* Görmediğin oğlu olmuş; çekmiş, çükünü koparmış.
* Güzel görünür, çirkin bürünür.
* Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.
* Girmediği bir Gerede zindanı kalmış, onda da altı ay eğlenmiş.
* Gönülsüz davara giden köpekten hayır gelmez.
* G.t kısmetten çıkınca, uçkur kudretten kırılır.
* Göz derya, seyir bedava.
* Güzellik on, gerisi don.
* Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.
* Gece şarap, gündüz kumar; bu haliyle cennet umar.
* Gelinin güzelliği damadın harcıyladır.
* Gevşek tükürüğün sakala zararı vardır.
* Gitti ağalar, paşalar; kellere kaldı köşeler.
* Gurbette öğünmek, hamamda türkü söylemeye benzer.
* Güttüğümüz üç davar, ıslığımız dağlar aşar.
* Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.
* Gurbette taşa yaslanmayan , evdeki yastığın kıymetini bilmez. Gelinin güzelliği, damadın harcıyla.
* Gümbürtüden korkan, kazancı dükkânına girmez.
* Güzellik bir sivilceye, varlık bir kıvılcıma bakar.
* Güzellik on, dokuzu don.
H
* Hem çıplak, hem poyraza karşı gider.
* Her gün güzel giyenin, bayramda g.tü açık kalır.
* Herkesin aklı bir olsa, sığırı güdecek çoban bulunmaz.
* Herkes sepet örer ama, g.tünü geçiremez.
* Her sakaldan bir tel, köseye sakal.
* Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten başlar.
* Her hıyarım var diyene, tuz alıp seğirtme.
* Her aferin’e koşan tazının bacağı çabuk kırılır.
* Hacı hacıyı Mekke’de bulur.
* Hasta olan ölmez, eceli gelen ölür.
* Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
* Hac nasip olmayacak adamı, deve üstünde yılan sokarmış.
* Hak yoluna vermeyiz bir mangır, şeytan yoluna gider tangır tangır.
* Havlamasını bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.
* Helvayı yapalım ama; üzüm bağda, bağ da dağda, hadi tavayı komşulardan buluruz da, iş unla yağda.
* Herkese kendi osuruğu, ciğer kavurması gibi gelir.
* Hanımın hısımı gelince, oklavalar şıkır şıkır; beyin hısımı gelince, dişler şıkır şıkır.
* Hiç üzüm yoktur ki, g.tünde çöpü olmaya.
* Hacı’ya “ Tesbih alır mısın?” demişler; “ Ha biz buraya niye geldik!” demiş.
* Hak yardım ederse Abdi kuluna, kurt çoban olur koyununa.
* Hem karnın tok olsun, hem börek tepsisi bütün .( Nasıl olur bu.).
* Her eşek kendi makamıyla anırır.
* Herifin sakalı tutuşmuş, o , “Dur, şu çubuğumu yakayım,” der.
* Hesapsız kasabın masadı g.tüne girer.
* Hoca doyduktan sonra kırk armut yemiş, “Onun da yeri başka .” demiş.
* Hakaret muhayyerdir, sahibine iade olunur.
* Hamamda türkü çağırması, gurbette öğünmesi kolaydır.
* Hancının tavuğu, yolcu atının arpasıyla geçinir.
* Harmana giren öküzün ağzına sepet geçirirler.
* Helva helva demekle, ağız tatlanmaz.
* Hem dizime oturur, hem sakalımı yolar.
* Her düşen, kabahati pabucunda bulur.
* Herkes kendi kazandığını kendisi yese, karnı ambar olur.
* Hocam, güzel güzel okuyorsun ama hasta ölüyor.
* Horozla yoldaş olanın menzili çöplüğe kadardır.
* Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
* İç dedilerse çeşmeyi de kurut demediler ya.
*İ htiyar deme , genç deme;
evde karın bulunsun.
Arpa deme, buğday deme;
evde unun bulunsun.
Çalı deme, çırpı deme;
evde odun bulunsun
İki analı çocuk sütten, iki karılı adam bitten ölür.
* İmama gelmişken nikahlar tazeleyelim.
*İ nek ayağı buzağı öldürmez.
* İniş aşağı kavga olmaz, atta duran var, duramayan var.
* İnsan gün gelir dağı kaldırır, gün gelir darıyı kaldıramaz.
* İşi işine denk olanın, götü dümbelek çalar.
* İt takkeyi neylesin, dingilderken düşürür.
* İki karılı, bitten; iki analı, sütten ölür.
* İnsan sümbül kokusundan, eşek sidik kokusundan hoşlanır.
* İmam yiyişli, muhtar duruşlu ol.
* İşleyen(çalışan) eşeğin boynu boncuklu olur.
* İt, kışı geçirir ama, gel de derisinden sor.
* İnsanın çok olduğu yerde, akla sıkıntı olmaz.
* İnsan şaşırınca, karısına “hala” der.
* İp, ince yerinden kopar.
* İt itle dalaşırken, koyunu kurt kapar.
* İyi at yemini artırır, kötü at kamçısını.
* İyini ekmeği gökyüzünde, kötünü ekmeği dizi dibinde.
* İyi peynir ama, köpek tulumunda.
K
* Kalbur kadar evin, deliği kadar derdi vardır.
* Kasap evinde her gün kurban bayramı.
* Kazan nerede kaynarsa, maymun orada oynar.
* Karanlıkta görülen iş, alaca olur.
* Karaya sabun, ölüye öğüt kâr etmez.
* Karga gül dalına konmakla bülbül olmaz.
* Karıncanın hediyesi, çekirge ayağıdır.
* Karıncaya tükürük göl gelir.
* Karpuz kabuğuyla büyüyen eşeğin ölümü sudan olur.
* Kazık yerini buldu, tokmağa ne hacet!
* Kırk yıllık çingeneye, maşa yapması öğretilmez.
* Kopacak kiriş, sesinden belli olur.
* Körler mahallesinde ayna satılmaz.
* Kendi hasırda, gözü Mısır’da
* Kılavuzu horoz olan, kümeste geceler.
* Kömürcünün evine giden, yüzü kara çıkar.
* Köpeğin ahmağı, baklavadan pay umar.
* Köre “Mum pahaya çıktı,” demişler, “O bizim harcımız değil,” demiş.
* Kurdun adı “yedi”, yese de, yemese de.
* Kaçan da “ Allah Allah “ der, kovalayan da.
* Karga güvercin gibi yürümeye kalkışmış, kendi yürüyüşünü de unutmuş.
* Karnımın penceresi yok ya; kuru ekmek yerim, kimseye eyvallah etmem.
* Kavak uzaya uzaya göğe değmez ya; elbet gir gün belinden kırılır.
* Kaymağı seven, mandayı yanında taşır.
* Kayserili’ye eşek boyaması öğretilmez.
* Kelle bizim olsa, gider Konya’da tıraş ettiririm.
* Kestirme yoldan giden, çok dolaşır.
* Kırlangıcın zararını biberciden sormalı.
* Kuraklık günde köpekle şaka yaparsan, çamurlu günde elbisenin berbat eder.
* Kurdun adı yaman çıkmış; tilki var, baş keser.
* Kaçakçıdan iyi tütün kolcusu olur.
* Kalendere “Kış geliyor.” Demişler; “Gelsin, ben titremeye hazırım.” Demiş.
* Kalın incelinceye kadar, ince koparmış.
* Kan kusana, altın leğenin faydası ne?
* Kargaların kurduğu dernek; “kışşşş” deyince dağılır.
* Katıra “Baban kim?” diye sormuşlar; “At dayım olur.” Demiş.
* Kaz değilsin, ördek değilsin; paçana kadar suda ne gezersin!
* Keçi kurttan kurtulunca, gergedan olur.
* Kılavuzu karga olanın, burnu b.ktan çıkmaz.
* Kelin yanında kabak anılmaz.
* Kel kız, ablasının saçı ile öğünür.
* Kedinin kanadı olsaydı, dünyada serçenin kökü kesilirdi.
* Kocakarıya zülüf yakışmaz.
* Kurtlar ihtiyarlayınca, köpeklerin maskarası olur.
* Kürsü dibinde ağlar, davul önünde oynar.
* Kadersiz köpek, kurban bayramından önce ölür.
* Karganın gönlünden şahinlik geçer.
* Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine tükürdüğüm cinsine çeker.
* Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başını yarar.
* Kepenek altında er yatar, çul altında küheylan.
* Komşu boncuğunu çalan, gece takınır.
* Kötü komşu, insanı elek – tekne sahibi yapar.
* Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.
* Kurt, eşek yediği dereye dokuz kere gider.
* Küçük idi kıyamadım, büyük oldu, yenemedim.
* Koyunun kuyruğu ne kadar büyük olursa olsun, ancak kendi k.çını örter.
* Lâkırdı bilmeyen hödükler, sönmüş ateşi körükler.
* Leyleğin ayağını kesmişler, uçuvermiş; “ Acısını konduğun zaman duyarsın.” demişler.
* Lâfla pilâv pişse, deniz kadar yağ benden.
* Leyleği kuştan mı sayarsın; yazın gelir, kışın gider.
* Leyleğin ömrü laklakla geçer.
M
* Mahallede biri ölür, herkes kendi ölüsüne ağlar.
* Malını yiyip de ölmüş var mı, kes avrat soğanın birini.
* Mekke’ye gitmişsin, misk sürünmedikten sonra neye yarar!
* Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır.
* Malın varsa, içinde bulun;
gemin varsa kıçında bulun.
* Mecliste elini, sofrada elini kısa tut.
* Misafir ev sahibinin danasıdır, nereye bağlarsa orda durur. · *Meyhanecinin şahidi bozacıdır.
* Misafir ev sahibinin danasıdır, nereye bağlarsan orda durur.
* Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz.
* Meyhanecinin yüzünü bayram topu güldürür.
* Mangal başı- kış gününün lâle zarıdır.
* Meyhaneci olur da şarap içmez mi!
* Misafiri horoz olanın ambarında buğday olmaz.
* Müflis aç kalınca, eski defterleri karıştırır.
N
* Nereye varsan, okka dört yüz dirhem.
* Ne benden sana bazlama, ne senden bana gözleme
* Nefesine güvenen borazancı başı olur.
* Ne Şam’ın şekeri, ne arabın yüzü.
* Ne verdin elime, ne çalayım yüzüne.
* Ne yedim pancar, ne yüreğim sancar.
* Ne zengine borçlu ol, ne züğürtten alacaklı.
* Nisan yağar mayıs öğünür, mayıs yağar ambar öğünür.
* Niyet etmiş yağmaya, kıyamette kalkmaya.
* Namaza meyli olmayanın, kulağı ezanda olmaz.
* Nefesine güvenen borazancıbaşı olur.
*Nerde çalgı, orda kalgı.”
O
* On paralık fener, ancak bu kadar yanar.
* Osuruklu g.te kepek ekmeği bahane.
*O ayıp, bu ayıp; ne yapsın bizim Şuayp!
* Oğlan aldı, oyuna gitti; çoban aldı, koyuna gitti.
* Oğlan doğur, kız doğur;seleyi yine sen götür.
* Oğlum olsun da meyhanede olsun; bir gün olmazsa, bir gün ayılır.
* O hacı bu hacı; kim olacak boyacı?
* Okumak bilmez, gözü defterdarlıkta.
* Olgun kızılcık diş istemez.
* Olsa ile bulsa, ikisi bir araya gelse; neler olur neler!
* Omzuna bir çuval somun yükletsen, ardına düşecek bir köpek bulunmaz.
* Osurukla boya boyansa, her yer fıstıki olurdu.
* Oturduğu yer ahır eskisi, çağırdığı İstanbul türküsü.
* Olsa ile bulsa’yı ekmişler, “hiç” çıkmış.
Öldüğüne bakmaz da, ceviz ağacından tabut ister.
* Ölem desem ecel yok, kalkam desem mecal yok.
* Ölümü bilmeyen, bayılmaya razı olmaz.
* Öpmeye meramı yok, yanağın nerde diye sorar.
* Öğe öğe öküz ettiler, boynuzunu dokuz ettiler.
* Öd ağacı yanmayınca kokusu çıkmaz.
* Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır.
* Öküz yem yiyince, çifte gideceğini bilir.
* Ölecek karga, kırılacak dala konar.
* Ölme eşeğim yaz gelir; çayır, çimen tez gelir.
* Ölüsü olan bir gün ağlar; delisi olan her gün ağlar.
* Önümüz darı kavurur, arkamız harman savurur.
* Öyle buğdayın böyle ekmeği olur.
* Öksüz çocuğu dövmesi kolay, alçacık eşeğe binmesi kolay.
P
* Pamuk çuvalının ha altında kalmışsın , ha üstünde.
* Parasız meyhaneye gidenin, okka çömleği başında patlar.
* Pehlivana “tut” demişler, -Elimden gelse canını alacağım,” - demiş.·
* Pabuç emanet, sokak elin; gez babam gez.
* Papaza kızıp, oruç bozulmaz.
* Para akıl öğretir, don yürüyüş.
* Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak.
* Para tutmakla birikir, yutmakla değil.
* Pazardaki ete soğan doğranmaz.
* Pişirdiği çoktur, hiç birinin aklı yoktur.
R
* Rençperin karnını yarmışlar, kırk tane “gelecek yıl “çıkmış
* Pek kirlenme sabuna zarar, pek acıkma ekmeğe zarar.
* Raftan sünger düşmüş, hanımın başını yarmış.
* Rüya ile hülya olmasa, züğürtlerin canı çıkar.
* Ramazanda borç alana, bayram çabuk gelir.
* Rüzgâr kayadan ne alır!
* Rüya ile hülya olmasa, züğürtlerin canı çıkar.
* Rüya, boş gezenin sermayesidir.
* Rüzgârına ardı yağış, sevincin ardı dövüş.
* Sabır ile koruk helva olur, dut yaprağı atlas.
* Saç tava gelir hamur tükenir, insan tava gelir ömür tükenir.
* Sağılan ineğin altına otururlar.
* Sağmadı sütünü, kör inek koydu adını.
* Sakla beni var iken, bulunayım san yok iken.
* Saman pazarında cevahir satılmaz.
* Sanatına hor bakan, boynuna torba takar.
* Sana vereyim bir öğüt.Ununu kendi elinle öğüt.
* Sarhoşun mektubu, meyhanede okunur.
* Satılmadık ziftim olsun, Selânik’ten kel gelir.
* Sekiz günlük ömür, dokuz günlük nafaka ister.
* Senin gözün ayranda, benim gözüm Meryem’de.
* Sıçan demiş ki:İnci dişlerime kıysam, demiri dişlerim.
* Sirke ne kadar keskin olsa, kendi küpünü çatlatır.
* Soydur çeker, b.ktur kokar.
* Sakalı gür olan, köselere eğlence olur.
* Sarı öküzün yanında duran, ya huyundan, ya tüyünden.
* Sekiz olur, dokuz olur; tosun büyür, öküz olur.
* Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?
* Sen pekmezi getir de, sinek Bağdat’tan gelir.
* Sırtı kaşınan köpek, çobanın değneğine sürtünür.
* Sivrisinek kavağın arkasına gizlenmiş; “Ne yapıyorsun?” diyenlere, “Kavak bana yaslanıyor.” Demiş.
* Sen çakıya sap takıncaya kadar, hıyarın vakti geçti.
* Serçeden korkan darı ekmez.
*Sokak elin, pabuç emanet; gez babam gez.
*Serçe küçük bir kuştur ama, zararını git çiftçiden sor.
* Serçe filin kulağına konmuş da; “Acıttım mı?” demiş.
* Sevilmeyenin sesi dangıldak, yürüyüşü zömbüldek gelir.
* Sade pirinç serde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir, meğer evlât kazana.
* Sirkeyi, sarmısağı hesabeden paça içemez.
* Sen bir garip çingenesin, nene gerek gümüş zurna! * Sultanahmet’te dilenir, Ayasofya’da sadaka verir.
* Suç, iğde de var, yünde de var ; çıkrıkta da var, yünü eğiren kancıkta da var.
* Sarı ineği gören, içi dolu yağ sanır.
* Sakala itibar olsaydı, keçi peygamber olurdu.
* Sakal ile kâmil olsaydı işi, keçiye danışırlardı her işi.
* Samanlıkta yatar ama vezir rüyası görür.
* Sarı samanın altından su yürütür, üstüne çıkar vaaz verir.
* Senin aradığın kantar, Bursa’da kestane tartar.
* Serçenin kantarı da kendine göredir.
* Sıçanın boynuna çıngırak takınca, kısmeti kesilir.
* Sırça köşkte oturan, komşularına taş atmaz.
* Soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir.
* Söylemeyip kulunç olacağıma, söyleyip gülünç olayım.
* Söyleme arsız olur, saklama arsız olur.
* Şaşkın ördek götün götün yüzer.
* Şalgam , kazana girince et oldum sanır ; arap, ata binince bey oldum sanır.
* Şehire bir hasta geldi: Derdi börek, virdi çörek.
* Şişman incelinceye kadar zayıf koparmış.
* Şahin için tuzak kursam, karga çıkar bahtıma.
* Şaşkın ördek başını kor da kıçında suya dalar.
T
* Tahtadan çuvaldız; ne kaybeden üzülür, ne bulan sevinir.
* Tatlı tatlı yemenin, acı acı o.urması olur.
* Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.
* Tahsil, cehaleti alır ama, eşeklik baki kalırmış.
* Tazının topallığı, tavşanı görünceye kadardır.
* Tembel badem yemek ister, kabuğunu soymaya üşenir.
* Tilkiye, “Tavuk eti sever misin?” diye sormuşlar, “Adamın güleceğini getirmeyin.” demiş.
* Tabut arayanın gözü yaşlı olur.
* Tarlada darım yok ki, serçeyle kavgam olsun.
* Taşı düşünce, yüzük de kıymetten düşer.
* Tavuğum yumurtladı deme, kümese hırsız dadanır.
* Tazısız ava çıkan, tavşansız eve gelir.
* Toklu bizim olsun da, kuyruğunu yoklarız.
* ”Tuna taştı,” demişler, “Çeviriverin eve” demiş.
* Tarlasında çalışmadım, işine karışmadım.
* Tas anma, evde kabak var.
* Taş atacak zaman var, taş toplayacak aman var.
* Tatlıya yakışmaz soğan, dayısını beğenmez yeğen.
* Tavuk kaza özenirse, g.tü yırtılır.
* Tek kürekle sandal sefasına çıkılmaz
* Tepe mahsulünü yel alır, dere mahsulünü sel alır.
* Terziye “göç” demişler, “iğnem yanımda” demiş..
* Tilki demiş ki: Kendim için demem ama, üzümsüz bağın kütüğü kurusun.
* Tutamadığımız kuş azadımız olsun.
U
* Uyuyanın oturana, dokuz osuruk borcu var.
* Unun yoksa bazlamaya, yağın yoksa gözlemeye özenme.
* Ulu ağacın başından yel eksik olmaz.
* Uludağ, heybe dolusu azıksız geçilmez.
* Usta maymun kamçı istemez.
* Uzunlarda hüner olsa, kavakta hıyar biter.
* Uyuz eşeğe gümüş semer yakışmaz.
* Ummadığın delikten tilki çıkar.
* Urganda da ölüm, yorganda da.
* Ustanın malını bir horoz götürür, keyfini bir katar çekemez.
* Uygun tedbir, takdire kıç attırır.
* Üç gecelik ay’ı kim olsa görür.
* Ürkütme kurbağayı, yiğit edersin.
* Üstü açık yatarsan, altı batman kar yağar.
* Üstünün ununu görüp de, değirmenci sanma.
* Üvey ana ekmeği, demirden tokmağı.
* Üzüm hırsızı güzün belli olur.
* Üzümü yiyen başka, kütüğünün dibinde yatan başka
V
* Vakit gelir, tilkinin kuyruğu kendine yük olur.
* Vurdun mu öldür, yedirdin mi doyur.
* Veysel Karani’den yumurta esirgeyen, sansar karaniye tavuğunu kaptırır.
* Vursan ölür, vurmasan ekmeğini elinden alır.
* Yan gelip yatan da bir, k.çını yırtan da bir.
* Yaz’a çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
* Yazın araması, kışın taraması olmasa, herkes manda besler.
Y
* Yağ bulamazken aşına, fesleğen takar başına.
* Ye yağlıyı, iç suyu, donarsa donsun; ye tatlıyı, içme suyu, yanarsa yansın.
* Yağmur yağsın da varsın kiremitçi ağlasın.
* Yalan dokuzmuş, sekizi avcının torbasından çıkmış.
* Yalan katmayınca lâf artmaz, hama katmayınca mal artmaz.
* Yangını körükleyen sakalından tutuşur.
* Yarım hekim candan eder, yarım imam dinden eder.
* Yaya gözüyle at, bekâr gözüyle it alınmaz.
* Yavaş tükürüğün, sakala zararı vardır.
* Yaz diye yola çıkarken, kışı gözüne al.
* Yedeği olan şey, çabuk kaybolur.
* Yengece “Niçin yan yan gidiyorsun?” diye sormuşlar; “Serde kabadayılık var,” demiş.
* Yiğitliğin dokuzu kaçmak, iri vurmak.
* Yoldaşın iyiyse, Bağdat yakındır.
* Yorgun eşeğin “çüş” canına minnet.
* Yükü görünce kaçar, lopu(yemek) görünce ağzını açar.
* Yüz verdik deliye, deli sıçtı halıya..
* Yük altında öküz bağıracağına, kağnı gıcırdamış.
* Zengine şekerden helva basarlar, fakire pekmez bile bulunmaz.
* Zenginin yorganı kalın olur da, osuruğunun kokusu dışarı çıkmaz.
* Zenginlik, yürüyüş; fakirlik ,dövüş öğretir.
* Zaten sıska, ne yapsın muska.
* Zayıf ata, kuyruğu yüktür.
* Zemherinin, kışından, zamanenin puştundan sakın.
* Zengin buldu, “mübarek ola”; fakir buldu, “nerden bula?”.
* Zengine mal veren, denize su taşır.
* Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı ortaya çıkmaz.
* Zengini malı, fukaranın çocuğu kıymetlidir.
* Zenginin gönlü oluncaya kadar, fukaranın canı çıkar.
* Zenginin horozu bile yumurtlar.
* Zengini malı, züğürdün çenesini yorar.
* Zenginlik insan yürüyüş, fakirlik dövüş öğretir.
* Zerdaliden düdük olmaz,adan al haberi.
* Zurnacının karşısında limon yenmez.
* Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir.