desenlere ancak son yıllarda bilimsel bir ilgi gösterilmiştir .Öte yandan , grafikle gösterim ya da istatistik gibi matematiğin temel dallarının başlangıcı modern zamanlardadır .Bir matematikçi olan A. Speiser bu konuda şöyle düşünmektedir :

“Matematiğe girişin doğasında var olan sıkıcılığın ön plana çıkma eğiliminin geç başlangıcının sonucu olduğu söylenebilir ; çünkü yaratıcı bir matematikçi ilgi çekici ve güzel problemlerle uğraşmayı yeğler .”

ESKİ UYGARLIKLARIN MATEMATİKLERİ
Doğu Matematiği

Doğu matematiği uygulamalı bilim kökenliydi .Takvimin hesaplanması , tarımsal üretim ve bayındırlıkla ilgili işlerin örgütlenmesi , vergilerin toplanması uygulamalı aritmetik ve ölçme sorunlarına öncelikle ağırlık verilmesini gerektirdi .Bununla birlikte , yüzyıllar boyunca özel bir zanaat olarak gelişen bilim yalnızca uygulamaya yönelik değildi ; sırlar öğretilirken , soyutlamaya yönelik eğilimler de ortaya çıktı .Aritmetiğin cebire dönüşmesi yalnızca daha pratik hesaplamalar sağladığı için olmadı ; bu , aynı zamanda yazıcı okullarında öğretilen bir bilimin doğal bir gelişimiydi .Aynı nedenlerle ölçme ile ilgili bilgiler kuramsal geometrinin başlangıcını oluşturdu .

Mısır Matematiği
Mısır matematiğine ilişkin bilgilerimizin çoğu iki kaynağa dayanır .Bunlar 85 problemi içeren Rhind Papirüsü ve bundan belki de 200 yıl öncesine ait olan ve 25 problemi kapsayan Moscow Papürüsü’dür .Bu elyazmaları düzenlenirken , içerdikleri problemler zaten eskiden beri biliniyordu ; ama yakın dönemden , hatta Roma döneminden kalma az sayıdaki papirüsteki yöntemler de bundan farklı değildi .Kullandıkları matematik onlu sayı sistemine dayanıyordu ve 10’dan büyük her 10’lu birim için özel simgeler kullanılıyordu .Bu tür sistemleri Roma rakamlarından biliyoruz : MDCCCLXXVII = 1878 .Bu sistemi kullanan Mısırlılar , çarpmayı ardışık toplamalara indirgeyen , toplama ağırlıklı bir aritmetik geliştirdi .Örneğin , bir sayıyı 13 ile çarpmak için onu önce 4 ve 8’le çarpıyorlardı daha sonra çıkan sonucu sayının kendisine ekliyorlardı .Bu işlemi yaparak inceleyelim :

Normal çarpma işlemi :3´13=39

Mısırlıların kullandığı yöntem :

3´4 =12

3´8 =24

24+12 =36

36+3 =39

Görüldüğü gibi sonuç aynı .Mısır matematiğinin en önemli yönü kesirlerle yapılan hesaplamalardır .Bütün kesirler , payı bir olan birim kesirlerin toplamı olarak yazılırdı .

Bazı problemlerin teorik yanları ağır basıyordu .Örneğin 100 somun ekmeği 5 kişi arasında , her birine düşen pay aritmetik olarak artarak ve en büyük 3 payın toplamının yedide biri en küçük iki payın toplamına eşit olacak biçimde bölüştürülmesi problemi böyleydi .7 evin her birinin 7 kedisi , her kedinin kovaladığı 7 farenin olduğu problem , geometrik olarak artan bir serinin toplamının formülünü bildiklerini gösteriyordu .

Böyle problemler için yazılmış şiirler , şarkılar bile vardır .Şu şiiri anımsayalım :

“St. Ives’e giderken

7 karısı olan bir adamla karşılaştım

Her karısının yedi sepeti
Her sepetin yedi kedisi

Her kedinin yedi yavrusu vardı
Her yavrununda yedi çıngırağı vardı

Yavrular , kediler , sepetler , kadınlar ve çıngıraklar

Kaç tanesi St. Ives’e gidiyordu ?

Mezopotamya Matematiği
Mezopotamya matematiği , Mısır matematiğinin hiçbir dönemde ulaşamadığı bir düzeye erişti .Burada yüzyıllar içinde bile ilerlemeyi fark edebiliriz .M.Ö 2100’deki en eski metinlerde bile gelişmiş hesap izleri bulunur .Bu metinlerde 10’lu sistemin üzerine 60’lı sistemin eklendiği çarpım tabloları bulunmaktaydı .1 , 60 , 3600 ; hatta 60 üstü ve 60 üstü 2’yi gösteren çiviyazısı simgeler kullanılmıştı .Ama bu onların matematiğinin tipik özelliği değildi .Mısırlılar daha büyük her sayıyı yeni bir simge ile gösterirken , Sümerliler aynı simgeyi kullanıp değerini bulunduğu yere göre belirliyorlardı .

Ayrıca 60’lı sayı sistemi insanlığın kalıcı bir kazanımı oldu .Günümüzde kullandığımız saatin 60 dakika ve 3600 saniyeye bölünmesinin de , dairenin 360 dereceye , her derecenin 60 dakikaya , her dakikanın da 60 saniyeye bölünmesinin kökeni de Sümerliler’e kadar uzanır .Birim olarak 10 yerine 60’ın alınmasının sebebi ölçme sistemlerini birleştirmek olabileceği gibi 60’ın birçok böleninin olması da nedenlerden biri olabilir .

MISIR HİYEROGLİFLERİ
Eğer yazılarınızı eski Mısır hiyeroglifleriyle yazarsanız çoğu kişi bunları okumaya çalışmaktan vazgeçecektir .

Eski Mısır Hiyeroglifleri’nden Mısır rakamlarını öğrenmek çok kolaydır ; çünkü hepsinin bir görsel anlamı vardır .Büyük bir olasılıkla yazı yazmaya başlamadan once Mısırlılar , sayı saymak için parmaklarını kullanıyorlardı .Başka birinin okuması için sayı düzenlemeleri gerektiğinde de , yine büyük bir olasılıkla , yan yana sıralanmış yapraklar , ip parçaları ve çiçekler bırakıyorlardı .Neden mi böyle düşünüyoruz ? Çünkü daha sonradan hiyeroglif yazı sistemini geliştirdiklerinde , yaprak ip parçaları , çiçek ve hatta yılan ve iribaşlar kullanmışlar .

Categories: Eğitim Tags:
E�lence